Kategoriler
ARAŞTIRMA SARAYÖNÜ

Geçmişten günümüze “Sarayönü”

Claudıo Laodıceıa ele geçen bazı antik sikkeler üzerine bir değerlendirme (2)

 

Geçmişten günümüze “Sarayönü” yazı dizisinin bu haftaki bölümünü “Claudıo Laodıceıa (Laodıceıa Combusta) dan ele geçen bazı antik sikkeler üzerine bir değerlendirme” oluşturuyor. Claudıo Laodıceıa (Laodıceıa Combusta) dan ele geçen bazı antik sikkeler üzerine bir değerlendirme konusunun ikinci bölümü:

İlk bakışta ticari bir meta olarak ön planda olsalar da sikkelerin Roma İmparatoru nun siyasi, idari, iradi gücünü ve otoritesini de (auctoritas) vurgulaması gerekmekteydi. Sikkeler imparatorun ve yerel idarecilerin iyi bir propaganda aracıydı. Sikkelerin ön yüzlerinde devrin imparatoru ya da imparatorlarının portreleriyle iktidari güç ve otoriteleri hem portreleri hem de AYTOKPATWP (autocrator) kelimeleriyle açıkça ifade edilmiştir.

Sikke üzerindeki yazıların Latince değil Hellence olması ve tabii olarak KÉ…AYΔIOÉ…AOΔΩN (Caludio Laodiceia) yazması bu sikkelerin şehrin yerel sikkeleri olduğunun önemli belirtileridir. İmparatorların zafer çelengiyle taçlandırılmış portreleri, bir devlet yöneticisi oldukları kadar zaferler kazanmış bir ordu kumandanı olduklarının da işaretidir. Bu, imparator zafer kazanmış olsa da olmasa da şehirlerin imparatorlara olan saygı ve bağlılıklarını gösterebilmeleri için bir vesiledir.

Gerek imparatorlar, gerekse proviniciae ve şehirler sikke üzerinden topluma birçok mesajlar vermişlerdir. Laodiceia ya ait Vespasianus devri sikkelerinde imparatorun iktidarı döneminde devam eden savaşlar ve isyanlarla mücadelesi, farklı tarihlerde basılmış olmaları muhtemel olan sikkelerin arka yüzlerinde ayakta duran zafer tanrıçası Nike ile belli edilmiştir. Sağ ayağını adımlamış vaziyette ayakta duran Nike sağ elinde tuttuğu zafer çelengini ön yüzdeki başarılı imparatora giydirmek üzere uzatır gibidir. Esasen Hellen dünyasındaki zafer tanrıçası Nike, Roma da Victoria olarak kabul görürken, Roma çağında Laodiceia nın da içinde bulunduğu İmparatorluğun doğu kısmında halen eski geleneğin Roma nın menfaatlerine ters düşmediği sürece sürdürülmesi yerel inançlara dokunulmadığını da göstermektedir.

Sikkelerin arka yüzündeki NEIKH yazıları da yine eski doğulu geleneğin devam ettiğinin önemli bir göstergesidir. Bazen de iktidarın iki ortak imparator tarafından paylaşıldığı (sikke 15-16) ön yüzde birbirine bakan portreleriyle tasvir edilmiştir. Arka yüzde ise bölgenin eski tanrıçalarından Kybele en klasik haliyle sağ elinde phiale ya da patera (sunu kabı), sol elinde daire şeklinde tympanum (defe benzer çalgı aleti) tutarak tahtında oturmaktadır. Belki sağ omzunda alıcı, yırtıcı kuşu doğan ya da şahin de ayrıntıda betimlenmiştir. Bir anlamda ovaya bolluk ve bereket getirmesi, halkı beslemesi ümidiyle sikkeyle tanrıça Kybele ye gönderme yapılmakta ve duada bulunmaktadır. Domitianus un tek başına hükümdar olduğu dönemde ise ön yüzünde imparatorun onursal görünümdeki portresi, arka yüzünde göklerin hakimi, gücün sembolü Zeus la kuvvetli bir şekilde vurgulanmıştır. (sikke 17).

