DOLAR 8,3194
EURO 10,1206
ALTIN 499,31
BIST 1.454
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 26°C
Çok Bulutlu
Konya
26°C
Çok Bulutlu
Sal 30°C
Çar 31°C
Per 32°C
Cum 29°C

TEKNOLOJİNİN HÜRRİYETİ

31.08.2018
11
A+
A-

Sabah erkence uyanan Veli, işe gitmek için aceleci bir tavır içindeydi. Her zaman olduğu gibi kahvaltısını yol üstünde yapacaktı. Lavaboda suyu yüzüne iki üç kez çarpıştırdıktan sonra elbisesini giyip yola koyuldu. İlerideki simitçiden bir poğaça alıp iki dakika tıkıştırmanın ardından yola kaldığı yerden devam etti.

Tramvay durağına yaklaşınca biletinde para olup olmadığını hatırlayamadı ve var olduğunu umarak kartını turnikeye okuttu. Turnikeden ‘dot’ sesi gelince kartta para olmadığını anladı ve gişeden 10 tl yükletti. Bu arada bekleyen tramvayı kaçırmıştı.

Yeni tramvay gelince bindi. İçerisi her zaman olduğu gibi sıkışıktı. Boş koltuk bulamayınca ayakta beklemeye karar verdi.

Çoğu kez ayakta yolculuk yapan Veli, bugün yanındaki koltuk boşaldığı için şanslıydı. Koltuğa oturdu ve bilmem kaç defa seyrettiği dar evlerin cephelerine tekrar baktı. Canı sıkılmıştı ve cebinden telefonu çıkararak yeni yüklediği oyununu oynadı. Oyun oynarken kendini özgür hissediyordu.

İneceği durak gelince koltuğundan doğruldu ve birbirine yapışık insanların arasında zar zor kendini dışarı attı. Ofise vardığında patronundan yediği klasik fırçanın tekrarını yaşadı. Sonra masasında bekleyen dosyaları eline aldı ve işe koyuldu.

Saat beş olmuştu. Ofisten çıkan veli evine gitti. Ailesiyle akşam yemeğini bitirince, hemen hemen her gün cereyan eden kumanda kavgası başladı. En sonunda kumandayı eline alan veli, kanalları şöyle bir dolaştı. Kumanda tuşları arasında kendini hür hissediyordu. Tuşların gıcırtısıyla birlikte değişen kanallar, Veli’yi beş dakikalığına mutlu hissettirmişti. Veli’nin oğlu Murat ise TV de bir şey olmayınca bilgisayar oynamaya gitti. Murat ta 24 saatini bilgisayara vermekten çekinmezdi. Onun özgürlüğü ise bilgisayardı.

Yatma vakti geldiğinde ise hepsi yatağına çekildi ve benzeri tekrar edecek olan yarını beklemeye başladılar…

100 kişilik tramvaya 500 kişinin binmesi… Bizim telefonu kullanmamız gerekirken telefonun bizi kullanması… Dar binalar ve dar yaşamlar…

Teknolojinin hayatı kolaylaştırdığı söyleniyor. Ancak nasıl kullanılacağı bilinmezse hayatı zorlaştırıyor.  Modernizmin bize vadetmiş olduğu özgürlükler, kumanda ve telefon tuşlarının etrafında cereyan ediyor. Makineler bize zaman kazandırması gerekirken bazen zaman kaybettiriyor.

Modernizmin dayattığı yeni yaşam biçimleri, hayatı belli başlı ögeler etrafında sınırlamaktadır. Bu gibi sebeplerden dolayı kendimize yeni alanlar üretmemiz gerekir. Mesela kitaplarla meşgul olmak gibi… Başta Yüce Kitabımız olmak üzere kitaplar okuyarak, tuşlar arasında kaybettiklerimizi satırlar arasında kazanabiliriz. Tabi bu durum hangi kitabı okuduğumuza da bağlıdır. Faydalı kitapları ararken kuyumcu titizliğinde olunmalıdır.

Makineleri yerinde ve zamanında kullanarak yaşamımızı kolaylaştırabiliriz. Bu şekilde teknolojiyi amacına uygun kullanmış oluruz. Aksi halde insanların hürriyetinden çok teknolojinin hürriyetini konuşuyor olacağız.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
13 Haziran 2017
18 Ocak 2017
8 Nisan 2017
3 Mayıs 2017
28 Mart 2017
21 Şubat 2017
YORUMLAR
  1. mustafa sait tuğrul dedi ki:

    maalesef teknolojiye yenik düştük.