SarayMedya
Ruşeymli Torku Ürünleri

Feda yıllarının beyefendi stoperi

Bu biyografi 22 Mayıs 2018 - 8:45 'de eklendi ve 4.321 kez görüntülendi.
Feda yıllarının beyefendi stoperi

Çocukların futbolu bilgisayarda veya playstation’da değil, mahalle arasında, lastik ayakkabı, lastik topla, eski atletlerden kendi yaptığı formalarla oynadığı dönemlerde futbolla tanışan isimlerden bir tanesi Sami Ülker.
Mahalle maçlarının şampiyonlar ligine denk düştüğü yıllarda Hatıp mahallesinin takımında futbola başlayan Sami Ülker’in 1980 yılında yolu ilçenin futbol efsanelerinden Solak Yılmaz ile yani Sarayönüspor ile kesişti. Okul maçlarında Yılmaz Alceylan’ın dikkatini çeken Sami Ülker, alt yapıya seçilip iki yıl genç takımda oynadıktan sonra gösterdiği performansla A takıma seçildi.
Ağırbaşlı, terbiyeli, saygılı ve çalışkan yapısıyla Sarayönüspor’un en beyefendi futbolcularından bir tanesi olan Sami Ülker, Sarayönüspor’da oynadığı son beş yılda da takım kaptanlığını yürüttü. Futbol oynadıkları dönemlerde paranın pul olduğunu anlatan Ülker, gerçek kazançlarının sağlam arkadaşlıklar olduğunu söyledi. Zor şartlar altında futbol oynadıklarını ancak aldıkları keyfin kelimelerle tarif edilmeyeceğini dile getiren Sami Ülker, şimdi tüm imkanların bol olduğunu fakat yeni neslin değer bilmediğini ifade etti.
Futbol hayatına yöneticiliği de ekleyen Sami Ülker, 2014 yılında Gültekin Karlı ile ilçeye ikinci bir takım kazandırdı. Konya Sarayönüspor’un kurucularından olan Sami Ülker, üst liglerde fırsat bulamayan gençlerin futboldan kopmaması için mücadele ediyor.

????????????????????????????????????


Futbolla nasıl tanıştınız, nerede başladınız?
1965 Sarayönü doğumluyum. İlkokul, ortaokul ve liseyi Sarayönü’nde okudum. Askerliğimi 1985’te Denizli’de ve İzmir’de yaptım. Evli ve 4 çocuk babasıyım. İki oğlum, iki kızım var. Çocuklarımın ikisi şu anda uzman çavuş. Futbol hayatım 1980’de başladı. Düzenli bir takımda futbola ilk önce okul takımında başladım. Endüstri Meslek Lisesi’nin takımında oynadım. Daha öncesi arkadaşlarla mahalle arasında oynardık. Her çocuk gibi futbola mahallede oynayarak başladım. O zaman mahalleler vardı. İlk maceramız mahallede başladı. Mahalle maçları yapardık. Ben Hatip Mahallesi’nin takımındaydı. İnli mahallesinden, Yukarı mahalleden takımlar gelirdi. Çok heyecanlı olurdu maçlar. Mahalle maçları çok çekişmeli geçerdi. Çocukken bizim meşin topumuz falan yoktu. Lastik top bulursak Çerkez Lastiği’yle top oynardık. O zaman bizim en iyi ayakkabımız Çerkez lastiğiydi. Bildiğimiz lastik ayakkabı işte.

????????????????????????????????????


O meşhur mahalle maçları sizin için ne anlam ifade ediyor?
Mahalle maçlarının tadı apayrıydı. Aldığımız keyfi anlatmak mümkün değil. Eski atletlerden kendimize forma yapardık. Boyamak için kazanın içine boya atar atletleri renklendirirdik.. Bizim mahallenin rengi siyah beyazdı. Beyaz atletin yarısını poşetin içine bağlardık. Yarısı boyanır siyah olurdu, poşetin içindeki kalan yarısı beyaz kalırdı. Arkasına da kalemle numaralar yazardık. Ben 10 numarayı giyerdim. Çok keyifli yıllardı. Şimdi ne mahalle arasında top oynayan var, ne kendine forma yapan çocuk var. Genelde hep harman yerinde oynardık. Bahçelerden uzun selvi ağaçları çalar kale direği yapardık. Şimdi çocuklar futbolu bilgisayarda oynuyor. Eski çocukluk bitti.

