Kategoriler
KÖŞE YAZILARI

MESCİD-İ NEBEVİ

Rasül-ü Ekrem Medine’ye ilk girdikleri zaman,
Devesi çökmüş bir arsaya, Neccar oğullarından.

Bu, Sehl ve Süheyl adında iki yetim kişilerdi,
Onlardan bu arsa satın alınıp, bedel ödendi.

Bu arsanın içine Mescid-i  şerifi yaptırdı,
Mescidde Rasül-ü Ekrem’e ait oda yapıldı.

Bu mescid yapılırken, Rasülullah’ta çalışmışlar,
Gerek Ensar, gerek muhacir canla başla yapmışlar.

Taş taşırken, kerpiç keserken, şiirler söylerlerdi,
Rasülullah da  Ensar,  Muhacir dua  ederlerdi.

Bu mescid, İslam sadeliğinin canlı misaliydi,
Duvarları kerpiç olup, bütün süsten azadeydi.

Hurma ağacından yapılı, direk üstüne binmiş,
Aynı  ağaçla  üstü kapatılıp, tavan  edilmiş.

Mescid yapıldığı zaman, kıble kudüs olduğundan,
Giriş kapısı Cenüp yönünden  yapılmış o zaman.

Sonra kıble değişip, Kâ’be’ye dönmek gerekince,
Mescid  ta’dilat  olmuş, giriş  verilmiş  Şimaline.

Kıble duvarı mihrap olmuş, zemin kuru topraktı,
Bir  tek  yatsı namazında mescid  aydınlatılırdı.

Kandiller asıldı  sonradan tavan direklerine,
İlk şekli bu orjinalidir, mescid-i şerifinde.

Mescid bittikten sonra, bitişik odalar yapıldı,
Odalarda hanımları  Sevde,  Aişe  kalırdı.

Her odanın hacmi,dört-beş arşın en ve boyundaydı,
Yüksekliği ise  bir adam  boyu  kadar  alçaktı.

Kapısına  kilim, keçe  gibi  örtü  gerilirdi,
Gece çoğu zamanlar, kandil bile yakılmaz idi.

Sade, mütevazi olan, Hane-i Saadet budur,
Dokuz adet olan odalar, çoğu zaman dolmuştur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir