Güneş panellerinin çevreyi kirlettiği yönündeki yaygın iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirten ODTÜ GÜNAM Silisyum PV Birimi Koordinatörü Prof. Dr. Raşit Turan, modern güneş panellerinin zehirli madde içermediğini ve geleceğin en temiz enerji kaynaklarından biri olduğunu vurguladı.
PANEL İDDİALARI ÇÜRÜTÜLDÜ
Turan, dünyada kullanılan güneş panellerinin büyük çoğunluğunun silisyum tabanlı olduğunu ve bu malzemenin doğada bolca bulunduğunu, zehirli olmadığını açıkladı. Panellerde kullanılan alüminyum, gümüş, cam ve polimer gibi diğer malzemelerin de çevreye zararlı olmadığını belirtti. Bu malzemelerin, yer kabuğunun önemli bir bölümünü oluşturan silisyum dioksitten (SiO2) elde edildiğini ve kesinlikle zehirli olmadığını sözlerine ekledi.
TEMİZ ENERJİNİN SESSİZ GÜCÜ
Günümüzdeki fotovoltaik panellerin çalışırken herhangi bir atık veya gaz salımı yapmadığını, dolayısıyla hava, su veya toprak kirliliğine neden olmadığını ifade eden Turan, panellerin zehirli olduğuna dair algının, geçmişte kullanılan ve artık yaygın olmayan bazı ince film panellerdeki kadmiyum (Cd) elementinden kaynaklandığını belirtti. Ancak güncel silisyum tabanlı panellerde bu tür bir tehlikenin söz konusu olmadığını net bir dille ifade etti. Turan, fosil yakıtlarla kıyaslandığında güneş panellerinin çevresel etkilerinin yok denecek kadar az olduğunu ve hiçbir enerji üretim teknolojisinin çevre dostluğu konusunda güneş enerjisiyle yarışamayacağını savundu.
TÜRKİYE'NİN GÜNEŞ POTANSİYELİ
Küresel enerji dönüşümünde güneş enerjisinin kilit rol oynadığını ve Türkiye'nin bu alanda büyük bir potansiyele sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Turan, ülkenin yüksek güneşlenme süresi ve coğrafi avantajlarının, Avrupa'nın önde gelen güneş enerjisi merkezlerinden biri olma potansiyeli taşıdığını vurguladı. Bu potansiyelin doğru yatırımlarla değerlendirilmesiyle enerji ithalatının azaltılabileceğini ve ekonomik kalkınmaya önemli katkılar sağlanabileceğini söyledi. Ayrıca, güneş teknolojilerinin ileri malzeme, enerji depolama ve yüksek teknoloji üretimi gibi birçok alanı besleyen devasa bir ekosistem oluşturduğuna dikkat çekti. Türkiye'nin sadece bir kullanıcı değil, aynı zamanda teknoloji geliştiren ve ihraç eden bir ülke olabileceği yönündeki iyimserliğini dile getirdi. Son yıllardaki gelişmelerin bu yönde ilerlemeyi desteklediğini belirterek, dünyanın geleceği için temiz enerjiye geçişin hızlanması gerektiğini ve güneş enerjisinin bu dönüşümün en güçlü aktörlerinden biri olacağını sözlerine ekledi.