????????????????????????????????????


Sarayönüspor ile tanışmanın nasıl oldu?
Endüstri Meslek Lisesi’nin okul takımında futbol oynuyordum. Okul takımında da 10 numaralı formayı giyerdim. Okul takımında görmüşler bizi, beğenince Sarayönüspor’a çağırdılar. Beni altyapıya çağıran rahmetli Solak Yılmaz oldu. 1980’de Sarayönüsporun genç takımına başladım. İki yıl genç takımda kaldım. Önceleri defansta oynadım. Daha sonra forvet bölgesinde oynadım. Genç takımda hemen hemen her mevkide oynadım.

Sarayönüspor’da size en çok emeği geçen kim oldu?
Bizim burada alt yapının oluşmasında da rahmetli Ethem hocanın ve Yılmaz abinin çok emeği var. İki üç tane takım çıkardı o zaman. Takımın ilk alt yapısı o zamanlar oluştu. O zaman da bizim genç takımdan, Sait Ulukavak, Çetin Ulukavak gibi birçok futbolcu çıktı. Yöneticilerimizle hiç sorun yaşamadım ben. Hocalarımdan Ethem hoca, Yılmaz abi, Jandarma Ali, Köksal Gürler, Artuğ bunların hepsiyle çalıştık. Köksal hoca da gençlere çok önem verirdi. Bize baraj yaptırırdı. Hümmet’e 30-40 tane frikik attırırdı. Sol ayağıyla vururdu o. Sağdan kim vuruyor, ona da 30-40 tane frikik attırırdı. O kadar çalıştırırdı. Solak Yılmaz olsun, Ethem hoca olsun futbolcu yetiştirmek için gerçekten çok çaba sarf ettiler. Birçok futbolcu arkadaşımız onların sayesinde işe girdi. Onlardan Allah razı olsun.

Futbolculuk döneminizde takımda kimler vardı?
Ethem hoca beni daha sonra A takıma aldı. 18-19 yaşında A takımda oynamaya başladım. A takımda beni stoper olarak oynattılar. Futbol hayatım boyunca hep stoper olarak oynadım. Forma numaram da 5 numaraydı. Ömer Gökay, Hüseyin Çeroğlu, Ali Çeroğlu, Konya’dan Bayram, Zühtü abi vardı. Gürsel Karlı, Ali Keskin, Hümmet Konar, Süreyya Çetinkaya Abdullah Kandemir gibi bir çok değerli futbolcularla beraber oynadık. Solak Yılmaz ve Ethem Hoca’nın elinde yetiştik. İkisinin kabri de cennet olsun. Bu kadroyla 8-10 sene futbol oynadık. Sonra aşağıdan genç arkadaşlar geldi. Muammer Akhançer, Niyazi Kart, Salih Yiyici, Ümit Çetinkaya, Murat Ayçiçek, Alaaddin, Şahap Erol gibi birçok genç arkadaşlarla oynamaya başladık. 1995’ten sonra takım kaptanlığını yapmaya başladım. Futbolu bırakıncaya kadar 5 yılda kaptanlık yaptım.

Sarayönüspor’da o dönemde futbol oynamak sizin ve diğer arkadaşlarınız için ne gibi bir anlam ifade ediyordu?
Herkeste çok büyük bir heves vardı. Her gün kesin maç yapardık. Antrenman olmadığında falan hiç boş geçirmezdik. Çok iyi adamlar vardı. Ama kimisi maddi yönden bıraktı, kimisi antrenmana gitmedi. O zaman takımlar da çok iyiydi. Biz genç takıma katıldığımız da falan o kadar yoğun ilgi olurdu ki. İki takım, üç takım kurulurdu. Herkes futbolla yatar, futbolla kalkardı. Sonra çok güçlü takımlar vardı. Kara gücü, Şerkerspor, Kültürspor, Demirspor. Fakat biz de iyiydik. Antrenmanları hiç kaçırmazdık. Yılmaz abi çalıştırırken, Etibank’ta kapma girerdik. Etibank’tan Ertuğrul’a kadar tarlaların içinden koşarak giderdik. Ertuğrul’da bir harman yeri vardı orda top oynar, sonra tarlaların içinden koşarak geri Etibank’a dönerdik.

