DOLAR 8,3087
EURO 9,7754
ALTIN 503,02
BIST 1.127
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 22°C
Sağanak Yağışlı
Konya
22°C
Sağanak Yağışlı
Cum 22°C
Cts 16°C
Paz 20°C
Pts 17°C

Sarkaçlı saatlerle yarım asırlık zaman yolculuğu

08.10.2020
59
A+
A-
Sarkaçlı saatlerle yarım asırlık zaman yolculuğu

Sarayönü’nde saat tamirciliği yapan 69 yaşındaki Üzeyir Kulcabay, zemberekle çalışan sarkaçlı saatlere 55 yıldır ayar veriyor. İlçede tek kalan Üzeyir ustanın mütevazi atölyesine tamir için gelen sarkaçlı saatlerden çıkan tik tak sesleri, ziyaretçilerini adeta zamanda yolculuğa çıkarıyor.

Sarkaçlı saatler, elektronik parçalardan oluşan ve pillerle çalışan modern saatlerden farklı olarak mutlak uyum içinde çalışan son derece hassas mekanik parçalardan oluşuyor. Pile ihtiyaç duyulmadan, zemberek yayının el yordamı ile kurulması sayesinde oluşan gerilim gücüyle çalışan sarkaçlı saatler, otantik yapılarıyla da dikkat çekiyor.

Sarkaçlı saatler, modern saatler karşısında popülerliğini yitirmiş olsa da halen tutkunları tarafından dekoratif olarak kullanılmaya devam ediyor. Çocukluğundan beri icra ettiği mesleğini ilk günkü aşka sürdürdüğünü belirten sarkaçlı saat ustası Üzeyir Kulcabay, kaybolmaya yüz tutan sarkaçlı saatlerin tamirciliğini yapmaya devam ettiğini söyledi.

Saatçilik mesleğine yarım asrını verdiğini anlatan Kulcabay, “1965-1967 yıllarında kalfaydım. Ali Efe diye bir ustam vardı. Mesleği onun yanında öğrendim. 1969 yılında da kendi dükkanımı açtım. O zamandan beri 51 senedir çalışıyorum.” dedi.

 

Tesadüfen saatçi oldum

Saatçilikle tanışmansın tamamen tesadüfe dayandığını kaydeden Kulcabay, “Bizim mahallede rahmetli bir ağabeyimiz vardı. İki sene Kur’an kursuna gittikten sonra bana “gel seni bir yere çırak verelim” dedi. O vesile ile beni saatçinin yanına çırak verdi. Sebebimiz o oldu. O zamandan bu zamana devam ettik geldik.” şeklinde konuştu.

Ustayı geçtim amele yevmiyesi alamıyoruz

Saat tamirciliğinin artık ev geçindirmeye yetmediğine değinen Kulcabay, şunları söyledi: “Ben bu saatçilikten üç tane çocuğumu üniversitede okuttum. Evimi yaptırdım. Dükkan aldım. Hiç unutmuyorum evimi yaptırdığım zamanlar iki ustanın, üç amelenin kazandığını, öğleye kadar kazanır, sonra onların başına giderdim. O kadar iyiydi işlerimiz. Şimdi bir ustanın yevmiyesini geçtim, amelenin yevmiyesini alamıyorum.”

Kulcabay, mesleği öğretebileceğini bir gönüllü bulamadığından dert yanarak, “Benden sonra ne olacak bende bilmiyorum. Bir çocuk yetiştirmeyi istiyorum ama talep yok. Allah nasip ederse 3-5 sene daha ya yaparım ya yapamam. Çok müşterimden de duyuyorum: “Sen işi bırakırsan biz bir pil taktırmaya Konya’ya mı gideceğiz” diyorlar.” diye konuştu.

Çin saatlerinin ve dijital saatlerin, mekanik saatleri bitirdiğini değinen Üzeyir Kulcabay, yeni nesil saatlerin, mekanik saatlerin yerini tutamayacağını belirtti.

