Otizm Spektrum Bozukluğu'nda (OSB) erken tanı ve doğru eğitim, çocuğun gelişiminde hayati bir rol oynuyor.
Uzmanlar, ebeveynlerin bu süreçte çocuklarını dikkatle gözlemlemesinin önemine dikkat çekiyor.
Memorial Antalya Hastanesi Çocuk Nörolojisi Bölümü'nden Uzm. Dr. Filiz Mıhçı, ailelerin çocuklarına yöneltmesi gereken altı kritik soruyu sıralayarak, olası belirtileri erken fark etmenin önemini vurguladı.
Bu sorulardan ikisine veya daha fazlasına 'hayır' yanıtı alınması durumunda vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulması gerektiğini belirtti.
Erken Tanı, Değişen Hayatlar
Sağlık Bakanlığı'nın Otizm Eylem Planı çerçevesinde düzenlenen Otizm Farkındalık Haftası vesilesiyle konuşan Uzm. Dr. Mıhçı, otizmin son yıllarda artan farkındalıkla birlikte daha sık teşhis edildiğini belirtti.
Her 36 çocuktan birinin otizm tanısı aldığını söyleyen Mıhçı, bu durumun erkek çocuklarda daha yaygın olduğunu ekledi. Otizmin bir hastalık değil, farklı bir nörogelişimsel durum olduğunu vurgulayan Mıhçı, erken tanının gelişim üzerindeki etkisinin altını çizdi.
İdeal olarak 18-24 ay arasında tanı alıp yoğun özel eğitim ve davranışsal terapi gören çocukların yüzde 50'sinden fazlasında belirgin düzelme sağlandığını belirtti.
Öyle ki, erken yaşta başlanan eğitimlerle bazı çocukların yetişkinlikte tanı kriterlerini karşılamaz hale gelebildiğini ifade etti.
'Otizmi Yönetmek Bir Ekip İşidir'
Otizm spektrum bozukluğunun doğuştan gelen ve genellikle ilk üç yaşta belirti veren bir durum olduğunu hatırlatan Uzm. Dr. Mıhçı, tanı koyma yaşının düştüğünü ve kriterlerin genişlediğini belirtti.
Doğru yaklaşımlar ve düzenli takip ile otizmin yönetilebileceğini söyleyen Mıhçı, çocuk nörolojisi uzmanlarının gelişimsel değerlendirmeler yaparak, eşlik eden nörolojik durumları tarayarak ve aileleri uygun eğitim programlarına yönlendirerek önemli bir rol üstlendiğini vurguladı.
Otizmin 'farklı bir beyin kablolaması' olduğunu ve en sihirli dönemin 1-4 yaş arası olduğunu belirten Mıhçı, bu yaşlarda beynin yüksek plastisitesi sayesinde doğru eğitimle birçok çocuğun konuşmayı, göz teması kurmayı ve sosyal ilişkiler geliştirmeyi öğrenebileceğini ifade etti.
Çocuğunuzu Gözlemleyin, Belirtileri Fark Edin
Uzm. Dr. Mıhçı, OSB'nin sözel veya sözel olmayan iletişimde zorluklarla karakterize olduğunu belirterek, belirtilerin genellikle yaşamın ilk 12-24 ayında gözlemlenebileceğini söyledi.
Ailelerin çocuklarına şu altı soruyu sorması gerektiğini belirtti: 'Çocuğunuz 12 aylıkken gülümsediğinizde gülümsüyor mu? İsmini söylediğinizde dönüp bakıyor mu? Parmağınızla bir şeyi gösterdiğinizde o da o yöne bakıyor mu? 18 aylıkken en az 6-10 kelime konuşuyor mu?
yuncak arabayı tekerleğinden tutup sürekli çevirmek yerine sürmeye çalışıyor mu? Parmak ucunda yürüyüp, sürekli aynı beden hareketlerini tekrarlıyor mu?'
Bu sorulardan ikisine veya daha fazlasına 'hayır' yanıtı alınması durumunda, bir Çocuk Nörolojisi veya Çocuk Psikiyatrisi uzmanına başvurulması gerektiği ve birkaç aylık gecikmenin bile bir çocuğun hayatını değiştirebileceği konusunda uyarıda bulundu.
Çocuğun Yetenek ve İhtiyaçlarına Göre Tedavi Planlanır
Küçük yaşlarda verilen yoğun ve sürekli eğitim programları ile davranış terapilerinin, çocukların kendine bakabilme, sosyal ve iş becerileri kazanmasına yardımcı olacağını belirten Uzm. Dr. Mıhçı, bu sayede işlevselliğin arttığını ve belirtilerin şiddetinin azaldığını dile getirdi.
Aile desteği ile birlikte erken yaşta çocuğun yeteneklerine ve ihtiyaçlarına göre hazırlanan bireysel ve grup özel eğitim programlarının, günümüzde bilinen esas tedavi yöntemi olduğunu belirtti.
Uzman ekip çalışmasının önemine de değinen Mıhçı, bu ekipte çocuğun doktoru, özel eğitimcisi, konuşma uzmanı, çocuk psikiyatristi ve çocuk nöroloğunun mutlaka bulunması gerektiğini vurguladı.
İlaç tedavilerinin ise otizme eşlik eden mevcut problemleri azaltmaya yönelik olduğunu sözlerine ekledi.








