SÜRGÜN SONRASI FİLM
Evet. Yılmaz Güney, 1961 yılında yaşadığı siyasi tutukluluğun ardından yaklaşık altı ay süreyle Konya’ya sürgün edildi. Bu zorlu sürgün döneminde tanıştığı yerel kabadayı "Miço" (Mustafa) ile kurduğu dostluk ve bölgedeki olaylar, 1963 yapımı "İkisi de Cesurdu" filmine ilham kaynağı oldu.

HER GÜN İMZA
Bir döneme damga vuran ünlü sanatçı Yılmaz Güney, 1958 yılında yazdığı tek bir öykü yüzünden 7,5 yıl hapis ve sürgün cezası aldı. 1962 yılında cezası düştü. Ama sürgün olarak Konya’ya gönderildi. 6 ay boyunca Konya’da sürgünde kaldı. Her sabah ve her akşam karakola giderek imza attı. Kendisi de bu durumu, ‘Hayatımda en çok imzayı Konya’da attım. Hem de tam 180 kez’ diyerek özetledi.
YILMAZ GÜNEY İÇİN DÖNÜM NOKTASI
Konya’da dönemin ünlü kabadayısı Miço Mustafa ile tanıştı. Bu tanışma kısa sürede gerçek bir dostluğa dönüştü. Miço Mustafa’nın yaşadıkları Konya’nın Dolav Mahallesi, kahvehaneler ve gazinoları Yılmaz Güney’in zihninde bir filme dönüşmeye başladı. Sonunda ‘İkiside Cesurdu’ isimli filmi hazırladı. Filmdeki Ali Duran karakteri aslında Miço Mustafa idi. Bu film Yılmaz Güney’in sinemadaki çok büyük bir çıkışı olarak hafızalarda kaldı. Filmin final sahnesindeki duvardaki anne resmi ise Yılmaz Güney’in gerçek annesinin resmiydi. Konya Yılmaz Güney için sadece bir sürgün yeri değil, bir sinemaya doğuş hikayesiydi.

İKİ KABADAYININ KAPIŞMASI
İkisi de cesurdu isimli film, şehrin önde gelen kabadayıları Yalçın ve Ali Duran’ın karşı karşıya gelmelerini anlatıyor. Yalçın, kabadayılığı bırakıp şehirden ayrılmayı planlarken, Ali Duran ise sürgünden dönüp annesine kavuşma umudunu taşıyor. Ancak kışkırtılan dedikodular, iki kabadayının çatışmasına neden oluyor.
GÜNEY, MİÇO’YU OYNADI
Yılmaz Güney'in filmde canlandırdığı "Ali Duran" karakteri, aslında bizzat arkadaşı Miço'dur. Ancak ismin yabancı kökenli çağrışımlar yapması sebebiyle filmde isim değişikliğine gidilmiştir.











