Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Aydın İnan, kadınlarda en sık rastlanan kanser türlerinden biri olan meme kanseriyle ilgili önemli uyarılarda bulundu. Hastalığın erken teşhisle büyük oranda tedavi edilebildiğini belirten İnan, yaşam tarzı değişikliklerinin de risk faktörlerini azaltmada etkili olduğunu söyledi.
Meme kanserinin, meme dokusundaki hücrelerin kontrolsüz bir şekilde çoğalmasıyla oluşan kötü huylu bir hastalık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Aydın İnan, “Hastalık süt kanallarından ya da süt bezlerinden gelişebilir ve lenf veya kan yoluyla vücudun diğer bölgelerine yayılabilir. Kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biridir. Özellikle 40 yaş sonrası risk artar, 50 yaş sonrası daha da yükselir. Genetik yatkınlığı olanlarda daha erken yaşlarda da ortaya çıkabilir” dedi.
Meme kanserinin en yaygın belirtisinin memede ya da koltuk altında hissedilen sert bir kitle olduğunu belirten İnan, şu bilgileri paylaştı: “Bu sertlik zamanla büyüyebilir. Meme başında kanlı ya da berrak akıntı, meme cildinde çukurlaşma, çekinti ya da portakal kabuğu görünümü, şekil ve boyut değişiklikleri, kızarıklık, şişlik ve hassasiyet de diğer belirtiler arasındadır. Bazı durumlarda hiçbir belirti görülmez, bu yüzden düzenli kontroller çok önemlidir.”
Tanı sürecinde fizik muayene ve hasta öyküsünün değerlendirildiğini belirten Prof. Dr. İnan, mamografi, ultrason, MR ve biyopsi gibi yöntemlerle tanının kesinleştirildiğini ifade etti. “Kadınların büyük kısmı memelerindeki kitleyi kendileri fark eder. Bu nedenle kendi kendine meme muayenesi erken teşhiste önemli bir rol oynar” dedi.
Mamografi taramalarının 40 yaş sonrası yılda bir kez yapılması gerektiğini söyleyen İnan, 55 yaş sonrası ise bu aralığın hastanın durumuna göre iki yıla çıkarılabileceğini, aile öyküsü olanlarda ise daha erken yaşta başlanabileceğini ifade etti.
Meme kanserinin nadiren erkeklerde de görülebileceğini hatırlatan Prof. Dr. İnan, “Erkeklerde görülme oranı yüzde 1’in altında olsa da memede sertlik, şişlik ya da akıntı gibi durumlar ciddiye alınmalı” şeklinde konuştu.
Hastalığın görülme sıklığının arttığına da dikkat çeken İnan, “Ömür süresinin uzaması, çevresel toksinler, kötü beslenme, sigara, alkol, obezite, erken adet ve geç menopoz gibi faktörler riski artırıyor. Tarama programlarıyla tanı oranları da yükseldi” dedi.
Korunma yöntemlerini de sıralayan İnan, “Haftada 150 dakika egzersiz yapılmalı, ideal kiloda kalınmalı, sigara ve alkolden uzak durulmalı. Taze sebze-meyve ağırlıklı ve liften zengin beslenilmeli, şekerli ve işlenmiş gıdalardan kaçınılmalı. Doğum ve emzirme süreci de koruyucu etki sağlar” dedi. Ayrıca bitkisel beslenme, Omega-3 tüketimi, probiyotikler ve düşük şekerli beslenmenin bağışıklığı desteklediğini belirtti.
Tedavide kişiye özel planlamanın önemine değinen Prof. Dr. Aydın İnan, uygulanan yöntemler arasında cerrahi (meme koruyucu veya mastektomi), kemoterapi, radyoterapi, hormon tedavisi, hedefe yönelik ilaçlar ve immünoterapinin bulunduğunu ifade etti. “Hangi tedavinin uygulanacağı; hastanın yaşı, tümörün özellikleri ve genetik duruma göre belirlenir” diyerek sözlerini tamamladı.