Bunlar antika saatler

Zemberekle çalışan saatlerin artık üretilmediğini ifade eden Kulcabay, şöyle devam etti: “Bu saatler git gide, gitgide kayboluyor. Tamamen ortadan kalktıktan sonra nereden bulacağız, nasıl olacak bilmiyorum. Bu saatler, kimisinin babasından, kimisinin akrabasından kalma saatler. Merakı olanlar buluyor. Mesela gidiyor akrabasından istiyor, getirip burada yaptırıp evinde kullanıyor. Bu saatler hemen hemen 70-80 yıllık var. Yani antikaya doğru gidiyor. Bunlara talep son zamanlarda çok arttı. Çok soran var. Ne yapacaksınız diye soruyorum. Kimisi eski olduğu için, antika olduğu için çalışmasa da evimde dursun diyor.”

Kulcabay, sarkaçlı saatin özelliğine değinerek, “Bu saat zemberekle çalışır. Zembereği kurduktan sonra her saat başında ve buçuklarda zil vurur. Saat birde bir kere, ikide iki, üçte üç kere vurur gider. İnsan gece de olsa saatin kaç olduğunu yattığı yerde bilir. Zemberek bir kere kurduğu zaman 15 gün gider. Başka hiçbir şeye gerek yok.” dedi.

 

Parçayı hurdalardan buluyoruz

Sarkaçlı saatlerin sağlamlığına buna karşın artık yedek parça bulunmadığına değinen Kulcabay, “Bu saatler kolay kolay arıza yapmıyor. Senede veya 3-5 senede bir bakımı yapılması lazım. Yoksa pek arıza vermezler. Mekanizmayı söküyorum. Benzine atıyorum. Parçaları, çarkları benzinle yıkayıp geri takıyorum. Komple dağıtmak yok. Parçaları kolay kolay kırılmaz. Kırılırsa da eksi parçalardan uyduruyoruz. Hurdaya ayırdıklarım var. Parça ihtiyacı olduğunda hurdalardan temin ediyoruz. Parça lazım olduğunda ancak bu şekilde bulabiliyoruz.” şeklinde konuştu.

Müşteri şikayetinden çok korkarım

En çekindiği şeyin müşterlerden gelecek şikayetler olduğuna kaydeden Kulcabay, “Eskiden kurmalı saatler vardı. İnsanlar kuracağım derken kurma kolunu koparıyorlardı, kabahat benim oluyordu. Yere düşüyordu, en ufak bir şeyde direği kırılıyordu. Müşteri saati getirip usta bunu nasıl yaptın dediği zaman çok utanırdım. Ben çok titizim bu konularda. Hele misafirimin yanında falan usta bunu nasıl yaptın dediler mi ben yerin altına girerim.” diye konuştu.

 

Tek kaldım diye fazla istemiyorum

Meslek hayatında prensiplerinden ödün vermeden çalıştığını dile getiren Kulcabay, şöyle konuştu: “Bu zamana kadar elimden geldiği kadar iyi yapmaya çalıştım. Bugün gelen saati yarına bırakmadım. Onu gece de olsa gelirim yaparım olmadı demem. Ona dikkat ederim. Dürüstlük ve güler yüz çok önemli. Müşteriyi bir kere atlatırsın, bir kere kandırırsın ama bir daha ki sefere kandıramazsın. En iyi şekilde yapmanın yolunu bulacaksın. Ben bu Sarayönü’nde neredeyse on seneden beri tek başına çalışıyorum. Önceden nasılsa aynı şekilde devam ediyorum. Sarayönü bana kaldı diye fazla fazla istemiyorum kimseden.”

 

Ölenleri not alıyor

Kulcabay, babasından kalma bir alışkanlıkla ilçede hayatını kaybedenleri deftere not ettiğini dile getirerek, “2002’den beri devamlı camiden sela verildiği zaman ölenleri defterime not alırım. Alışkanlık olmuş. Rahmetli babamda yazardı. Bana ondan kalma. Bazısı geliyor, baban kaç yılında öldü diyorum, babasının kaçta öldüğünü bilmiyor. Siz nasıl evlatsınız, insan babasının, annesinin kaç yılında öldüğünü bilmez mi diyorum. Bazen böyle denk geliyor. Sonra onlara ben söylüyorum artık.” dedi.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.