DOLAR 7,8317
EURO 9,3870
ALTIN 448,05
BIST 1.313
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 9°C
Parçalı Bulutlu
Konya
9°C
Parçalı Bulutlu
Sal 9°C
Çar 10°C
Per 12°C
Cum 13°C

ÇOCUK EĞİTİMİ-2

24.06.2020
5.909
A+
A-

Aile toplum içinde diğer sosyal kurumlar gibi açık bir sistem oluşturmaktadır. Bertalanffy’e göre;” yaşayan bir organizma, özellik olarak açık bir sistemdir. Eğer bu sisteme madde giriş ve çıkışı yoksa o sistem kapalıdır; giriş ve çıkışla beraber değişme varsa o sistem açık bir sistemdir. Bunun için, yaşayan sistemler açık sistemlerdir”. (Bertalanffy,1971).Hodgetts’e göre;”açık sistemler çevreleriyle sürekli olarak etkileşirler. Devamlı olarak çevreden girdiler alır ve bunları çıktı olarak değişime uğratırlar (Hodgetts, 1975). Açık sistemler bu çıktılarını çevrelerine ihraç ederler. Açık sistemler durağan değil, değişim, gelişim ve büyümeye açık olarak devamlı bir biçimde hayatta kalmak üzere düzenlenmişlerdir.

Bu sebeple aile, sistemin açık sistem olması sonucu, toplumun diğer kurumları ile sürekli etkileşim göstermektedir. (Bilen,2009). Aile kurumu toplumlar için geçmişten geleceğe kurulan bir köprüdür ve en önemli misyonu çocuk yetiştirmedir.

J.J. Rousseau, annelere hitaben: ”Ben sana sesleniyorum, anayoldan ayrılıp da o küçük fidanı yani çocuğu  insanların kötü düşünce ve fikirlerinden korumak ve çocuğun doğasına uygun yetiştirilmesini sağlamak için,  ileriyi gören  ve sevecen anne, o genç bitkiyi ölmeden önce yetiştir, sula: Meyveleri bir gün sana büyük mutluluk verecektir.”(J.J.Rousseau,2009,s.6)

Ebeveynler, bebeklerini kucaklarına aldıkları andan itibaren, insan yetiştirme sorumluluğunu çok önceden idrak etmiş olmalıdırlar. Hayatın zorluklarına, kötülüklerine katlanmayı bilen birey, anne  ve babaları tarafından en iyi şekilde yetiştirilen kişidir. İşte tam bu noktada, hem anne hem babalara çok görev düşmektedir.

Bu görevler;

1)Anne ve babalar çocuklarına alçakgönüllü davranmalıdır. Nitekim anne ve babalar, çocuklarını büyütürken alçakgönüllülük  gösterecek olurlarsa ,ahlak kendiliğinden oluşur, tüm yüreklerde doğal duygular yeniden canlanır.

2)Anne ve babalar çocuklarının müspet , ahlaki ve kültürel gelişimlerini sağlayabilmek için canlı, sıcak, sevgi ve coşku dolu bir aile ortamı hazırlamalıdırlar.Aile yaşamının çekiciliği ahlaksızlığa karşı panzehirdir. Aile canlı ve  coşkulu olursa, çocuğunun bakımı, eğitimi, ev işleri annenin en sevdiği uğraşı, babanın hoş bir eğlencesi durumuna gelir.

3)Anne ve babalar çocuklarına ilgi ve sevgi göstermelidirler. Anne  ve babaların çocuklarına  gösterdikleri ilgi ve sevgi ,çocuklarda diğer insanlara karşı iyimserlik duygularının gelişmesini sağlar.

