Yozgat’ın Boğazlıyan ilçesinde yaşayan Gürsel Ertürk, yaptığı çizimlerle ve kendine özgü tarzıyla dikkat çekiyor. Doğadan portrelere, soyuttan gerçeküstü kompozisyonlara kadar geniş bir yelpazede eserler üreten Ertürk’ün her bir çalışması izleyicide hayranlık uyandırıyor. En etkileyici yönü ise tüm bu eserleri tamamen kendi içgüdüleri, gözlemleri ve tutkusu ile ortaya koyması.
Ertürk’ün sanatla tanışması, bir gün kalem ve kâğıtla başladığı sade bir yolculuğa dayanıyor. Sanatında özgünlük ve doğallığı ön planda tutan Ertürk; şehit annesi, Seyit Onbaşı, karikatür ve manzara gibi pek çok farklı temada eserler üretmeyi seviyor.

Sanat yolculuğunun nasıl başladığını anlatan Gürsel Ertürk, “Atölyemiz kentsel dönüşüme uğradı, bırakmak zorunda kaldım. Midemden ağır ameliyat geçirdim. Kızım 6 ay bana baktı. Kızım bana ‘Baba of’la kuf’la neden yatıyorsun? Eskiden biz lisedeyken güzel güzel resimlerimizi yapardın’ dedi. Kızımdan kalem kağıt istedim. Bir Atatürk resmi yaptım, internete attık, arkası geldi. Epey yoğun çalışmalarım oldu” sözleriyle yeniden çizime nasıl döndüğünü aktardı.
Resmin kendisi için ne anlam ifade ettiğini ise şu sözlerle dile getirdi: “Resim çizmek her şeyi unutturuyor. Hastalığı da unutturuyor, borcu da unutturuyor, her şeyi unutturuyor. Resme odaklanıyorsun, eser çıkınca daha başka oluyor. Basit resimleri 15-20 dakikada çizerim. Zor resimlerle 4-5 saat uğraşırım. Ama bırakmam, çizmeye çalışırım. 10 dakika bile eğitimim yok. Tamamen kendi yeteneğim. 3 binden fazla eser ürettim. Tuval, kara kalem, renkli her çeşit resmim var. Her çeşit resim çizerim.”

Resim sanatının yaygınlaşmasını ve özellikle insanların kendi yeteneklerini keşfetmesini isteyen Ertürk, “İnsanların resim yeteneklerini değerlendirmelerini isterim. Ben şu an 63 yaşındayım. 8-10 senedir çizerim. Birinci hobim budur derim. İkinci hobim de balıkçılık” diyerek sözlerini tamamladı.








