Anadolu'dan yayılan inanç ve ilim felsefesiyle dünyayı aydınlatan Mevlana Celaleddin-i Rumi, bu yıl 752'nci vuslat yıl dönümünde anılıyor.
Tasavvufi öğretinin işlendiği önemli eserleriyle yüzyıllardır insanlığın yolunu aydınlatmaya devam eden, Batı dünyasında 'Anadolulu' anlamına gelen 'Rumi' olarak anılan Mevlana, 30 Eylül 1207'de, günümüzde Afganistan'ın kuzeyinde bulunan Belh şehrinde dünyaya geldi.
BELH'TEN KONYA'YA UZUN BİR YOLCULUK
Asıl ismi Celaleddin Muhammed olan büyük düşünürün babası, 'Sultanü'l-ulema' yani 'Alimler Sultanı' diye tanınan, Horasan'ın önemli alimlerinden Bahaeddin Veled'di.
Hazreti Mevlana, babası, annesi Mümine Hatun, kız kardeşi Fatıma Hatun, ağabeyi Alaaddin Muhammed ile yaklaşan Moğol istilası ve dönemin siyasi olayları nedeniyle Belh'ten ayrılarak Konya'da tamamlanacak yolculuğuna başladı.
Aile, ilk olarak gittikleri Nişabur şehrinde büyük sufi Feridüddin-i Attar ile görüştü. Attar, bu görüşmede henüz çocuk olan Mevlana'dan çok etkilendi ve ona bir kitabını hediye etti.
Attar, Mevlana'nın babası Bahaeddin Veled'e 'Bu çocuğu aziz tut. Çok geçmeyecek, dünyadaki aşıkların gönüllerine ateş salacak.' dedi.
ŞEMS-İ TEBRİZİ İLE MANEVİ DÖNÜŞÜM
Ünü günden güne yayılan Mevlana, 1244'te Konya'ya gelip kendisiyle görüşen derviş Şems-i Tebrizi ile tanıştı. Manevi alanda ilerlemeyi arzulayan ve bunun için mana adamlarının peşinde olan Mevlana, aradığını bu büyük arifte buldu.
Şems'le tasavvufta derinleşen Mevlana, semaya başladı, hayatının bundan sonraki bölümünde şiir, musiki ve sema onun için önemli oldu. Bu dönem, onun manevi yolculuğunda bir dönüm noktası teşkil etti.
ÖLÜMÜ BİR DÜĞÜN GECESİ OLARAK ANILIYOR
Yaşamını 'Hamdım, piştim, yandım' sözleriyle özetleyen Mevlana, 17 Aralık 1273'te bir pazar günü 'sevgilisi'ne kavuştu. Onun için ölüm, aşka ve sevgiliye kavuşmaktı. Bu nedenle öldüğü gün yüzyıllardır 'düğün gecesi' anlamına gelen 'Şebiarus' adıyla anılıyor.
Gönüllerde kalıcı bir yer bulmak istediği, 'Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız. Bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir.' sözleriyle anlaşılan Mevlana, geride bıraktığı barış ve hoşgörü mesajlarıyla yüzyıllardır özlemle anılıyor.








