DOLAR 7,8310
EURO 9,4615
ALTIN 456,48
BIST 1.325
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 12°C
Çok Bulutlu
Konya
12°C
Çok Bulutlu
Per 12°C
Cum 12°C
Cts 13°C
Paz 12°C

ÇOCUK EĞİTİMİ – 1

17.06.2020
13.481
A+
A-

Bu yazımızda Fransız filozof, yazar Jean- Jacques  Rousseau’nun“Emile ya da Eğitim Üzerine”isimli kitabından değerlendirmeler yaparak, geçmişten günümüze “Çocuk Eğitimi” konusunda gelinen noktayı irdeleyip  çözüm yolları üreteceğiz.

Jean – Jacques Rousseau, Fransız İhtilali sonrası sosyal yapı ve eğitim  sisteminde etkili,18.Yüzyıl felsefesinin başta gelen filozoflarındandır. Ahlaki, toplumsal düşüncelere öncülük  etmiştir. Yazar, Eğitim – Öğretim açısından son derece önemli olan çocuk eğitiminin doğaya uygun olması gereğini ön plana çıkarır. “Emile” tam bu sebeple, “Her şey Yaradanın elinden çıktığında iyidir; insanoğlunun elinde bozulur” cümlesi ile başlar. (Avunç, 2019, s.5)

J.-J. Rousseau, ferdin doğuştan getirdiği saf tabiatını temele alan bir eğitim teorisi geliştirdi. Onun “Emile veya Eğitim Üzerine” adlı pedagojik romanında vurgulamak istediği, ferdin doğuştan esas olarak temiz olduğu, ancak feodal toplumun ve eğitim dâhil bütün toplumsal kurumların daha sonra kişinin temizliğini ve ahlâkını bozduğudur.” (Ergün, 1994, s.18)

J.-J. Rousseau, eğitim anlayışında, ferdin doğuştan getirdiği ham, güzel, doğal tabiatını esas almıştır. Ona göre, insanoğlu, Allah tarafından temiz, ahlaklı, karakterli ve doğaya uygun olarak yaratılmıştır. Ancak ne var ki, insanlardan meydana gelen toplumlar, toplumsal sistemler, eğitim kurumu başta olmak üzere diğer sosyal kurumlar, bireyin, insanın ahlakını, temiz, doğaya uygun tabiatını, üstün karakterini bozmaktadır.

Ona göre eğitim toplumun, dinî, felsefî, ahlâki ve politik sistemlerinin çocuğa kabul ettirilmesi değil; çocuğun serbest gelişimini, “tabiî gelişimini” sağlayıcı bir düzen olmalı idi.” (Ergün, 1994, s.18)

J.-J. Rousseau’ya göre, bugünkü toplumsal sistemde, eğitim kurumunun görevi, toplumların dini inançlarını, ahlaki sistemlerini, düşünce yapılarını, siyasi sistemlerini çocuklara zorla kabul ettirmiş olmasıdır. Halbuki eğitim, insanın doğal tabiatını esas almalı, doğa eğitimi içerisinde, çocuğun doğal tabiatını öncelemelidir. Yani eğitim, çocuğun tabiatına tekrar dönmeli, kişisel gelişimini sağlamalıdır.

Çocuğun sosyalleşmesi sürecinde, anne ve babaların düştüğü en büyük hata, aşırı derecede koruyucu davranmalarıdır. Aşırı koruyuculuk çocuğa fayda değil zarar verir. Çocuk; bazı değerleri, yaşantıları, tecrübeleri, doğruları, yanlışları yani hayatı kendisi tecrübe edebilmelidir.

Elbette ki çocuk, başıboş bir canlı gibi, yalnız bırakılmamalıdır. Çocuk yaşantılarla eğitilmelidir. Sadece anlatmakla asla bir şeyler öğretilemez. Bu şekilde eğitim vermek yanlıştır. Gerçek eğitim, derslerden ve prensiplerden çok uygulamadır.

Çocuğa en başta öğretilmesi gereken “ insanlık ”tır. Güzel ahlak, erdemler hissettirilmelidir. Anne ve babası çocuğuna daima güzel model olmalıdır.

Çocuğun doğduğu, yaşadığı çevre bir kentse, çocuk sadece kentin havasıyla, doğal olmayan bir çevrede yetişecektir. Çocuğu doğal ortamda yetiştirebilmek için, zaman zaman çocukların kırsal alanın doğal güzellikleri içerisinde yaşaması sağlanmalı ve çocuklar temiz, doğal gıdalarla beslenmelidir. Kentlerde dört duvardan ibaret evlerde değil, köyün o güzelim, burcu burcu kokan doğası içinde de yetişmelidir. Dünyayı, tabiatı, hayvanları, bitkileri tanımalıdır. Bunlara yabancı olmamalıdır.

Çocuğun temizliğine, yaşadığı ortamın ferah olmasına dikkat edilmeli, özen gösterilmelidir. Çocuğa güler yüzle, şefkatle davranılmalıdır. Asık bir çehre, sert, kızgın tavırlar, çocuğun ileriki yaşlarda korkak bir kişilik sahibi olmasına sebep olur. Aile ortamının samimiyeti, cana yakınlığı, saygı, sevgi ortamı, çocuğa aynen sirayet edecek, sağlam karakterli, kişilikli, sağlıklı bireyler olarak yetişmesini sağlayacaktır.

Çocuğun sosyal kişiliğinin gelişmesi için sık sık gezdirilmeli, yaşıtlarıyla oynaması sağlanmalıdır. Böylelikle hayal gücü gelişir, sosyalleşir, özgüvenli, cesur, atak, paylaşmayı bilen bir birey olur.

Çocukların ihtiyaçları, her istediği hemen yerine getirilmemelidir. İsteklerini ağlayarak, ısrarcı davranarak elde eden bir çocuk, doyumsuz ve ileriki yaşlarda mutsuz olur. Eksikliği, yoksunluğu hissedemezse, zor durumdaki insanları anlayamaz, empati kuramaz, merhametli olamaz.

Çocuğun isteklerini reddettiğinizde geri adım atmayın. Aksi taktirde, sadece istekleri yerine geldiğinde mutlu olur. Çocuğu sürekli yönlendirmek, emir cümleleriyle konuşmak, çocuğu aptallaştırır, pasif bir insan haline getirir. Onlara yetişkin bir insan gibi değer verip, iletişim kurulmalıdır. Baskıyla, korkuyla onlara hiçbir şey verilemez, şahsiyetlerini zedelersiniz.

Ebeveynler din eğitimi hususunda; baskıcı veya ısrarcı bir tutum içinde olmamalıdır. Çocuğa iyiyi, kötüyü, erdemli olanı, ahlakı, dürüstlüğü doğru bir biçimde öğretirseniz, çocuk din konusunda kendi tercihini özgürce yapacak, severek ve isteyerek dini vecibelerini yerine getirmek isteyecektir.

En çok yaşayan insan; ardında uzun yıllar bırakmış insan değildir; yaşamı en çok hissedip içselleştirmiş olandır. Çocuklara güç ve kuvvetle, yetişkinlere akılla davranmak gerekir.

KAYNAKÇA:

  • Jean- Jacques Rousseau, Emile ya da Eğitim Üzerine, İş Bankası Kültür Yayınları, Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi, Çev. Yaşar Avunç, Yay. Tar. 2019, s.s.768
  • Mustafa Ergün, Eğitim Sosyolojisi, 2020, s.18 / 217, saat: 17.40




YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.