SarayMedya
Torku Banada Bitter

Geçmişten günümüze “Sarayönü”

Geçmişten günümüze “Sarayönü”
Bu haber 15 Temmuz 2017 - 0:08 'de eklendi ve 571 kez görüntülendi.

XVI. YÜZYILDA SARAYİNİ KÖYÜ’NÜN SOSYAL VE EKONOMİK YAPISI (2)

 

VERGİLER VE ÜRETİM

Yüzyıl boyunca köyde vergilendirilen kalemlerin başında hububat tarımı gelmektedir. Arpa ve buğdayın dışında hangi tahıl ürünlerinin yetiştirildiği maalesef zikredilmemektedir. Bunun yanında köy ve çevresinin zengin su kaynaklarına sahip olduğu dikkate alındığında bağcılık ve meyveciliğin yanında bostan yetiştirildiği de görülmektedir. Öşr-i meyve adı altında alınan verginin hangi meyvelerden oluştuğu bilinmemektedir.

Zirai üretimin yanında arıcılık ve küçükbaş hayvancılık yapıldığı da dikkat çekmektedir. Bağ, bostan ve meyve öşürlerinden yola çıkarak toplam üretimi bulmak mümkün değilse de galle öşründen hareketle toplam hububat üretimi tespit edilebilir. Şöyle ki, köylülerin ürettikleri mahsulden beşte bir oranında öşür, yirmide bir oranında da salariye adı altında örfi bir vergi alınırken, köydeki piyadelerden sadece beşte bir öşür istenmiş, salariye ise alınmamıştır.

Yüzyıl boyunca köyden alınan buğday ve arpanın vergi miktarına bakıldığında toplam vergi gelirinin % 63,74 ile % 70,96’sına tekabül etmektedir. Vergi miktarları bilindiğine göre öşürden salariye payı çıkarılıp 5 ile çarpıldığında köydeki toplam hububat miktarı bulunabilir. En fazla hububat üretimi ve kişi başına düşen hububat miktarı yüzyılın başında daha fazla iken, yüzyılın sonlarına doğru toplam üretim kısmen düşmüş, bu üretimi, tahmini nüfusa böldüğümüzde de kişi düşen hububat miktarı % 38,4 oranında gerilemiştir. Hububatın yanında bağ, bostan ve meyve üretimi de öşre tabi kılınmıştır.

Bağ, meyve ve bostan kalemlerinin tahrir kıymetleri bilinmediğinden toplam üretim ancak akçe cinsinden bulunabilir. Bal üretimi öşr-i kovan adı altında verilse de vergi baldan değil, kovan başına 2 akçe alındığından 1500’de 70, 1518’de 1500, 1539’da 350 ve 1584’te 100 kovan arının varlığından bahsedilebilir. Küçükbaş hayvancılık faaliyeti de 2 koyundan 1 akçe üzerinden vergilendirilmiştir.

Buna göre en az 1500’de 6820, 1518’de 3200, 1539’da 7090 ve 1584’te 6000 baş hayvanın varlığından söz edilebilir. Kimden ne zaman ve ne kadar alınacağı önceden bilinmeyen zuhurata bağlı vergilerin tümü bâd-ı hevâ altında toplanmıştır. Tapu ve deştbâni vergisi daha önce bâd-ı hevâ vergisinin içindeyken, 1539 ve 1584 tahrirlerinde bu üniteden ayrılarak müstakil bir kalem haline getirilmiştir. Reaya kendi içerisinde evli-bekâr olup olmamasına ve üzerindeki toprak miktarına göre çift, nimçift, bennak ve caba statüleri altında vergilendirilmiştir. Bu bağlamda çiftlerden 36 akçe, nimçiftlerden 18 akçe, bennaklerden 12 akçe ve cabalardan da 6 akçe alınmıştır.

1500-1539 tahrirlerinde her bir kalem ayrı ayrı verilirken, 1584’te birleştirilmiştir. Dönemin küçük sanayi tesisleri diyebileceğimiz, yağ çıkarılan bezirhane ve tahunhane işletmeleri vergilendirme biçiminden kaynaklanan 3000-224 akçe arasında değişen bir vergi gelirine sahip olduğu görülmektedir. Bu tür işletmeleri içinde barındıran köylerin sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan diğerlerinden farklılaştığı söylenebilir.

