Cimriliği araştırma konusu yaptılar

EĞİTİM Yayınlanma : 12 Haziran 2025 03:37
Cimriliği araştırma konusu yaptılar
Selçuk Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencileri 'Cimrilik' konusunu ele alan bir araştırma yaptı. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisine de yayınlanan araştırma 'Anadolu Türk Efsanelerinde Cimrilik' başlığı altında yapıldı.

Sezai Demirtaş ve Halil Bunsuz tarafından ele alınan 'Cimrilik' konusu cimrilik ile ilgili geçmiş yıllara dayanan hikayelerle anlatıldı.

Türk toplumunun cimrilik ve cimri insanlara dair yaklaşımını Anadolu Türk efsaneleri örnekleminde değerlendiren bu çalışmayla elde edilen sonuçlar şöyle çıktı:

''Efsaneler incelendiğinde cimriliğin cezalandırılan bir davranış olduğu görülür. Bu cezalandırma cimrilik yapan kişiler, sahip oldukları mallar ve yaşadıkları yerlerin taşa, hayvana, göle, dağa, tepeye ve toprağa dönüştüğü oldukça ağır bir yaptırımdır. Cezalandırmalardan taş kesilme, hayvana ve göle dönüşmelerde kişilerin sahip oldukları şeyler (buğday, koyun yünü, gelin alayında yer alan hayvan ve eşyalar, yaşanılan yerleşim yeri) ile birlikte dönüşüme maruz kalmaları söz konusudur.

Bunun yanında dağ, tepe veya toprağın meydana geldiği dönüşümlerde ise mal sahiplerinin değil sadece cimrilik edilip verilmeyen ürünlerin (buğday) dönüştüğü, bunun neticesinde sahip olduklarını kaybeden bu kişilerin de fakirleştirilerek cezalandırılmalarıyla karşılaşılmaktadır. Sonucunda kalıcı şekil değiştirmelerin meydana geldiği bu cezalandırmalar, anlatı yoluyla aktarılan unsurların görsellik kazandırılmasıyla da etkisini artırmaktadır.

Tabiatta gördüğü her şeyi anlama ve anlamlandırma ihtiyacı hisseden insanoğlu; bir dağı veya tepeyi, bir gölü, ayı gibi korkutucu ve vahşi bir hayvanı cimrilikle ilişkilendirerek ibretlik hâle getirmiş ve cimriliği kötülerken cömertliği tavsiye etmek suretiyle değerlerin geleceğe aktarımını sağlamıştır.

Cimrilikle ilgili efsanelerin tamamında beddua sonucu dönüşümlerin meydana gelmesi, insanları sınamak için gelen kişinin büyük çoğunlukla Hz. Hızır -bazı efsanelerde Hızır’ın yerini bir derviş, veli, aksakallı ihtiyar gibi kişiler alır- olması, yardım isteyen kişilerin mazlum-mağdur mal sahiplerinin ise zalim gaddar bir konumda bulunması konuya dinî ve ahlaki boyutlar kazandırmaktadır.

Koyunlarının yününden, hasadını yaptığı buğdaydan, pişirdiği ekmekten bir parçasını paylaşmak yerine bencilliğine yenik düşen insanların bazen tek başlarına bazen de toplu şekilde üstelik vermedikleri/veremedikleri mallarıyla birlikte cezalandırılması, işlenen ahlaki suçun toplum vicdanındaki karşılığı gibidir.

Cimrilik etmeyip elindekini paylaşan kişilerin ki bu kişiler çoğunlukla kadınlardır- cezalandırılmaktan kurtuldukları görülürken bazen meraklarına yenik düşerek kötü bir sonuca maruz kalmaları da düşündürücü bir konu olarak dikkat çekmektedir. Söz konusu efsaneler, sahip olduklarıyla dinî, toplumsal vb. değer yargıları arasında tercih yapması istenen insanlar için bir sınama olması yanında cimrilik ile cömertliğin mücadelesinde toplumun tarafını gösteren bir tavır niteliğindedir.''

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.