Yarım asrı aşan teknoloji yolculuğu ve ambargolara karşı verilen bağımsızlık mücadelesi, ASELSAN'ın 'Güvenden Gurura' adlı belgeseliyle gözler önüne serildi. Dört bölümden oluşan bu yapım, sadece bir şirketin değil, bir milletin teknolojik egemenlik destanının da hikayesini anlatıyor.

Kıbrıs'ın Acı Yankıları ve Milli Bir Uyanış
Belgeselin ilk bölümleri, Kıbrıs Barış Harekatı'nın trajik anlarına ışık tutuyor. EOKA'nın başlattığı şiddet olayları, masum Kıbrıs Türklerinin katledilmesi ve adaya çıkan kahraman Türk askerinin mücadelesi, izleyiciyi derinden etkiliyor. Habercilikte dahi sıkça rastlanmayan bir hassasiyetle işlenen bu sahneler, Türk savaş uçaklarının haberleşme eksikliği nedeniyle TCG Kocatepe Muhribini dost ateşiyle batırması gibi acı anları da çarpıcı bir şekilde yansıtıyor. Bu olaylar, Türkiye'nin kendi teknolojisini üretme zorunluluğunu daha da pekiştirerek ASELSAN'ın kuruluş temellerini atmada itici güç olmuş.
Yarım Asırlık Bir Teknoloji Yolculuğu: Apartman Dairesinden Küresel Markaya
ASELSAN'ın bilinmeyen öyküsü, 1975 yılında Ankara'da mütevazı bir apartman dairesinde filizlenen bir hayalle başlıyor. İnançlı bir avuç mühendisin özverisiyle yola çıkan şirket, Macunköy Tesisleri ile kök salmış, Akyurt ve Gölbaşı'ndaki teknoloji üsleriyle sınırlarını aşarak bugün küresel bir marka haline gelmiş. Belgesel, daha önce hiç yayınlanmamış fotoğraflar ve görüntülerle bu zorlu ama bir o kadar da gurur verici teknoloji yolculuğunu canlandırıyor. İlk lisans anlaşmasından ilk teslimata, İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher'ın ziyaretinden, 2004 yılındaki Savunma Sanayii İcra Komitesi'nin kritik kararlarına kadar her dönemeç, tanıkların ağzından aktarılan bilinmeyen anılarla hayat buluyor.
Ambargolara Meydan Okuyan Bir Başarı Öyküsü: İlk Telsizden ÇELİKKUBBE'ye
'Güvenden Gurura', ambargolar karşısında yılmayan, 'yapılamaz' denilen her şeyi başaran ASELSAN'ın başarı öyküsünü detaylandırıyor. İlk telsiz üretiminden, modern savunma sistemlerinin en önemlilerinden ÇELİKKUBBE'ye uzanan bu serüven, Türkiye'nin teknolojik bağımsızlık mücadelesinin somut bir göstergesi. Belgeselin görsel ve işitsel dünyası ise dünyaca ünlü piyanist ve besteci Fahir Atakoğlu'nun eşsiz müzikleriyle taçlandırılmış. Bu yapım, sadece bir teknoloji firmasının tarihini değil, aynı zamanda Türkiye'nin zorluklar karşısındaki azmini ve başarı potansiyelini de gözler önüne seriyor.