Tanrı Zeus un arkasında ise şehrin yerel yöneticisi AENEIAS (Aeneias) ın adı da geçmektedir. Böylece yerel yöneticiler de bilvesile kendi güçlerini sikkelerde göstermişler, adlarını günümüze kadar yaşatmışlardır. Bu çalışmada incelenen sikkeler içerisinde bir tanesi diğerlerinden bir yönüyle farklıdır.

Nero döneminin 2. sikkesi diğerlerinde olduğu gibi ön yüzünde İmparator Nero nun çelenkli portresi yer almıştır. Arka yüzünde ise İmparatoriçe Popaea sağ elinde haşhaş, sol elinde asa tutar vaziyette tahtta oturmaktadır. İmparatoriçe nin sağ elinde tuttuğu haşhaş bolluğu, bereketi, sol elinde tuttuğu asa ise gücü simgelemiş olmalıdır. Tahtta oturmak ise Popaea nın İmparatorluk tahtındaki güçlü konumunu ifade etmektedir.

Roma geleneklerine göre kadınların siyasi ve idari anlamda herhangi bir resmi görev ve sorumlulukları yokken İmparatoriçe nin arka yüzde bu şekilde resmedilmesi Popaea nın İmparator Nero üzerindeki etkisinin de açık bir göstergesidir. İmparator Nero Tacitus tarafından işveli, ihtiraslı olarak tanımlanan Popaea nın üçüncü kocasıdır. İlk kez 14 yaşında Rufrius Crispinus (44-51 yılları arasında) ile sonra İmparatoriçe olmak için önce Otho yla ve daha sonra da İmparator adayı olan Nero yla evlenmiştir.

Otho yla evliliği devam ederken Nero yla ilişkileriyle dillere düşen Popaea, sonunda İmparator Nero yla evlenerek istediği konuma yükselmiştir. Popaea nın ihtirası, önce onu Nero nun kollarına, sonra tahtına taşımıştır. Nero nun kalbini kazanan Popaea bir anlamda gücünü de kazanmış ve nihayet bu güç bir yerel sikkenin konusu olacak kadar Laodicea sikkesinde paylaşılmıştır.

Zarif, ince, dökümlü kıyafetle tüm vücut hatlarıyla tasvir edilmiş olan Popaea, bir imparatorun bir kadına yenik düşen aşkının ve yenik düşen gücünün de sembolüdür. Nero ile Domitianus devri arasında, 54-96 yılları arasına tarihlenen elimizdeki sikke örneklerinden hepsi yerel sikkedir. Ele alınan tüm sikkeler tunçtan darp edilmiştir, ancak muhtemelen alaşım oranları farklıdır.

Örnek sikkelerin ağırlıkları Nero dönemi sikkeleri standart 4.40 gram (sikke 1-3), Vespasianus döneminde (sikke 4-14) 8 ile 12 gram arasında, Titus ve Domitianus dönemi sikkeleri (sikke ) 4.8-5.53 gram arasında olmakla birlikte bir adet Domitianus dönemi sikkesi 3.64 gram olarak darp edilmiştir. Sikke örnekleri genellikle iyi korunmuş olmakla birlikte birçoğunun kenarları aşınmış ve yazıları okunamaz duruma gelmiştir.

Tüm bunlara rağmen, sikkelerin Avrupa ve Amerika müze ve müzayede piyasalarında buldukları değer akıl almaz düzeydedir. Bu, tarihi ve arkeolojik eser koruma bilincinin bir gelenek, bir üst değer haline gelmesinden kaynaklanmaktadır. Tüm tarihi eserlerde olduğu gibi sikkeler de “evrensel kültürel değerler” olarak görülmüş ve bu zihniyetle sürekli bir koleksiyonerlik ve müzayede piyasası oluşmuştur.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir