Bireylerin ruhsal, duygusal ve sosyal yaşamını kökten sarsan bağımlılık, artık sadece madde kullanımıyla sınırlı kalmayıp küresel bir halk sağlığı krizi olarak her geçen gün daha da büyüyor. Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi'nin (UNODC) 2025 Dünya Uyuşturucu Raporu'na göre, dünya genelinde tam 316 milyon insan, bağımlılıkla amansız bir mücadele veriyor. Bu rakamlar, son on yılda bağımlılık oranlarındaki ürkütücü artışın altını çiziyor.

Gençler ve Artan Tehlikeler
Prof. Dr. Kültegin Ögel, özellikle gençler arasında hızla yayılan bağımlılık davranışlarının sadece biyolojik değil, aynı zamanda psikolojik, travmatik ve sosyal boyutlarıyla da derinlemesine ele alınması gerektiğini vurguluyor. Türkiye'de de durumun vahametini gözler önüne seren Ögel, "Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi verilerine göre, bağımlılık tedavisi için başvuran kişi sayısı her yıl artış gösteriyor. Dijital bağımlılıklar, davranışsal bağımlılıklar ve madde kullanımıyla tetiklenen ruhsal sorunlar, giderek daha erken yaşlarda karşımıza çıkıyor" diyerek tehlike çanlarını çalıyor.
Sanatla İyileşme Yolculuğu
Uzmanlara göre, bağımlılıkla mücadelede sadece fiziksel detoksifikasyon yeterli değil. Bu süreçte duyguların serbest bırakılması, travmatik deneyimlerin işlenmesi ve bireyin kendisiyle yeniden sağlıklı bir bağ kurabilmesi, iyileşmenin en kritik aşamaları olarak öne çıkıyor. İşte bu noktada, bağımlılık tedavisinde destekleyici bir rol üstlenen sanat terapisi, umut ışığı oluyor. Klinik Psikolog Beyza Selvi, sanat terapisinin, özellikle duygularını sözel olarak ifade etmekte zorlanan bireyler için benzersiz bir alan yarattığını belirtiyor. "Bağımlılık sürecindeki bireyler, ifade etmekte güçlük çektikleri yoğun duygularla boğuşabilirler. Sanat terapisi, resim, renk, şekil ve semboller aracılığıyla bu duygu ve düşünceleri dışa vurmalarını sağlayarak, sözel olarak ulaşılması zor alanlara temas etmelerine olanak tanır." Selvi, grup sanat terapilerinin ise bireylerin benzer deneyimlere sahip kişilerle bir araya gelerek yalnız olmadıklarını hissetmelerini sağladığını, bu paylaşımların empatiyi ve sosyal destek duygusunu güçlendirdiğini ekliyor. Sanat terapisinin en büyük gücü ise 'doğru' veya 'yanlış' baskısı hissettirmeyen, kişinin kendini özgürce ifade edebildiği güvenli bir alan yaratması.







