2004 yılında Çiftçi Malları Koruma Vakfı’ndan emekli olan, evli ve altı çocuk babası Kınacı, parmak kaydırmanın değil, sayfa çevirmenin değerine inananlardan. Her Salı sabahı gün doğmadan bayinin yolunu tutuyor, çünkü onun için Salı sabahı Sarayönü Manşet Gazetesi ile başlıyor. Üstelik sadece okuyan değil; tam 18 yıldır gazeteyi bayiden ilk satın alan kişi olarak da kendine has bir rekorun sahibi.
Ziya Kınacı’nın bu alışkanlığı yalnızca bir okuma rutini değil, aynı zamanda basılı gazete kültürüne duyduğu derin bir saygının ve bağlılığın göstergesi. Sarayönü Manşet Gazetesi'nin yanında ulusal gazeteleri de yakından takip eden Kınacı, yıllara meydan okuyan bu tutkusu ile hem gazeteciliğe hem de yerel basının gücüne duyduğu inancı ortaya koyuyor. Biz de onunla bu güçlü bağın hikâyesini, neden hâlâ gazete okuduğunu ve bu tutkusunun ardındaki duyguları konuştuk.

Gazete okuma alışkanlığınız ne zaman ve nasıl başladı? Hatırladığınız ilk gazete hangisiydi?
“Gazeteye merakım 1960’lı yılların ortasında başladı. O zamanlar babam her sabah Hürriyet Gazetesi’ni alırdı. Gazete henüz açılmadan önce evde bir sessizlik olurdu; herkes onun bitirmesini beklerdi. Sonra sıra bana gelirdi. O yaşlarda daha her şeyi anlamasam da, manşetleri, fotoğrafları, ilânları incelerdim. Özellikle çiftçi haberlerini ve ekonomi sayfalarını takip ederdim çünkü o dönemlerde tarımla uğraşan bir aileydik. O mürekkep kokusunu, sayfa çevirmenin keyfini hiç unutamam. Zaman geçtikçe bu alışkanlık yerleşti ve artık gazetesiz bir günüm geçmez oldu.”
Teknolojinin bu kadar ilerlediği bir dönemde neden hâlâ basılı gazete okumayı tercih ediyorsunuz?
“Doğru, şimdi herkes haberi telefonundan alıyor ama biz o dönemin insanıyız, gazeteyle büyüdük. Sabah gazeteyi eline alıp çayla birlikte okumak, günün bir parçasıydı bizde. Ekrana bakmakla sayfa çevirmek arasında çok fark var. Gazete elde somut bir şeydir, dokunursun, koklarsın, bir köşesini katlarsın... Bunların hepsi alışkanlık değil, bir kültürdür aslında. Ayrıca ben dijitaldeki haberlere çok da güvenemem; her yer reklam, her şey baştan savma. Basılı gazete daha derli topludur, daha ciddidir. Hele Sarayönü Manşet gibi yerel bir gazeteyi elime alınca, hem kendimi ait hissediyorum hem de memlekette neler olup bittiğini daha içten bir dille okuyorum.”
Gazete okumadığınız bir gün olursa kendinizi eksik hissediyor musunuz?
“Olmaz mı? Gazeteyi almadığım bir gün gerçekten içimde bir eksiklik hissediyorum. Sanki o gün tam başlamamış gibi geliyor. Çay içmek bile keyif vermez o zaman. Her gün mutlaka ulusal bir gazete alırım, hele Salı günleri Sarayönü Manşet’i almadan olmaz. Elzem bir durum olmadıkça da bu alışkanlığı hiç aksatmam. Hastalık olur, şehir dışına çıkarım belki, o zaman mecburen ara veririz ama onun dışında ‘bugün almayayım’ dediğim bir gün olmaz. Çünkü gazete benim için sadece haber değil; bir dost gibi. Her sabah gelir, seni dünyadan haberdar eder. O alışkanlık kolay kolay bırakılmaz.”
Basılı gazetelerin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Sizce bu alışkanlık zamanla tamamen yok olacak mı?
“Teknoloji her geçen gün daha da ilerliyor, bu doğru. Ama ben yine de basılı gazetelerin tamamen yok olacağını düşünmüyorum. Elbette internet üzerinden haber almak çok kolaylaştı, ama basılı gazetenin yerini hiçbiri tutamaz. Özellikle sabahları gazeteyi eline alıp okumanın verdiği hissiyat çok farklı. İnsanlar dijital dünyada hızlıca geçiş yapabiliyorlar, ama basılı gazete okuma alışkanlığı bir kültürdür. Bunu kaybetmek, sadece bir gazete okuma alışkanlığını değil, aynı zamanda bir yaşam tarzını da kaybetmek olur. Tabii ki dijital ortamda haberler daha hızlı ulaşabiliyor, ama o sayfanın kokusunu, kağıdın dokusunu hissetmek başka bir şey. Bu yüzden ben basılı gazetelerin tamamen yok olacağını düşünmüyorum, ancak eski alışkanlıkların giderek azaldığını ve zamanla çok daha az insanın bu tür alışkanlıkları sürdüreceğini kabul ediyorum.”

