Dolar 9,6155
Euro 11,2367
Altın 554,31
BİST 1.480
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 22°C
Az Bulutlu
Konya
22°C
Az Bulutlu
Paz 21°C
Pts 14°C
Sal 14°C
Çar 16°C

Başarı, sabır ve sebat etmekle gelir

Başarı, sabır ve sebat etmekle gelir
A+
A-
13.10.2021
279

Esnaf köşemizde bu hafta demir ve kaynak işleri ile uğraşan tanınan esnaflarımızdan Ali Kas’ı (Kaynakçı Ali Usta) ziyaret ettik. Çocuk yaşlarından beri aynı sektörde çalışan Kas, bir bölümü dışarıdan bağkur yatırmak suretiyle kendi iş yerinden emekli oldu. Emekli olduktan sonra da çalışma hayatına devam eden Ali Kas, mütevazi yapısıyla dikkat çekiyor.

Yeni yetişen neslin meslek öğrenmeden yetiştiğinin altını çizen Ali Kas, tamamen okumaya yönelen gençlerin ellerinde bir ustalık olmadığını ve elinden bir iş gelmediğini söyledi. Gençlerin bilinçli ve topluma faydalı bir şekilde yetiştirilmesi gerektiğini belirten Kas, devletimizin de bu konuda üstüne düşeni yapması gerektiğini belirtti. Son derece çalışkan bir yapısı olan Ali Kas, işlerini ilerlemiş yaşına rağmen tek başına yürütüyor. İşini severek yaptığını ve sağlığı el verdiği sürece de yapmaya devam edeceğini belirten Ali Kas, ayrıca 2300 lira emekli maaşıyla geçinmesinin mümkün olmadığını söylüyor. Ali Kas hayatını ve düşüncelerini şu şekilde anlattı:

 

“Uzun süre aynı iş yerinde çalıştım”

1952 yılında Sarayönü’nde dünyaya geldim. İlkokulu Eski Devrim İlkokulu’nda okuduktan sonra ortaokulu okumadım. 2 sene Kuran kursuna gittim. Kuran kursu eğitimimi tamamladıktan sonra Hasan Helvacılar ustamın yanında, çırak olarak işe başladım. 1973 senesinde askere gidesiye kadar ustamın yanında çırak olarak çalışmaya devam ettim. 1973 yılında vatani hizmetimi tamamlamak için asker ocağına dahil oldum. 2 sene kadar askerlik hizmetimi tamamladıktan sonra, Hasan ustam beni tekrar çağırdı. Bu sefer işin ehli sayılır bir bilgi birikimi ile Hasan ustamın yanında usta olarak çalışmaya başladım. Ve 2005 yılına kadar, dile kolay 30 sene aynı iş yerinde, Hasan ustamın yanında çalışmaya devam ettim. Hasan ustam benim karakterime ve kişiliğime güvenmiş olacak ki, daha sonra Allah’ın da izniyle beni kendine damat olarak layık gördü (gülerek). Hasan Ustamın kızıyla Dünya evine girdik. Ustam artık kayınpederim oldu. Allah bağışlasın bu evlilikten 2 kızım ve 1 oğlum Dünya’ya geldi. Hasan ustamın yanında 2005 yılına kadar çalıştıktan sonra emekli oldum. Emekli olurken sigorta primlerimin yaklaşık 5 senesi Şoförler Odasından dışarıdan yattı. 2005’ten sonra da kendi iş yerimi açarak çalışma hayatıma devam ettim.

 

“Ben hep aynı sektörde çalıştım”

Beni belki de farklı kılan şey, inatçı bir yapım olması. Aşırı sabırlı ve bilinçli bir insan olmam. O yüzden yaklaşık 55 senedir hep aynı sektörde çalıştım. Ama işi bana sevdiren, Hasan ustam oldu. Hasan usta benim için hem usta, hem öğretmen, hem de baba oldu. Düşün, askerlikten öncesini saymazsak 30 yıl beraber çalıştık, tek başımıza da değildik, ustamın yanında 8-9 kişi daha çalışıyordu. Ama bu 8-9 kişi arasından sadece ben kendi iş yerimi açtım. Hem maddi olarak ihtiyacım vardı çalışmaya, hem de boş durmayı sevmeyen bir yapım olduğu için, hem de artık bu iş ile özdeşleştiğim için.Aslında ustamın yanında çalışmaya da devam edebilirdim ama daha fazla geç kalmadan kendi iş yerimi açmam gerekiyordu. Bir süre yanımda 3-4 kişiyi çalıştırdım iş yerimi açtıktan sonra. Ama çalışanların maliyeti bana yüksek geldiği için, uzun süredir tek başıma devam ediyorum.

 

Mesleğin zorlukları!

Bizim mesleğimizin en zor tarafı işin fiziksel olarak ağır olması. Yani işlenen, işlem gören maddenin ağırlığı. Kendi açımdan değerlendirecek olursam, tecrübeli bir usta olduğum için aletler, motorlar hep bana gelir. Müşterilerim benim için o eski usta bu işi yapsa yapsa o yapar diyerek, eğilen pulluklarını bana getiriyor. Bende tek başıma çalıştığım için haliyle zorlanıyorum. Bizim işimiz masa başı bir iş değil. Fiziksel anlamda zor bir iş. Artık 69 yaşına geldim. Vücudumun çalışmaya el vermediğini hissettiğim an işi bırakırım. Bazen yapamayacağım işleri yaşı bana göre genç olan ustalara paslıyorum bu yüzden.

