Kategoriler
SARAYÖNÜ

Hayata sımsıkı tutundu

Sarayönü’nde 9 Nisan 2014 çarşamba sabahı, direksiyon başında uyuduğu öne sürülen Halil İbrahim Esen yönetimindeki TIR’ın karşı şeride geçip, Sarayönü minibüsü ve araç yüklü TIR’a çarpması sonucu, 10 kişinin hayatını kaybedip 7 kişinin yaralandığı kazanın üzerinden tam üç yıl geçti. Sarayönü’nün yüreğini yakan kazada hayatını kaybedenlerin acıları halen hissedilirken, yaralı olarak kurtulan vatandaşların tamamına yakını yaralarını sararak hayatına devam etti. Kazadan ağır yaralı olarak kurtulan Sadrettin Topal ise halen yaralarını sarmaya devam ediyor. Kazanın ardından doktorların umut yok dediği Sadrettin Topal, her şeye inat hayata sımsıkı tutundu. Üç yıldır büyük acılar yaşayan Topal, defalarca ölümle burun buruna geldi. Kazanın ardından bir buçuk yıl konuşamayan, iki yıl sadece boğazından  mamayla beslenen Sadrettin, daha üç ay önce ayağa kalkabildi. Son 4-5 yılını hatırlamayan Sadrettin Topal, ailesinin de büyük desteğiyle her geçen gün biraz daha toparlanıyor.

 

Sarayönü dolmuşu ile Konya’ya giderken 21 yaşında karıştığı kabus gibi kazada ağır yaralanan Sadrettin Topal, mucizevi bir şekilde hayata tutundu. Doktorların umut yok dediği Sadrettin, hayata tutunma azmi sayesinde büyük yaşam mücadelesinin ardından yeniden olağan yaşamına dönmeye başladı.

Kaza öncesi ve sonrasını içine alan yaklaık 4-5 yıllık bir zaman dilimini hatırlamayan Sadrettin Topal’ın yaşama tutunma öyküsünü, babası Mustafa Topal anlattı. Eşi Mümine Topal ile birlikte bir an bile umutsuzluğa kapılmadan sürekli büyük bir çaba içerisinde olan Topal ailesi, Sadrettin’i ölümün kıyısından çekip kurtaran en büyük faktör oldu.

 

Onun tarafından sağ kalan olmadı

Kaza günü yaşananları anlatan baba Mustafa Topal, “Sadrettin 6:45 dolmuşuyla sabah Konya’ya gitti. Kaza olmuş. Yeğenlerim arka arkaya beni arayarak Sadrettin’in evde olup olmadığını sordular. Ben şüphelendim. Daha sonra kardeşim Halil gelip kaza olduğunu söyleyerek beni kaza yerine götürdü. Gidip o manzarayı görünce şok oldum. Yaralıların içinde en ağır benim oğlumdu. Kazada onun bulunduğu taraftaki hiç kimse sağ kalamadı. Dolmuş kalkmadan önce arka dörtlünün sağına oturuyormuş. Bir bayan gelince yer verip sol tarafa geçmiş. Tırda sol taraftan çarpmış. Tırın üzerindeki arabalardan biri de onun oturduğu tarafa düşmüş. Biz kaza yerine gidince “sizin hastanız Numune Hastanesi’ne gitti” dediler. Biz de hemen gittik. Acilde ilk müdahalesi yapılmış. Yoğun bakıma aldıktan sonra beni çağırdılar. Hastanızın durumu iyi değil. Umut yok. Her an için her şeye hazırlıklı olun dediler. 48 saat yoğun bakımın kapısında bekledik. İki günün sonunda Kardeşim Hasan, sen dayanamazsın diye beni gönderip Sadrettin’in yanında kalmaya başladı.” dedi.

 

“Umudumuzu hiç kesmedik”