Zira köy sakinlerinin yanında çevre köylerin ahalisi de bunlardan faydalandıklarından yol ağı, ulaşım, nakliyat, haberleşme ve konaklama imkânları gibi hizmetlerin daha gelişmiş olduğu ileri sürülebilir. XVI. yüzyılda Konya kazası genelinde 7 köyde bezirhanenin varlığı tespit edilmekte, tahunhane ise Sarayini’nin dışında hiçbir köyde bulunmamaktadır. Bezirhanelerde ızgın veya zeyrek otundan bezir yağı, tahunhanelerde ise susamdan susam yağı çıkarılır. Ancak bu cenderelerde işlemek için ne susam, ne de ızgın – zeyrek bitkilerinin köyde yetiştirilmediğini de belirtmek gerekir. Bu bitkiler köyde olmadığı gibi Saidili nahiyesi ve Konya kazası genelinde de görülmemektedir. Şu halde, söz konusu cenderelerde işlenecek susam ve ızgın – zeyrek bitkisinin nereden veya nerelerden getirilerek işlendiği bizce meçhul olmakla birlikte, vergilendirilecek kadar fazla üretilmediğinden tahrir defterlerine yansımadığı da söylenebilir.

Karaman eyaleti kanunnamelerinde bezirhane ve tahunhanelerden yılda 25 akçe vergi alındığı yazılıdır. Ancak Sarayini köyünde olduğu gibi bazı işletmelerde olması gereken vergi miktarından çok daha yüksek rakamlar ortaya çıkmaktadır. Bu gibi işletmeler genellikle bir vakfın akarını oluşturduklarından, tahrir defterlerine vergi toplamları ‚hâsıl‛ ve ‚fi sene‛ gibi ifadelerle yazılmışlardır. Dolayısıyla, söz konusu terimler cenderelerin yıl boyu çalıştırılmaları sonucunda elde edilecek kira gelirine veya işletme kârına işaret etmektedir.

Vakıfların ellerindeki işletmeler açık artırma usulü ile en yüksek fiyatı veren kişiye bir veya üç yıllığına terk edilebilmektedir. Bu durumda, işletmecilerin vakıflara ödemeleri gereken kira – mukataa bedeli tahrir defterlerine de aynen geçirildiğinden, söz konusu işletmelerden alınan vergi çok yüksekmiş gibi görünebilmektedir. Hâlbuki bu rakamlar devlet adına alınan vergiye değil, vakıf gelirine atıf yapmaktadır.

Buradaki bezirhanenin varlığı 1476 ve 1483 tarihlerine kadar götürülebilmektedir. Sözü edilen dönemlerde bezirhanenin Sarayini Camisi’ne 2000 akçe gelir sağladığı anlaşılmaktadır. Aynı gelir miktarı 1500 ve 1518 tahrirlerinde de devam etmiştir. 1518’de buna ek olarak 1000 akçe de sancakbeyi haslarına tahsis edilmiş, böylelikle bezirhanenin toplam işletme kirası 3000 akçeye çıkmıştır.

Buradan hareketle en azından 1500 tahririnde de bezirhanenin yıllık işletme kirasının 3000 akçe olduğu söylenebilir. 1518 tarihli Mevlana Vildan kanunnamesiyle Konya şehir ve kırsalındaki bezirhane ve tahunhanelerin mukataa yöntemiyle işletilmesine son verilmesine rağmen, söz konusu uygulama 1518’de de devam etmiş, 1539 ve 1584’de son bulmuş, vergilendirme resme dönüşmüştür. 1539’da bezirhanenin vergilendirilmesi, köyde yeni kurulan 9 taşlı şirrevgan (tahunhane) cenderesi ile birleştirilmiş, toplamda 150 akçelik bir vergi gelirinin parçası haline gelmiştir.

Bezirhanenelerden yılda 25 akçe resm alındığına göre 150 akçelik vergi gelirinin en az 25 akçesi bu bezirhaneye ait olmalıdır. 1584’te ise bezirhane ve tahunhane isimlendirilmesi kalkmış, onun yerine ma’sara (cendere) kaydı almış ve 224 akçelik bir vergilendirmeye tabi tutulmuştur. Tüm bu vergi kalemlerinden elde edilen toplam hasılat 1500’de 24.837 akçe, 1518’de 29.350 akçe, 1539’da 28.238 akçe ve 1584’te ise 31.452 akçedir. Köyden elde edilen vergi kalemleri vakıf ve timar olmak üzere iki hisseye ayrılmıştır.

Buna göre vakıf hisseler Konya’daki Karamanoğlu İbrahim Bey İmareti ile köydeki Sarayini Camisi’ne, divani hisseler de ortalama üç yılda bir değişen tımarlı sipahilere tahsis edilmiştir. Bu doğrultuda, vakıf hisselerin toplamı 1500’de 13.670 akçe, 1518’de 17.650 akçe, 1539’da 16.010 akçe ve 1584’te ise 19.324 akçe iken, divani hisselerin toplamı da 1500’de 11.167 akçe, 1518’de 11.700 akçe, 1539’da 12.228 akçe, 1584’te ise 12.228 akçedir. Her dönemde vakıf gelirleri timar gelirlerinden daha yüksek bir dilime sahiptir.

Etiketler :


HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA