Dolar 12,4902
Euro 14,1332
Altın 714,43
BİST 1.776
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 15°C
Sağanak Yağışlı
Konya
15°C
Sağanak Yağışlı
Paz 17°C
Pts 19°C
Sal 18°C
Çar 6°C

BAŞÖĞRETMENİM ATATÜRK-1

A+
A-
22.11.2021
868

“Benim asıl kişiliğim öğretmenliğimdir; ben milletimin öğretmeniyim… Eğer Cumhur reisi olmasam, Maarif Vekilliğini almak isterdim…” hitabıyla “Cumhurbaşkanı” olmasaydı “Öğretmen” olmak istediğini belirten Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk, eğitimci kişiliği ve Öğretmenler ’e verdiği değer ile yepyeni bir eğitim politikası geliştirmiştir.

Mustafa Kemal Atatürk, 9-10Ağustos 1928’de Sarayburnu’nda yaptığı konuşmada: “Bir toplumun %10’u, %20’si okuma yazma bilir, %80’i, %90’ı bilmezse, bu ayıptır; bundan insan olanlar utanmak lazımdır… Milletimiz yazısıyla, kafasıyla bütün âlem-i medeniyetin(medeniyet âlemi) yanında olduğunu gösterecektir. Vatandaşlar, yeni Türk harflerini çabuk öğreniniz. Bütün millete, kadına, erkeğe, köylüye, çobana, hamala, sandalcıya öğretiniz…”diye söylemiştir.[1]

Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk, eski alfabe ile okuma yazmanın zor olduğunu, eski alfabenin eğitimi olduğu kadar hayatın diğer alanlarını da zorlaştırdığını; yeni harflerin ise toplumun değişik kesimlerinde çalışanların kolaylıkla kavrayabileceği bir alfabe olduğunu söylemiştir. Kadına, erkeğe, köylüye, çobana, hamala, sandalcıya hitabıyla ayrım yapmaksızın milletinin tüm bireylerinin cehaletten kurtulması isteğini ve çağdaş uygarlık düzeyine milletinin zekâsıyla yükselebileceğine tam inancını belirtmiş, Türkiye’nin uluslararası alanda da tanınırlığının ve saygınlığının artacağını ifade etmiştir.

Türkiye’de 1 Kasım 1928 yılında Latin harflerine dayanan yeni alfabe kabul edilmiştir. Meclis görüşmelerinden sonra aynı gün, 1 Kasım 1928 tarih 1353 kanun numarası ile “Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkındaki Kanun” adıyla yasa kabul edilmiş 3 Kasım 1928 günü 1030 sayılı Resmi Gazete’ de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.[2]

Türkiye’de  “Harf İnkılâbı” ile Mustafa Kemal Atatürk kolay kullanılabilir, anlaşılabilir ve öğretilebilir bir dil ile eğitimde ilerlemeyi hedeflemiştir. Bu inkılap sonrası yeni alfabenin halka öğretilmesi amacıyla Millet Mektepleri kuruldu. Millet Mektepleri, halkı okur-yazar kılmak amacıyla gerçekleşen eğitim seferberliği için kurulmuş dört ay süreli eğitim veren halk eğitimi kurumlarıdır.

Milli Eğitim Bakanı  Darende’ li Mustafa Necati Bey’in hazırladığı “Millet Mektepleri Talimatnamesi” (Yönetmeliği) 11 Kasım 1928’de Bakanlar Kurulu’nda onaylandı ve 7284 sayılı Bakanlar Kurulu kararının 24 Kasım 1928’de Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla yürürlüğe girdi. Yönetmeliğe göre daha önce okuma yazma bilsin bilmesin 16-45 yaş arası her Türk vatandaşı kurulacak Millet Mektepleri’nde kurs görecek idi. Kadın erkek her Türk vatandaşı da bu kurumun üyesi ve yardımcı organı kabul edildi.

 Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, 24 Kasım 1928 tarihinde Millet Mektepleri’nin Genel Başkanı ve “Başöğretmen” seçildi. Bu nedenle 1981’de 24 Kasım günü “Öğretmenler Günü” olarak ilan edilmiştir. Bu gün her yıl öğretmenlerin toplumdaki yeri, rolü, önemini değerlendirmek açısından güzel bir vesile olmuştur.

Mustafa Kemal Atatürk , “Başöğretmen” seçildikten sonra elinde tebeşir, kara tahta başında ve halkın içinde, halka okuma yazma ve çeşitli bilgiler öğretmeye girişmesi; öğretmenlere çok değer vermesi; her fırsatta okulları gezmesi, sınıflara derslere girmesi; çocukları çok sevmesi, eğitimde çocukluk döneminin değerini bilmesi; ders kitapları yazması; her yerde ve her zaman eğitim ve öğretimde bulunma amacını gütmesi; bu nedenle, halka, öğretmenlere seslenişleri yanında, sofralarının ve özel sohbetlerinin de öğretici bir değer taşıması; kolay öğretmesi; bunu yaparken, karşısındaki hedef kişi veya topluluğun yaş, meslek, sosyal durum… gibi özelliklerini göz önünde tutarak davranması “O’nun eğitimci kişiliğini belirleyen belli başlı özellikleridir.[3]

Türk çocukları ve gençlerini emanet ettiği “Öğretmenler’e”, ”Eğitim’e” verdiği önem nutuk ve demeçlerinden de açıkça anlaşılmaktadır.

 

 

 

 

 

[1] Işık, Yasemin ,Avrasya Sosyal ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi (ASEAD)Eurasian Journal of Researches in Social and Economics (EJRSE)

ISSN:2148-9963 www.asead.com

Mustafa Kemal Atatürk’ün Eğitimci Kişiliği ve

“Başöğretmen” unvanı, asead cilt 7 sayı 1 yıl 2020, s 173-196

[2] Çakır,Muhammet, T.C. Necmettin Erbakan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü

Tarih Anabilim Dalı, Harf İnkılâbı ve Millet Mektepleri 1928-1935(Konya Örneği), Yüksek Lisans tezi, Konya 2016,s.1-114

[3] A.g.b. s.173-196

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.