İki ay boyunca Sadettin’in hiç bir kıpırdama olmadan hareketsiz şekilde yoğun bakımda yattığını anlatan Mustafa Topal, “İki ayın sonunda küçük bir hareketiyle bize yeniden umut geldi. Kan dolaşımını düzenlemek için hareket etmesi gerekiyordu. Biz de dışarıdan bir fizik tedavi uzmanı tutarak hareket ettirmeye başladık. Hareket ettirdikçe iki buçuk ay sonra falan ben ayaklarından hissettiğini anladım. Fizik tedavi uzmanı anlamadı ama babalık içgüdüsü herhalde ben anladım. Fizik Tedavi uzmanı bir kere, ben iki kere olmak üzere, günde üç kez hareket ettiriyorduk. Üç buçuk ay sonra bizi başka bir odaya alıp bize kurs vermeye başladılar. Ömür boyu o şekilde yatalak kalabileceğini söylediler. Bize nasıl bakacağımızı öğrettiler. Bir süre sonra bizi eve çıkaracaklarını söylediler. Sadece boğazından mamayla beslendiği için otuz kiloya kadar düşmüştü. İki gün sonra doktorumuz bize acil olarak şant takılacak dedi. Şant, beyindeki su tahliye eden bir şey. Bir beyin doktoru bulduk, şantı taktılar. Birkaç gün daha yoğun bakımda kaldı. Enfeksiyon kapmasından korktuğumuz için yoğun bakım içerisinde özel bir odaya alındı. Üç gün sonra tekrar bakım odasına çıkacak dediler. Doktorlar, bize “Ramazan Bayramı geliyor. Siz bakamazsınız. Biz bakalım, siz bayramınızı yapmaya gidebilirsiniz” dediler. Biz istemedik. “Bizim bayramımız bu” dedik. Dokuz günlük bayramdan sonra hareketlenmeler artmaya başladı. Doktor bayram izni dönüşünde dokuz günde o kadar hareketlenme olmasına hayret etti. İki gün sonra çıkış yapacağız dediler. Kazadan 4 ay sonra bizi hastaneden çıkardılar.” şeklinde konuştu.

Dikkatsizlik pahalıya mal olacaktı

Küçük bir dikkatsizlikten dolayı taburcu olduktan sonra yine hastaneye dönmek zorunda kaldıklarını ifade eden Mustafa Topal, şöyle konuştu: “Hastaneden çıkarken şant yanlışlıkla kapanmış. Eve gelince çocuk ateşlendi. Sarayönü Devlet Hastanesine gittik. Bir hafta yattı. Ateş düşmeyince Selçuk Tıp Fakültesi Hastanesi’ne gittik. Enfeksiyon bölümünde 18 gün tedavi yaptıkları halde ateş düşmedi. Aklıma bir an şant geldi. Doktorlara şantının kapalı olup olmadığını sordum. Baktıklarında şantın kapalı olduğunu anladılar. Nöbetçi doktor şantı tekrar ayarlayınca ateş düştü. Bu arada belinden T12 kemiğinde kırık vardı. Ameliyat ettirmek istedik ama enfeksiyondan korktuğumuz için ameliyat ettiremedik. Tesadüfen bir doktor bulduk. Ben yaparım dedi. Belinden ameliyatını yaptırdık. Bir buçuk sene hiç konuşmadı. Evde kendimiz hareket ettirmeye başladık. Hareketler artınca fizik tedaviye götürmeye başladık. İki sene sonra yatağında hafifçe doğrulmaya başladı.”

 

Şant kabusları oldu

İyileşme sürecinde şantın en büyük kabusları haline geldiğini belirten Mustafa Topal, “İki sene sonra bir anda bulantı ve kusmalar başladı. Sürekli başım ağrıyor diyordu. Meğerse şant iltihap yapmış. Menenjit hastalığına yakalandı. Ölümle tekrar burun buruna geldi. İltihap bütün vücuduna yayılmasın diye şantı çıkarmak zorunda kaldık. Tekrar ameliyatla şant alındı. Bu esnada bir gözünü kaybetti. Ne yazk ki artık bir gözü görmüyor. Bu esnada vücudunda büyük siğiller çıktı. Sağlığına etki edecek yerlerde çıktığı için teavi edilmesi gerekiyordu. Doktorlar tedavi edemedi. Hocalara başvurduk. Ancak o şekilde geçti.” ifadelerini kullandı.

 

Her geçen gün iyileşiyor

Oğullarının her geçen gün daha iyiye gittiğini anlatan baba Mustafa Topal, “Bundan 3 ay önce ayağa kalkmaya başladı. Şimdi dört ayaklı bastonla yürüyebiliyor. Bir buçuk seneden fazla mama ile beslendi. Kazadan iki sene sonra doğru düzgün bir şeyler yemeye başladı. Konuşma yetisini kaybetmişti. Yine kazadan bir buçuk yol sonra konuşmaya başladı. Ağzından çıkan ilk kelime ise baba oldu. Kaza öncesini belirli bir zamanı, kaza anını ve kazadan sonra yaklaşık iki yılı hatırlamıyor. Kazadan sonra kendine gelince, kaza geçirdiğini söylemedik. İki sene sonra kaza geçirdiğini küçük kardeşinden öğrendi. Evde elektronik bisikleti var. Bahçeye yürüme parkuru yaptım. Bu şekilde çalışarak sürekli ilerleme kaydediyor. Bazen yola çıkıp yürüyoruz. Tüm gayretlerimiz Sadrettin’i eski sağlığına kavuşturmak.” dedi.

“Hayata sımsıkı tutundu” için bir yanıt

çok sevgili yeğenim haberi büyük bir sevinçle okudum inşaallah koşup gezdiğin günlerinde yakın olması dilek ve dualarımla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir