Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Avrupa Birliği'nin (AB) küresel ticaretteki yeni stratejilerinin Türk üretici ve ihracatçıları için ciddi rekabet dezavantajları yaratabileceği uyarısında bulundu.

AB'nin Hindistan ve Mercosur Hamleleri
Baran, AB'nin Hindistan ile imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşması (STA) ve Güney Amerika'daki Mercosur bloğu ile geliştirdiği ilişkilerin, Türk ekonomisi üzerinde olumsuz etkiler doğurabileceğini belirtti. ABD'nin ekonomik milliyetçiliğe yönelmesi, Çin'in teknolojik ilerlemesi ve Ukrayna'daki savaş gibi küresel gelişmelerin AB ekonomisini baskı altına aldığını ifade eden Baran, Avrupa'nın bu durumu dengelemek adına stratejik çeşitlendirmeye gittiğini vurguladı. Özellikle AB'nin Hindistan ile yaptığı STA sayesinde yaklaşık 2 milyar nüfuslu dev bir pazara erişim sağladığını, bu durumun ise Hindistan menşeli ürünlerin Türkiye'ye gümrüksüz girişine yol açabileceğini söyledi. Baran, 'Buna karşın Türk ihracatçısı Hindistan pazarına girmek istediğinde gümrük duvarıyla karşı karşıya kalacak' diyerek çifte standarda dikkat çekti. Ayrıca Hindistan'ın, AB sermayesi için Türkiye'ye rakip bir üretim üssü haline gelebileceği endişesini dile getirdi.
Mercosur Anlaşması ve Tarım Sektörü Riski
AB'nin Mercosur Bloğu ile de bir STA imzalaması durumunda, Güney Amerika'dan gelecek ucuz et, tarım ürünleri ve endüstriyel hammaddelerin AB pazarına entegre olan Türk tarım ve sanayi sektörünü fiyat rekabetinde zorlayabileceği kaydedildi. Baran, bu gelişmelerin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın yürürlüğe girmesiyle birlikte daha da kritik hale geldiğini belirterek, bu sürecin olumsuz etkilerini en aza indirmek için Gümrük Birliği'nin güncellenmesinin hayati önem taşıdığını vurguladı.
Gümrük Birliği Güncellemesi ve Vize Engeli
ATO Başkanı Gürsel Baran, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi yönündeki çalışmaların devam ettiğini ve ilgili bakanlıkların tarım ve hayvancılık sektörlerini de kapsayacak şekilde revize taleplerini masaya koyduğunu belirtti. Ancak Baran, AB ile vize gibi pek çok konuda yaşanan sıkıntılara dikkat çekerek, malların serbest dolaşabildiği bir ortamda, bu malları üreten ve ticaretini yapan kişilere aynı hakların tanınmamasının kabul edilemez olduğunu söyledi. Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki ilişkilerin denge gözetilerek gelişmesi gerektiğini ve bundan sonra da tek taraflı bir gelişimin söz konusu olamayacağını ekledi.







