Yapılardan iki tanesine deniz kıyısının 16 kilometre uzağında, üçüncüsüne ise denize çok yakın bir noktada rastlandı. Piramitlerin doğal bir oluşum mu, yoksa insan eliyle inşa edilmiş yapılar mı olduğu bilim insanları tarafından uzun süre araştırıldı. Piramitler, bazı insanlar tarafından kıtanın eskiden bir medeniyetin barınabileceği kadar sıcak olduğu ve bu yapıların insanlar tarafından inşa edildiği şeklinde yorumlandı.
Antarktika'da çalışmaların yürütüldüğü son yıllarda bilim insanları konu hakkında sessiz kalmayı tercih etti. Çünkü bu yapıların insan eliyle inşa edildiğinin keşfedilmesi, insanlık tarihine dair bildiğimiz her şeyi unutturacak ve tarihin yeniden yazılmasına sebep olacak büyüklükte bir güce sahipti. 2009 yılında bölgede çalışan iklim bilimciler, kıtada polen partiküllerine rastladılar ve bunu, Antarktika'da bir zamanlar palmiye ağaçlarının yetiştiğine ve yaz sıcaklıklarının 21 dereceye ulaştığına dair bir kanıt olarak nitelendirdiler.
2012 yılında ise Nevada Araştırma Enstitüsü'nden bilim insanları, kıtanın güneyinde bulunan Vida Gölü'nden 32 farklı bakteri türüne ait örnekler elde etti. Dünya nüfus radarı (GPR) ve gelişmiş uydu görüntüleri analizi gibi son teknolojiler sayesinde elde edilen bu keşif, tarih kitaplarını çöpe atıp yeniden yazabilir.