Yöneticilikte size en çok emeği geçen isimi sorsak?
Cevdet Uğurlu, Orhan Kas, Mehmet Ceylan gibi yöneticilerle çalıştık. En çok Cevdet Uğurlu ile çalıştık. Cevdet amca çok iyi bir insandı. Antrenmanlara falan gitmediğimiz zaman gelir evden veya işten alıp götürürdü. Çok ilgilenirdi bizimle. Memleket takımı için, futbolcu yetiştirmek için çok çalıştı. Bir çok kişiye çok iyilikleri dokundu. Zaten herkes bilir Cevdet Amcayı. Sarayönüspor için onun yeri apayrı. Sarayönüspor tarihinde adı altın harflerle yazılması gereken birisi varsa o da Cevdet Uğurlu’dur. Allah rahmet eylesin.

Dönemin şartları nasıldı? Biraz da şartlardan bahseder misiniz?
Şimdiye bakarak büyük imkansızlıklar içinde oynadık biz. Evcekaya’da açılışlar yapılırdı. Antrenman malzemesi dağıtırlardı o zaman. Sarayönüspor ayakkabı verecek diye sevinirdik. O zaman Ramazan’da falan hep oraya giderdik. Ramazan’da yöneticiler oraya mutlaka karpuz getirirdi. Antrenman bittikten sonra orda orucumuzu açar, geri Sarayönü’ne gelirdik. Deplasmana giderken yemek falan ne arasın. Bir ekmek arası yaptırırlardı ya da simit olurdu. Bazı deplasmanlara zeytin peynir götürür yanımızda, arabada yerdik. Son yıllarda Amca ve yöneticiler çiftlikten falan para tedarik ediyorlardı. Son yıllarımız bir nebze iyi geçti. O yıllar çok iyi yıllardı.

Yaklaşık 20 yıllık futbolculuk hayatınızın size getirisi ne oldu?
Yöneticilerimiz de, hocamız da, biz de çok fedakarlıklar yaptık. Herkes formasını kendi evinde yıkatırdı. Eskiden kösele kramponlar vardı. O kramponlarla senelerimizi geçirirdik. Sahalar kum sahaydı. Bazı sahalarda bileğimize kadar kuma gömülürdük. Düşünce, düştüğün taraf yüzülür, bir hafta on gün onun yararlarıyla gezerdik. Biz o zaman hiç para pul görmedik. Para falan bilmezdik biz. Bizim kazandığımız en değerli şey arkadaşlıklarımız oldu. Şimdi en alt liglerde oynayan çocuk bile daha topa vurmadan para diyor. Küçük küçüklüğünü büyük büyüklüğünü bilirdi. Önce saygı geliyordu. Şimdi bakıyorum da gençlerin azıcık ayağına top değdiği zaman bir havalara giriyor, ben futbolcu oldum sanıyor. Öyle şey mi var. Biz de arabaya falan önce A takım biner, yer kalırsa genç takım binerdi. Kimisi ayakta kimsi oturarak giderdi. Önce falan binmek oturmak mümkün değil. Şimdi imkanlar çok iyi. Çim sahalar, halı sahalar, formalar, kramponlar, toplar her şey profesyonel. Bu dönemde şartlar çok iyi. Futbolu bu dönemde oynamayı çok isterdim.

Unutamadığınız bir anınız var mı?
Yirmi yıllık futbol hayatında bir sürü anımız oldu. Hiç unutamadığın bir anımı anlatayım. Kadınhanısporla bir maçımız oldu. Kadınhanı düşme hattındaydı. Bizim yöneticiler maçı vermiş, büyük abilerimizinde haberi varmış ama bizim 3-4 genç oyuncu haberimiz yok. İlk yarıyı 0-0 bitirdik. İkinci yarıda başladıktan sonra 60’ıncı dakikasında topu önüme aldım orta sahadan bir şut çektim; top gitti 90’a girdi. Öylelikle 1-0 öne geçtik. Sonra maçı 1-0 aldık. büyükler anlaşmışlar maçı; biz gençlerin haberi yok. 3-4 kişiyle maçı aldık. Sonra Kadınhanı lideri yendi de öylelikle ligde kaldılar. Birinci amatör kümedeydik. Ya 88 ya da 89 yılıydı.

