Konya Aydınlar Ocağı’nın düzenlediği Selçuklu Salı Sohbetleri’nde bu hafta, Ali Temizel konuşmacı olarak yer aldı. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Temizel, İran İslam Devrimi’nin 47. yılında ülkedeki son gelişmeleri değerlendirdi.
Programın açılış konuşmasını yapan Aydınlar Ocağı Başkanı Mustafa Güçlü, İran’da 47 yıl önce yaşanan devrimin sonuçlarına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Geçen zaman zarfında devrim İran’a ne getirdi, ne kazandırdı ne kaybettirdi, İslam dünyasına ne gibi etkileri oldu; bunlar önemlidir. Biz de İran’da yaşayan soydaşlarımız ve Müslüman kardeşlerimizin hatırına, İran’ı takip ediyor; İran bahane edilerek üçüncü dünya savaşına doğru mu götürülüyoruz, bunu anlamaya çalışıyoruz.”
“İRAN DEVRİMLERLE YAŞAYAN BİR ÜLKE HALİNE GELDİ”
Kürsüye gelen Prof. Dr. Ali Temizel, İran’ın tarihsel süreçte sık sık devrimlere sahne olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Kanlı olayların çok yaşandığı İran coğrafyası sürekli devrimlere tanık oldu. Geleneksel İmamiyye Şiiliğinde ümmetin velayeti, kıyamete yakın zamanda zuhur edecek olan Mehdi’dedir. Velayet-i Fakih doktrininde ise Mehdi gelene kadar, velayet görevi Mehdi adına, bir kurul tarafından seçilen bir fakihe devredilir. Bu durum Şii fakihlerin yeni kurulan İran İslam Cumhuriyeti rejiminin başına geçmelerinin yolunu açtı ve Şiilik, Velayet-i Fakih doktrini ile siyasallaştı.”
REFORM DÖNEMLERİ VE DIŞ POLİTİKA SÜRECİ
Temizel, Rafsancani dönemine ilişkin değerlendirmesinde:
“Rafsancani ılımlı muhafazakâr bir devlet adamı kimliğine sahipti. Onun döneminde çatışmacı ideolojik bir dış politika yaklaşımından daha uzlaşmacı, pragmatik bir dış politikaya evirilme süreci yaşandı. Uluslararası sistemle yeniden entegrasyon hedeflendi.”
Hatemi dönemine ilişkin olarak ise:
“1998 yılında İran-Afganistan arasında çıkması muhtemel savaşı Hatemi önledi. Medeniyetler Arası Diyalog açılımını savundu. Serbest piyasa ekonomisi ve yabancı sermayeyi ülkeye çekme politikaları uyguladı.”
Ahmedinejad dönemine dair ise şu ifadeleri kullandı:
“ABD ve İsrail’e karşı sert bir dil kullanıp, ABD’nin İran’a karşı uyguladığı ambargoyu eleştirdi. 2009’da ikinci defa cumhurbaşkanı seçilmesi, aynı yıl İran’da geniş çaplı halk gösterilerinin yaşanmasına neden oldu. Gösteriler rejim tarafından sert biçimde bastırıldı.”
YAPTIRIMLAR VE EKONOMİK KRİZ
Temizel, ABD yaptırımlarına değinerek:
“2018’de ABD Başkanı Trump Nükleer Anlaşmadan çekildiklerini açıklayarak İran’a karşı iki aşamadan oluşan yaptırımları devreye sokacaklarını ilan etti. Bu durum İran dış politikası ve ekonomisi kadar iç politikadaki gelişmeleri de önemli oranda etkiledi.”
DEMOGRAFİK KRİZ VE YOKSULLUK
İran’daki demografik değişime dikkat çeken Temizel şunları söyledi:
“Kırk yedi yıllık süreçte İran, çok genç ve hızla büyüyen bir toplumdan yaşlanma sorunuyla boğuşan bir topluma dönüştü. Demografik kriz her alanda kendisini göstermektedir. Yoksulluk, işsizlik ve ayırımcılık İran’ı tarihinin en vahim durumlarından birine soktu.”
“Son yıllardaki kronik çift haneli enflasyon sebebiyle orta sınıf büyük ölçüde küçüldü ve toplumun büyük kısmı yoksulluk sınırının altına düştü.”
“DEVRİMİN HEDEFİ MEHDİ’NİN GELİŞİ”
Temizel, 1979 İran Devrimi’nin hedefini ise şu sözlerle özetledi:
“İranlı yetkililer sıklıkla İran devriminin hedefinin (Mehdi’nin gelişi için gerekli koşulları sağlamak ve hızlandırmak olduğunu) ifade ederler. İslam Devrimi’nin önemli hedefinin Mehdi’nin gelişi için gerekli zemini sağlamak olduğunu ve bu hedefe ulaşmak için İran’ın çok bedel ödediğini belirtmektedirler.”
Program sonunda Dr. Mustafa Güçlü, verdiği bilgiler nedeniyle Prof. Dr. Ali Temizel’e teşekkür ederek günün hatırası olarak kitap takdim etti.