Sarayönü Manşet Gazetesi’ni her Salı ilk alan kişi olmanız bir alışkanlık mı, yoksa özel bir tercih mi?”
“Bu aslında bir alışkanlık halini aldı diyebilirim. Sarayönü Manşet Gazetesi’nin ilk alanı olmak, benim için ayrı bir keyif. Salı sabahları erkenden bayiye gitmek, hem gazeteyi almak hem de o günün ilk okuru olmak bana bir huzur veriyor. Çünkü bu gazete benim için yalnızca haber kaynağı değil, aynı zamanda memleketin sesi. Buradaki her haber, her sayfa bana tanıdık bir şeyler anlatıyor. Yerel gazetenin bir parçası olmak, bizim gibi küçük bir yerleşim yerinde önemli. O yüzden her Salı günü ilk almak, bir alışkanlık oldu ve bu alışkanlıkla Sarayönü’nün nabzını tutuyorum.”
Gazetemizde en çok hangi bölümleri okumaktan keyif alıyorsunuz?
“Sarayönü Manşet Gazetesi'nde en çok tarım haberlerine göz atarım, çünkü tarım benim için hayatın bir parçası. Yıllarca bu sektörün içinde oldum ve ülkemizin geleceği için de büyük bir öneme sahip olduğuna inanıyorum. Çiftçi Malları Koruma Vakfı’ndan emekli oldum ama tarımı, çiftçiyi, tarlayı ve toprağı hala çok önemsiyorum. Gazetede tarım alanındaki yenilikleri, çiftçilerin yaşadığı zorlukları ve tarım politikalarındaki değişiklikleri okumak bana çok değerli bilgiler sunuyor.
Ama sadece tarım değil, gazetede yer alan tüm bölümler benim için önemli. Sarayönü’ndeki gelişmeleri takip etmek, yerel siyasetten, eğitim alanındaki yeniliklere kadar her şeyi okumak da aynı derecede önemli. Sarayönü Manşet, şehri ve ilçemizi ilgilendiren her konuyu en doğru şekilde yansıtan bir kaynak. Özellikle yerel esnafın, tüccarın, gençlerin ve kadınların sesi olan yazılar çok değerli. Hem günlük yaşamla ilgili bilgiler hem de Sarayönü’nün geleceğini şekillendiren konular, gazeteyi elime aldığımda benim için birer kılavuz oluyor. O yüzden hem tarım hem de yerel haberlerin, eğitim ve kültürle ilgili bölümlerin tümünü takip etmek, bana çok şey katıyor.”

Haber okuma alışkanlığını gençlere kazandırmanın önemi hakkında ne düşünüyorsunuz?
“Gençlere özellikle şunu söylemek isterim: Gazete okumak sadece haber almakla kalmaz, aynı zamanda hayatı daha derinlemesine anlamanıza, toplumun nabzını tutmanıza ve ülkenin geleceğine dair fikir sahibi olmanıza yardımcı olur. Pandemi döneminde, dışarı çıkma yasağı varken bile ben gazetemi alabilmek için eşimi gizlice bayiye gönderirdim. Hem de dönüşte ceza yemesine rağmen! Çünkü o gazetenin elime ulaşması, sadece bir alışkanlık değil, bir yaşam tarzıydı. O dönemde bile gazetenin gücüne olan inancım bir an olsun sarsılmadı.
Gençler, günümüzün dijital dünyasında çok hızlı bilgi alabiliyorlar, fakat bu bilgiye dair derinlemesine düşünmek, sorgulamak ve birikim oluşturmak çok daha değerli. Gazetelerdeki haberler, yalnızca bir olayın aktarılmasından ibaret değildir. Her bir haber, ülkenin gidişatını, ekonomi-politik yapısını, sosyal değişimleri anlamanızı sağlar. Gazeteler, sadece birer haber kaynağı değil, aynı zamanda düşünme ve analiz yapma araçlarıdır. Her sabah teknoloji sayesinde birkaç dakikada bir sürü haber okuyabilirsiniz, ancak bu, gazetelerin verdiği derinlikli düşünme sürecini ve toplumla bağ kurma fırsatını asla vermez.
Bence, gazete okumak, sadece bireysel bilgi edinme değil, aynı zamanda vatana ve millete hizmet etme noktasında da büyük önem taşır. Bu alışkanlık, sadece kişisel gelişimi değil, toplumsal sorumlulukları da pekiştirir. Bugün gençlerin aklı bir karış havada, ama gazeteleri takip ederek bu karmaşıklık içinde ne olup bittiğini daha iyi anlarlar. Kendi fikirlerini şekillendirir, topluma nasıl daha faydalı olabilirler, bunu daha net görebilirler. O yüzden gazete okumaya devam edin, çünkü o sayfalar, her zaman sizi daha bilinçli bir birey yapacaktır.” İfadelerini kullandı
Gençlere verdiği mesajda, gazete okumanın sadece güncel olaylara dair bilgi edinmekle kalmadığını, aynı zamanda toplumu daha derinlemesine anlamalarına ve düşünce süreçlerini geliştirmelerine katkı sağladığını vurgulayan Kınacı, bizlere de önemli bir hatırlatmada bulunuyor: Gazete okumak, yalnızca bireysel bir alışkanlık değil, aynı zamanda bir kültürün ve bilincin de taşıyıcısıdır. Bu nedenle, her sayfa bir hayat dersi, her köşe bir öğretidir.