Hiç şampiyonluk yaşadınız mı ya da küme düşme?
Abdullah Kandemir’in Konyaspor’u bırakıp geldiği yıl hem takımda oynadı hem de takımın hocalığını yapmıştı. 1’nci kümede oynuyorduk. Kadromuz eksikti. Futbolcu yetersizliği vardı. Kendi imkanlarımızla kümede kalmaya çalıştık ama başaramadık. 2’nci kümeye düştük. Ertesi yıl Hümmet Konar hocalık yapmaya başladı. O da hem oynadı hem hocalık yaptı. Hemen bir sene içerisinde tekrar şampiyon olup 1’nci kümeye çıktık. Şampiyonluğumuz 2 puan farkla olmuştu. 2000 yılında futbolu bıraktım. Biz bıraktıktan sonra Niyazi kart hocalık yapmaya başladı. Gözlü Tarım İşletmesinde işe başladıktan sonra idmanlara gidemedim. İdmanlara gidemeyince de takıma faydalı olamayacağımı anlayıp futbolu bıraktım. Doksanlı yıllarda futbol oynadığımız arkadaşlarla iletişimimizi hiç koparmadık. O yıllarda takım olarak bir arkadaşlık ortamımız vardı. Saygı, sevgi, hoşgörü vardı. O saygı, sevgi ve hoşgörü hala devam ediyor.

Futbol yeteneği biraz da genetiktir. Sizden sonra çocuklarınızdan futbol oynayan oldu mu?
Benden sonra oğlum Emre oynamaya başladı. Niyazi hocanın kurduğu genç takımlarda oynadı. 1’nci amatör kümede A takımda falan da oynadı. Sonra futbolu bırakıp uzman çavuş oldu. 13-14 sene futboldan uzak kaldıktan sonra futbola tekrar yönetici olarak döndüm. Gültekin Karlı ile birlikte 2014’te Konya Sarayönüspor’u kurduk. Dört sezondur takımımız Konya 1’nci amatör kümede ilçemizi temsil ediyor. Ben de yönetici olarak görev yapıyorum. Bölgesel Amatör Lig’de mücadele eden Sarayönü Belediyespor’da forma şansı bulamayan oyuncuların futboldan kopmaması, yetişecek yetenekli genç oyuncuların da kendini geliştirebilmesi için bu yola çıktık.

Konya Sarayönüspor ilk kurulduğunda bazı kesimler tarafından hoş karşılanmamıştı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Gençlerimizin önünün açılması ve geçmiş dönemdeki gibi önemli oyuncuların çıkarılması için kurduğumuz kulübümüz yalnızca bu amaca hizmet ediyor. İlk başlarda bizi birçok kişi anlamadı. Bizim derdimiz kesinlikli ikilik yaratmak değildi. Zaman içinde de bunu gösterdik zaten. Biz gençlerimizi bir yerlere taşımak için bu yola çıktık. Mesele kulübümüzü ilk kurduğumuz yıl sadece Sarayönü Belediyespor iddia uğruna bu yola çıktığımız düşünenler vardı. Sarayönü Belediyespor bizim rakibimiz değil ki. Sarayönü Belediyespor, BAL’da, biz 1.kümedeyiz. Sarayönü Belediyespor’da, Sarayönüspor’da ilçemizin takımıdır. İkisi de ilçemizi temsil ediyor. İki kulübü karşı karşıya getirmek büyük hata olur. Sarayönü Belediyespor’un 3. Lig’e çıkmasını en çok biz isteriz. Zaten her maçına gidip desteğimizi veriyoruz. Bizim tek bir derdimiz var oda gençlerimizin spor yapması. Bu gençlerimizin içerisinden yetenekli oyuncularımızın kendini gösterip üst liglere gidebilmesi bizim en büyük gurur kaynağımız olur.

Etiketler :


HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT


YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
DİĞER BİYOGRAFİLER
SON DAKİKA