DOLAR 8,3026
EURO 9,7776
ALTIN 502,26
BIST 1.127
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 22°C
Sağanak Yağışlı
Konya
22°C
Sağanak Yağışlı
Cum 22°C
Cts 16°C
Paz 20°C
Pts 17°C

Gazanfer AKÇİN: TAŞ-Ö-REN… (1)

24.01.2018
1.090
A+
A-

Umut ve hayal fakirin ekmeği derler yaa!.. aynısının tıpkısı yaşanmaktadır ülkemizde.

Bir milyon insana umut vaat ettiler sonuç 450 bine düştü. O rakam da çeşitli elemelerden geçirilerek herhalde elde var sıfır olacak. Bakınız çalışacak olan elekten şu veya bu sebeple geçenler 2020 yılında bir şeylere erişebilecekleri torbadan gelen o sesle inandırılmaya çalışıyorlar.

Hakkını aranmasını bilmeyenler, birilerinin politik ve siyasa oyuncağı olurlar.

Bundan iki hafta önce asgari ücretle ilgili yazımda kısmen de olsa emeğin sömürülmeye başlanıldığı tarihini işaret etmiştim.

Bakınız ne zaman işçi temsilcileri ideolojik düşünce ekseninde emeğin gücünü bölmeye başladılar, tıpkı bir ideolojinin fikriyatı gereğince böl ve yönet sisteminden emek sömürücüleri bundan çok iyi yararlandılar.

Bakınız çalışma hayatı iki ana başlıktan oluşur. Biri bedenen emekleri ile çalışanlar ikincisi fikren çalışanlar. Şimdi sendikalar vasıflı vasıfsız olarak toplu sözleşmelerde makas kullanmaya başlayınca bu kez işveren kesimi ücrette makas kullanmaya başlamış oldu.




Sendikalar her yeni getirdikleri maddelerden ötürü mutluluk duyarlarken getirilen yeni maddelerin altını doldurmasını bilememenin ceremesini, arkadan gelen nesle fatura etmeye başladılar.

Sermaye ise ekonomik varlığını siyasi kulvara taşımanın yollarını bulmuş üniversiteler paralı olarak okunacak yerler olurken, siyasette anahtar para ve diploma üzerinden yol almaya başlamış.

Meclis aslında milletin iradesinin temsilgahı olması gerekirken sermayenin örtüsü altında, torbaların içinde yasalar çıkartmaya başlanmış.

12 Eylül 1980 KHK ile emek sanki bir karşı cephe olarak gösterilmiş. Doyumsuz olan sermaye emek kesimini kaduk olarak bırakmış, muhtaç durumuna getirmiştir.

Muhtaçlara yardım amacıyla sosyal devlet gereği kurulan vakıflar da siyasi iktidarın aş hanesi durumuna gelmiş, siyaseten uzak tutulması gereken işçi bulma kurumları ise il, ilçe başkanları ve milletvekillerin iradesi altına sokulmuştur.

İşte bölmek kontrol etmek için bir yandan özelleştirilen kamu kurumlarındaki çalışanları diğer kurumlara atanırlarken özel kanunlar ve yönetmenlikler çıkartarak b, c, d, grubu diye ayrıştırmakla başlayan böl ve parçala yönet sisteminin bir anda ortaya çıkarıverdiler.

Yetmedi bu kapitalist sömürge düzeni kendisine bağlı efendiler türetmesi gerekirdi nihayetinde inşaat işlerinde uzman olan bu kimseler pat diye taş-ören ortaya çıkı verdi.

Emek bir yerde başsız ortada kalıvermişti.

Neden?

Para, siyaset, diploma sermaye her şeyi yönlendirici en güzel kaldıraçlardı.

Emek ise yere çakılıp kalmıştı,
Çünkü onun yerinde sayması gerekmekteydi. İlk önce sendikacılık bir anda bilgi yerine bende o işi yaparım heveslilerini ortaya çıkardı. Yeni nesil sendikacılar emeğin ileri seviyede nerede bulunması, nasıl bulunması araştırmalarını yapmak, kendini geliştirmek yerine, lüks ve ihtişamla yerinde saymanın zevkini yaşamaya başladı.

Yazının devamı haftaya..

ETİKETLER: , ,
YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.