Türk Kültürünün önemli eğitim eserlerinden olan “Kutad-gu Bilig” de  yer alan;“Çocukların iyi veya kötü olmalarına anne ve babaları sebep olur.”(Emiroğlu,2012,s.1030)

Bir kadın, annelik özeninde aşırılığa kaçarsa, bu kez ters yoldan , doğadan sapmış olur.Yani anne koruyucu anne olmak yerine çocuğuna rehberlik yapmayı önceleyen anne olmalıdır. Bunun aksi davranan anne, çocuklarını rehavete daldıra daldıra acıya hazırlarlar, öyle ki; çocuklar, büyüdüklerinde bu acıların kurbanı olmaktan kurtulamazlar. (J.J.Rousseau,2009,s.20)

Çocuğun doğduğu andaki durumunu yani Allah’ın yarattığı o ilk ve temiz tabiatını korumak istiyorsak, çocuğun dünyaya ilk geldiği andaki doğasını bozmamak gerekir. (J.J.Rousseau,2009,s.23)

Bir baba, çocukları dünyaya getirtip onları beslemekle görevinin ancak üçte birini yerine getirmiş olur. Babalık görevlerini yerine getiremeyen kişinin baba olmaya hakkı yoktur. Ne yoksulluk, ne işler, ne insanlığa saygı, onu çocuklarını kendisi besleyip yetiştirmekten alıkoyamaz.Şayet anne ve baba çalışıyorsa, çocuğun bakımını mürebbiler(çocuk eğitimcileri) üstlenmektedir. Bu mürebbiler, çoğunlukla para karşılığında görevini yapan, genellikle duygudan yoksun bir bakım ile , çocuğun temel ihtiyaçlarını gideren kimselerdir. Bu mürebbi- ler genç ve eğitimli olmalıdır..

Çocuklara istekli olmaları kaydıyla resim ve müzik eğitimi de verilmelidir. Çocuklar  bir müzik enstrümanı çalabilmeli ve resim çizebilmelidirler.

Çocukluktan gençlik dönemine geçildiğinde, ebeveynlerin sorumlulukları da artmaktadır. Bu süreçte, gençlerle hararetli tartışmalar yapmak doğru değildir. Tartışma yerine,söylenenleri somut davranışlarla güçlendirmek gerekir. Kuru kuruya tartışma, gençlerin sizi kabullenmemesine, tam tersi yönden fikir geliştirmesine neden olur. Gençlere, çocuklara  tatlı dille, ikna edici sözlerle hitap edilmelidir.

Unutulmamalıdır ki, çocuk boş bir tuval gibidir. Ebeveynlerin çocuğa kazandıracakları tutum ve davranışlar renk ve çizgilere benzer. Arzulanan güzellikte etkili ve kalıcı desenlerin oluşturulması; ilgi, emek, dikkat, çalışma ve sabır gerektirir. Bu nedenle  anne ve babalar, çocuklarına şekil verirken onlara ilgisiz kalmamalı, ellerinden gelenin en iyisini ortaya koyarak çocuğun gelişimini sağlamalıdırlar .En pahalı yatırım insana yapılan yatırımdır.

KAYNAKÇA:

  • Jean- Jacques Rousseau, Emile Ya Da Eğitim Üzerine,İş Bankası Kültür Yayınları, Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi, Çev. Yaşar Avunç, Yay. Tar. 2019, s.6
  • Bertalanffy, L.V., 1971, “TheTheory of Open Systems in PhysicsandBiology”, SystemsThinkings, Ed: Emery,F. E., PenguinBooks, Victoria.
  • Hodgetts, R.M., 1975, Management: TheoryProcessandPractice, W.B. SoundersCompany,London.
  • Bilen,Sağlıklı İnsan İlişkileri ,Anı Yayıncılık,(6.Baskı),Yay.Tar.2009
  • Selim EMİROĞLU, “Kutadgu Bilig’de Çocuk Eğitimi TurkishStudies – International PeriodicalForTheLanguages, LiteratureandHistory of TurkishorTurkic ,Volume 7/1 Winter 2012, p.1027-1041 , TURKEY




YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.