Dolar 18,6344
Euro 19,6306
Altın 1.077,07
BİST 4.962,97
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 12°C
Parçalı Bulutlu
Konya
12°C
Parçalı Bulutlu
Paz 11°C
Pts 10°C
Sal 11°C
Çar 11°C

ACILAR HİÇ GEÇMİYOR

22 Ağustos 2022 22:30
169

Yıllar akıp gidiyor.

Marmara da yaşanan depremin üzerinden tam 23 yıl geçmiş.

Sanki dün gibi

Yunus Emre’nin dediği gibi

Sular hep aktı geçti
Kurudu vakti geçti
Nice han, nice sultan
Tahtı bıraktı geçti
Dünya bir penceredir
Her gelen baktı geçti.

Anadolu da geçen zamanla ilgili; ‘Geçti ama, deldi geçti’ sözleriyle yaşanan zorluklar anlatılmaya çalışılır.

1995 yılında yapılan genel seçimlerden sonra Türkiye, siyasi istikrarsızlığın en yüksek seviyede yaşandığı bir dönemi gördü.

Hükümet kurma çalışmalarının başarısızlıkla sonuçlanmalarıyla oluşturulan kaos ortamı ülkemizin üzerinde kara buluta dönüşmüş, siyasi istikrarsızlığın ekonomiye yansımasıyla markalarımız hızlı bir şekilde yabancılara el değiştirmeye başlamıştı.

Üretenden ziyade ithalata bağımlı hale dönüştürülüyorduk.

Suni olan başörtüsü sorunu ülkemizde gündemin ilk sırasına oturtulurken, birileri tarafından ekonomimize darbe vuran bankaların içleri boşaltılıyordu.

Üniversiteler öğrencilereeğitim yuvası değil, çile yuvası yerine dönüşmüştü.

Türkiye ve Türk milletinin düşmanları tarafından yerli işbirlikçileri ile oynan oyun tutmuş, millet üzerinde karamsarlık hakim olmaya başlamıştı.

1999 yılına gelindiğinde siyasi istikrarsızlıkta bir ilerleme kaydedilmemişti.

Ülkemiz kan kaybediyor, milletimiz üzülüyordu.

Ama 17 Ağustos sabahı merkez üssü Gölcük olan 7,6 şiddetindeki depremin Kocaeli, Yalova, Sakarya, İstanbul ve Düzce’de yol açtığı yıkımda binlerce insanımızın hayatını kaybettiği haberinin duyulması herkesin yüreğini yakmıştı.

Arama kurtarmada bugünkü gibi profesyonel değildik.

Herkes, yıkılan alanlarda bir can kurtarabilirmiyim diye canhıraçmücadele ediyor,kazmalar, kürekler, eller, avuçlar enkazın ortasında umut vermeye çalışıyordu.

17 Ağustos sabahından itibaren Konya Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde gıda, giyecek ve battaniye gibi depremzedelerin ihtiyaç duyduğu malzemeler hayırseverlerin de desteği ile araçlara doldurularak hızla bölgeye gönderiliyordu.

Okurlarımızı doğru bilgilendirmek için 18 Ağustos günü sabah erken saatlerde bizde bölgeye hareket ettik.

Düzce ye vardığımızda yarılan yollar ve yıkılan binaların yol açtığı zararları görmeye başladık.

Girişteki petrol istasyonu yanındaki bina ikiye ayrılarak V şeklini oluşturmuş, ilerideki binanın ise dış duvarları yok olmuş, iç duvarlar olduğu gibi duruyordu.

Adapazarı’na doğru ilerledikçe yarılan yolları ve yıkımın daha şiddetli olduğu yerleri görüyorduk.

Bir gün Adapazarı’nda kaldık.

Çadırlar kurulmaya, açıkta kalanlara battaniye, giyecek ve yiyecek yardımları dağıtılıyordu.

Türkiye oradaydı.

Türkiye’nin ve Türk milletinin yüreği yanıyordu.

O gün Marmara da yaşanan felakette resmî raporlara göre 17.480 ölüm, 23.781 yaralanma oldu. 505 kişi sakat kaldı. 285.211 ev, 42.902 iş yeri hasar gördü. 2010 yılında yayımlanan Meclis Araştırması Raporu’na göre 18.373 kişi hayatını kaybetti. 48 bin 901 kişi ise yaralandı.

Aradan yıllar geçti.

Yaralı yüreklerdeki acılar ise hiç geçmedi.

Allah’ım bu acıyı bu millete bir daha yaşatmaz inşallah.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
18 Kasım 2022 00:02
7 Kasım 2022 22:10
3 Kasım 2022 22:11
31 Ekim 2022 22:12
24 Ekim 2022 23:06
17 Ekim 2022 23:32
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.