Prof. Dr. Çobanoğlu, Jinekolojik Kanserler Farkındalık Ayı kapsamında değerlendirmelerde bulundu.
Çobanoğlu, jinekolojik kanserlerin her birinin farklı risk faktörleri bulunduğunu, düzenli muayene ve tarama yöntemleri sayesinde bu hastalıkların başlangıç aşamasında saptanabildiğini belirtti. “Risk faktörü olsun ya da olmasın, tüm kadınların düzenli kontrollerini yaptırması büyük önem taşıyor.” ifadelerini kullandı.
En sık görülen türler
Prof. Dr. Çobanoğlu, kadın genital sistem kanserlerinin görülme sıklığına dikkati çekerek en yaygın türlerin endometrium (rahim), serviks (rahim ağzı), over (yumurtalık), vulva (dış genital organlar) ve vajen (hazne) kanserleri olduğunu aktardı.
Endometrium kanserinin jinekolojik kanserler arasında ilk sırada yer aldığını kaydeden Çobanoğlu, “Over kanseri ise görülme sıklığında üçüncü sırada olmasına rağmen, ölüm nedenleri arasında ilk sıradadır. Bunun en önemli nedeni, vakaların üçte ikisinin ancak ileri evrelerde tespit edilebilmesidir.” dedi.
Risk faktörleri
-
Serviks kanseri: Erken yaşta cinsel aktivite, çoklu partner, HPV enfeksiyonu, sigara, fazla doğum.
-
Endometrium kanseri: Erken adet görme, geç menopoz, doğum yapmama, kısırlık, obezite, diyabet, kontrolsüz östrojen kullanımı.
-
Over kanseri: Ailesel öykü, BRCA1/BRCA2 gen mutasyonları, kısırlık, sigara, talk kullanımı.
-
Vajen ve vulva kanseri: HPV enfeksiyonu.
Koruyucu yöntemler
Çobanoğlu, serviks kanserinde HPV aşılarının önemine işaret ederek, sigaradan uzak durmanın, dengeli beslenmenin ve B vitamini yönünden zengin diyetlerin riski azalttığını belirtti. Endometrium kanserinde ideal kilonun korunmasının, yüksek yağ oranlı beslenmeden kaçınılmasının ve kontrolsüz östrojen kullanımının engellenmesinin gerektiğini vurguladı.
Ailesinde over kanseri öyküsü olan ve genetik mutasyon taşıyan kadınlarda, doğurganlığın tamamlanmasının ardından koruyucu cerrahi seçeneklerin gündeme gelebileceğini kaydetti.
Erken teşhis ve tedavi
Prof. Dr. Çobanoğlu, yıllık jinekolojik muayenelerin aksatılmaması gerektiğini belirterek pelvik ultrasonografi, PAP smear ve HPV taramalarının düzenli yapılmasını önerdi. “Kanlı vajinal akıntı, cinsel ilişki sonrası kanama, düzensiz adet kanamaları gibi şikayetler asla göz ardı edilmemelidir. Menopoz sonrası görülen her türlü kanama da mutlaka araştırılmalıdır.” dedi.
Kanser tedavisinde doğru evrelemenin kritik olduğunu vurgulayan Çobanoğlu, “Evreleme sayesinde hastaya en uygun tedavi modeli belirlenebilir. Gereksiz radikal cerrahilerden kaçınılırken, cerrahi, radyoterapi, kemoterapi ve immünoterapi seçeneklerinin doğru sıralaması yapılabilir. Bu nedenle kanser cerrahisi mutlaka deneyimli merkezlerde ve alanında uzman jinekolog onkologlar tarafından uygulanmalıdır.” diye konuştu.







