Mevlana sağlığında, namazının Şeyh Sadreddin-i Konevi tarafından kılınmasını vasiyet etmişti. Ancak Sadreddin Konevi çok sevdiği Mevlâna'yı kaybetmeye dayanamayıp cenazede bayıldı. Sadreddin Konevi'nin Mevlana'nın vasiyetini yerine getirememesi üzerine Mevlâna'nın cenaze namazını Kadı Siraceddin kıldırdı.
ÖLÜMÜNÜ DÜIÜN OLARAK ADLANDIRIYOR
Hoşgörü ve barışın evrensel sembolü olan Mevlana Celaleddin Rumi, 13. yüzyılda yaşamış ve tüm dünyaya mal olmuş bir İslam alimi, düşünür, şair, sufi ve mutasavvıf. Her gün yüzlerce yerli ve yabancı turist Mevlana'nın kabrini ziyaret etmek için Konya'ya akın ediyor. ''Her halde dünyada hiçbir kimsenin vefatı musikiyle, coşkuyla kutlanmıyordur. Hiç kimsenin vefatına 'Düğün gecesi, sevgililerin buluşma gecesi' anlamlarına gelen 'Şeb-i Arus' denmiyordur. Kendisi yaşadığı dönemde hep gerçek ve daimi sevgili olarak bildiği Allah'a ulaşmayı düstur edinmiştir. Mevlana'nın, Allah'tan ayrı kalmayı dert kabul etmiş, yaşamı oyundan ibaret, bu dünyayı da bir sürgün yeri olarak telakki etmiştir.' diyen Selçuk Üniversitesi (SÜ) Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Nuri Şimşekler, Hz. Mevlana'nın cenaze törenini şu cümlelerle anlatıyor:

CENAZEYE HERKES KATILDI
1207 yılında Belh'te başlayan gurbet ve ayrılık hayatı; bazen sakin, bazen coşkulu, bazen yalnız, bazen kalabalıkta ama hep sevgiliyle birlikte olunan 66 yılın ardından vuslatla sonuçlandı. Cenazede protokol ve Konya'daki Müslümanların yanı sıra 'İsamızı, Musamızı onun sözleriyle daha da iyi anladık' diyen her dinden insan da bulundu. Gayet sükunetli olan halk, Mevlana'nın daima üstünde taşıdığı elbisesine sarılı tabutu kaldırılacağı zaman galeyana gelmiş, ağlamalar sızlamalarla taşıyabilmek için tabuta hücum etmişlerdi.
KONEVİ BAYILINCA VASİYETİ YERİNE GETİREMEDİ
Mevlana sağlığında, namazının Şeyh Sadreddin-i Konevi tarafından kılınmasını vasiyet etmişti. Şeyh Sadreddin imamlık yapmak için tabutun önüne gelince, bayılacak gibi oldu. Kollarına girip geri çektiler. Onun yerine Kadı Siraceddin öne durarak namazı kıldırdı. Yoğun izdiham nedeniyle hayli zor ilerleyen Mevlana'nın tabutu, ancak akşam vaktinde defnedileceği yere, yani şimdiki Mevlana Müzesine getirilebildi. Babası Bahaeddin Veled'in yanında toprağa verilerek, emanet teslim edildi. Günümüzde de her milletten, her kültürden, her dinden insanlar Mevlana'nın bu 'Düğün Gecesi'ne katılmakta ve belki de 752 yıl öncesindeki Konya'nın o günkü manzarasını günümüzde canlandırmaktadır.