“Nitelikli eleman yok”

Ülke genelinde işçi sorunu yaşanıyor. Sarayönü’nde de aynı sorunlar var. Eskisi gibi artık çırak, kalfa, usta yok yetişmiyor. İş isteyen de ben ustayım, çırak olmadan usta oldum diyor. Günümüzde çıraklık dönemi ilk ve ortaokul oldu, kalfalık dönemine lise deniyor, üniversite dönemim ustalık deseler de iş bulamıyorlar. Ülke genelinde her ilde, ilçede artık üniversite var burada okuyan binlerce öğrenci her yıl diploma alıyor anlayacağınız usta oluyor. Sonuç ne oluyor işsizler ordusu doğuyor. Bunlar üretmeden çilesini çekmeden kalfa olmadan diplomalı usta olduk diyorlar. Bunlar sizlerin anlayacağı diplomalı boş gezenler. Bugün sanayi elaman bulamıyor neden iş isteyenlerin hepsi diplomalıyım diyor. Diplomalı gençler diplomanın iş yapmadığını geç de olsa anlıyor. İşimiz sanayi olunca konu ister istemez eleman yetersizliği oluyor. Eleman olmayınca yatırımda olmuyor. Eleman olsa da vasıflı elaman bulunmuyor. Bugün küçük ölçekli sanayiciler elemansızlıktan dert yanıyor. Zaman zaman sanayicilerimizle konuşurken konu nitelikli insan kaynağına geliyor. Haklılar. Çünkü en önemli şey insan kaynağı… Özellikle imalat yapan işletmelerin en büyük sıkıntısı; yeni mezun gençlerin işi öğrenme süreçlerinde çok da fazla üretime yanaşmayıp masa başında çalışarak hızlıca yönetici olmak istemeleri. Yani tulumu giyip makinenin başına geçen, gün sonunda üstü başı yağ kir içinde kalmış, işin içinde olarak öğrenmeye çalışanların sayısı gittikçe azalıyor. İmalatçı arkadaşımla sohbetimizde şunu demişti. “Yeni gelen gençler işle ilgili hiç soru sormuyorlar, kafalarını bilgisayarlara gömüyorlar. Hâlbuki önce işi öğrense, gelip üretimi izlese, bana sorsa, ben her şeyi ona öğreteceğim. Yaptığınız iş bilgisayar başında yapması gereken bir iş de olsa önce bir imalatı öğrenmesi ve çalışması gerekiyor.” Evet, çok doğru… İşi yerinde ve sorarak öğrenmesi gerekiyor. Yani bir süre çırak, kalma sonra usta olması gerekiyor. Ama yeni nesil her şeyin bir ‘tık’la önüne geldiğini düşünen bir nesil olmuş. Bizim gençlik yıllarımızda böyle değildi, aile çocuklarının okul öncesi sanat öğrenmesini istiyordu çıraklığa veriyordu. Bugün tam tersi oldu aile çocukları okusun diploma alsın diyor sonra çocukları boşta kalıyor. Teorik eğitim sadece diploma veriyor okul sonrası gençler iş bulamıyor. Görerek ve çalışarak, tecrübe ederek öğrenmeyi gerçekleştirmiyoruz. Bunun temel sebeplerinden biri belki kuşak farkı; ama bir sebebi de yetiştirilme sebebimiz. Anne ve babaların çocuklarına herhangi bir konuda veya işte önce çırak olmayı öğretmemesi… İşinizi layığıyla, hakkıyla yapmak için bu çıraklık eğitimi şart. Binlerce üniversite mezunu var, her geçen gün de artacak bu sayı. Çünkü son yıllarda üniversitelerin sayısı hızla artmaya başladı. Her yere bir üniversite binası dikmeye başladık. Bunca mezun nasıl iş bulacak, geleceğin mesleklerini icra edebilecek mi, değişen iş dünyasına ayak uydurabilecek mi; düşünmemiz gerekiyor. Ülke olarak tekrar çıraklık sistemine bir an önce geçmemiz lazım derim. Günümüzün şartları doğrultusunda sanatsal okullara ağırlık verilmeli. Okulun yanında pratiğe önem verilmeli. Sanatsal okullar gençler arsında cazip hale getirilmeli.

“Sanayimiz gelişmiyor”

Çoğu iş kolunda nitelikli eleman ve usta eksikliğinden dolayı, sanayimiz bir türlü gelişemiyor. Hep aynı yerinde sayıyor. Bu yüzden müşterilerin birçoğu dışarıya iş yaptırmayı tercih ediyor. Çünkü sanayimizde nitelikli usta sayısı iki elin parmaklarını geçmeyecek seviyeye geldi. Bir an önce bu sorunların çözülmesi lazım. Gençlere tavsiyem geçte olsa, ülkemize faydalı iş kollarından birinden meslek edinsinler. Yaşım geç oldu diye düşünmesinler bir ustanın yanında işe girsinler. Üniversite okudum diye masa başı iş beklemesinler. Devletimizin de bu hususta elini taşın altına koyması gerekir. Daha fazla teşvik, daha fazla prim sistemi getirmelidir. Üniversite okumayan adam olmaz gibi bir bakış açısı var. Okusun gençlerimiz tabi ki karşı değiliz, ama unutmasınlar ki sanayide bir okuldur, ustalarda birer öğretmendir…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.