Her hafta farklı konukları ağırlayarak Konya’nın tarihi, kültürel ve sosyal mirasına ışık tutan HİSDER (Hikmet İlim ve Sanat Derneği), bu hafta İsmil’li yazar Murat Yaylacı’yı misafir etti. Söyleşide Yaylacı, Karatay ilçesine bağlı İsmil Mahallesi'nin tarihî ve kültürel birikimini kapsamlı bir şekilde anlatarak, katılımcılara zengin içerikli bir sunum gerçekleştirdi.
Konya Ovası’nda Bir Türkmen Yurdu: İsmil
Murat Yaylacı, konuşmasına İsmil’in tarihsel süreç içindeki ad değişikliklerinden ve bölgenin gelişiminden söz ederek başladı. Yaylacı, Haçlı kaynaklarında “Salamia” olarak geçen ve 1960’lı yıllarda kısa bir süre “Demirkent” adını alan İsmil’in, Konya ovasında önemli bir Türkmen yerleşimi olduğunu vurguladı. 2012 yılında çıkan Büyükşehir Yasası sonrası mahalleye dönüşen İsmil’in, Karatay Belediyesi’nin sağlık turizmi yatırımlarıyla büyük bir ivme kazandığını belirtti.
İsmil’in 1998 yılında başlayan jeotermal kaynak çalışmalarıyla sıcak su potansiyelinin ortaya çıkarıldığını ve bunun sağlık turizmi açısından bölgeyi cazibe merkezi hâline getirdiğini ifade eden Yaylacı, ayrıca 1955 yılında bölgeye 61 haneden oluşan Kazak Türklerinin yerleştirildiğini de ekledi.
İsmil’in Tarihi Derinlikleri
İsmil’in Konya’nın doğusunda, ovaya hâkim geniş araziler üzerinde kurulu olduğunu hatırlatan Yaylacı, tarihi kaynaklarda bölgenin 11. yüzyıldan itibaren yer aldığını belirtti. Haçlı kronisti Albertus Aquensis’in, Haçlı Seferleri sırasında “Salamia” adını verdiği bu yerleşimden söz ettiğini ve Türklerin burada Haçlı ordularına karşı direniş gösterdiğini söyledi.
İsmil, Hac Menzili ve Selçuklu Dönemi Anlatılarıyla Ön Planda
Yaylacı, halk arasında Mevlana’nın İsmil’e uğradığı ve “İsfahan’dan çıktım çektim besmele, hamd-ü senalar olsun geldim İsmil’e” dediğine inanıldığını anlatarak, Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat döneminde İsmil’in bir hac menzili olarak hizmet verdiğini ifade etti. Ancak su taşkınları ve geçit zorlukları nedeniyle menzilhane işlevinin zamanla azaldığını söyledi.
Seyyahların Kaleminden İsmil
Seyyahların gözünden İsmil’i anlatan Yaylacı, Abdurrahman Hıbrî’nin 1632’deki hac yolculuğu notlarında İsmil’deki camiden, çift han yapısından ve kuyularla sağlanan su ihtiyacından söz ettiğini belirtti. Evliya Çelebi’nin ise 1648 yılında İsmil’e uğrayarak buradan "İsmil Menzili" olarak bahsettiğini aktardı. 18. yüzyıla kadar aktif bir menzilhane olan İsmil’in 1731’de yeniden geçici menzilhane işlevi gördüğünü ve Mehmed Edip Efendi’nin eserinde “Gerdebeli” adıyla geçtiğini söyledi.
Yabancı Seyyahların Gözünden İsmil
İngiliz seyyah Hamilton, Amerikalı Bayard Taylor ve İngiliz kadın seyyah Mary Esme Gwendoline’in İsmil hakkındaki izlenimlerine de değinen Yaylacı, bu yabancıların özellikle bölge halkının misafirperverliğine, temizliğine ve geleneklerine duyduğu hayranlığı eserlerine yansıttığını söyledi. Gwendoline’in, “Bir Müslümanın evini tercih ederdik... Hıristiyanlardan daha temizlerdi” sözleri salonda dikkat çekti.
Bir Kontrol Merkezi Olarak İsmil: Derbent Dönemi
Yaylacı, 1715’te Karaman Valisi Ali Paşa’nın kararıyla eski İsmil ahalisinin tekrar köylerine döndüğünü ve bölgenin derbent olarak yapılandırıldığını ifade etti. Bu sayede hac ve ticaret yollarının güvenliğinin sağlandığını, İsmil’in kontrol ve karakol merkezi niteliği kazandığını belirtti.
İsmil’in Manevi ve Kültürel Mirası
Yaylacı, konuşmasının sonunda İsmil’in yetiştirdiği önemli isimlerden ve köyün kültürel yapısından da bahsetti. Abdul Hacı Gâni Efendi, Delihacızâde Tâhir Efendi, Hacı Mustafa Efendi ve Hoca Hafız Ahmet Efendi gibi şahsiyetlerin eğitim, ibadet ve sosyal hayattaki etkilerine değindi.
Plaket Töreni ve Teşekkürler
Programın sonunda HİSDER Başkanı Prof. Dr. Önder Kutlu tarafından Murat Yaylacı’ya plaket takdim edildi. Ayrıca programa katkı sunan Halil Çavdarcı, Hasan Özucan, Tahsin Şahin, Dr. Sedat Yüksel, Mehmet Tatlı, Hamza Ertaş, Milli Bisikletçi Tevfik Erdoğan, Nail Bülbül ve H. Hüseyin Kıraç’a da teşekkür plaketi verildi.
Toplantı, toplu hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.







