Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, Türkiye ekonomisinin 2026 yılının ilk çeyreğinde yüzde 2,5 gibi bir büyüme kaydettiğini ancak bu tablonun ardında ciddi bir sektörel ayrışma olduğunu çarpıcı bir şekilde ortaya koydu. Ardıç'a göre, büyümenin niteliği ve sanayinin yaşadığı kan kaybı, geleceğe yönelik önemli uyarılar barındırıyor.
Sanayideki Daralma Büyümenin Kalitesini Sorgulatıyor
Seyit Ardıç, ekonominin genel olarak büyümesine rağmen, sanayi sektörünün aynı dönemde yüzde 0,8'lik bir daralma yaşadığına dikkat çekti. Bu durumun, büyümenin hangi motorlar tarafından sağlandığını ve sürdürülebilirliği açısından ciddi bir soru işareti oluşturduğunu belirtti. Ardıç, TÜİK verilerinin de ASO üyeleri, meslek komiteleri ve sahadan gelen geri bildirimleri doğruladığını vurguladı. Üretim, yatırım ve ihracatta hissedilen ivme kaybının, sanayinin belini büktüğünü ifade eden Ardıç, özellikle sanayi üretiminin 2025'in son çeyreğindeki gerilemenin ardından 2026'nın ilk çeyreğinde de daralma eğilimini sürdürmesinin endişe verici olduğunu söyledi.
Yatırımlar Yavaşlıyor, İhracattaki Düşüş Tehlike Çanları Çaldırıyor
ASO Başkanı Ardıç, sadece üretimde değil, yatırımlarda da belirgin bir yavaşlama olduğunu dile getirdi. Gayri safi sabit sermaye oluşumundaki büyümenin, 2025'in son çeyreğindeki yüzde 5,4'ten 2026'nın ilk çeyreğinde sadece yüzde 3'e gerilemesi, sanayicinin yatırım iştahındaki ciddi erimeyi gözler önüne serdi. Bu durumun, özellikle sermaye malı üreten sektörleri olumsuz etkilediğini kaydeden Ardıç, en çarpıcı verinin ise dış ticarette yaşandığını belirtti. Mal ve hizmet ihracatındaki yüzde 12,7'lik daralma, Ardıç'a göre 'güçlü bir negatif sinyal'. Dış talepteki zayıflama, kur-maliyet dengesi, jeopolitik riskler ve artan enerji fiyatlarının ihracat üzerinde baskı oluşturduğunu ifade eden Ardıç, ithalattaki düşüşün ihracattaki düşüşten çok daha az olmasının, hem büyüme ivmesini zayıflatabileceğini hem de cari işlemler açığını yükseltebileceğini öngörüyor. Ardıç, sanayicinin rekabet gücündeki ve ihracat pazarlarındaki kayıpların telafisinin uzun yıllar alabileceği konusunda uyararak, üretim ve yatırım ortamını iyileştirecek politikaların önceliklendirilmesi gerektiğini savundu. Ardıç ayrıca, dezenflasyon sürecinin reel sektörü zayıflatmaması, üretim iştahını kırmaması ve yatırım kararlarını ertelememesi gerektiğini, fiyat istikrarı ile üretim ekonomisinin birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısı olduğunu vurguladı.








