Öldüğünde vücudu hiç çürümeyen Konyalı alim

ARAŞTIRMA Yayınlanma : 20 Şubat 2026 01:57 Düzenleme : 20 Şubat 2026 02:00
Öldüğünde vücudu hiç çürümeyen Konyalı alim
Konya'nın Seydişehir ilçesine bağlı Çavuş Mahallesinde Osmanlı'nın büyük âlimlerinden biri olarak kabul edilen Nakşi Şeyhi Hacı Memiş Efendi'nin türbesi bulunuyor.

Birçok talebe yetiştiren bütün Anadolu’nun ilminden ve feyzinden istifade ettiği büyük bir Âlim ve ünlü bir Veli Hacı Memiş Efendi (Muhammed Kudsi) hakkında anlatılan hikaye ve kerametler ise büyük dikkat çekiyor.

 

SADECE KONYA DEĞİL ANADOLU FEYZ ALIYORDU!

1784 yılında Konya'nın Bozkır ilçesine bağlı Aliçerçi Köyünde dünyaya gelen Şeyh Memiş Efendi (Muhammet Kudsi Bozkıri), ilmi ve tasavvufi yönüyle sadece Konya'nın değil, Anadolu'nun da feyz aldığı önemli bir isim olarak biliniyor. 1852 yılında vefat eden Memiş Efendi, Hacı Abdullah Efendi tarafından Çavuş'taki medresesinin yanına defnedildi.

TÜRBESİ VE ŞADIRVANI II. ABDÜLHAMİT DÖNEMİNDE YAPILDI

Memiş Efendi'nin türbesi, 1866 yılında Seydişehirli Abdullah Efendi öncülüğünde inşa edildi. Daha sonra Sultan II. Abdülhamit'in annesi Valide Sultan'ın Kethüdası Hacı Said Bey tarafından 1896 yılında türbenin önüne bir şadırvan yaptırıldı.

 

VEFATINDAN 13 YIL SONRA TÜRBESİ İNŞA EDİLİRKEN KABRİ AÇILDI!

Türbesinin duvarında yazılı hayat hikâyesine göre, Memiş Efendi, hayatını zühd ve takva ile geçirmiş, geride sadece bir post, bir hasır, bir çarık ve bir asa bırakmıştır. Memiş efendinin meşhur bir sözünde şöyle der. “Ben kabirde kefeni çürüyenle, dünyada rızık endişesi çekeni er (adam) yerine koymam.” diyen Memiş Efendi’nin vefatından seneler sonra kabri açıldığında, kefeni ve cesedi, o gün gömülmüş gibi dipdiri ve taze bulunmuş ve türbesi 1866 yılında yaptırılmıştır.

KERAMETLERİ DE VAR

Memiş Efendi kerâmet sahibi bir veli olduğu ifade edilir. Kerametlerinin çoğu talebeleri ile ilgili olduğu söylemektedir. Örneğin Cebinde parası olmadığı halde, her elini cebine sokuşta para çıkarır, talebelerine ve muhtaç olanlara verirmiş. Bunu sıkça yaptığı rivayet edilir.

 

FELÇLİ ÇOCUĞU İYİLEŞTİRDİ

Çavuşlular, çok ilginç bir kerametini de şöyle anlatırlar. Memiş Efendi’nin türbesine bitişik olan cami, zamanla yıkılmaya yüz tutmuş, ihtiyacı da karşılamaz olmuş. Çavuşlular bu camiyi yıkıp, biraz da genişleterek yeniden yapmaya karar verirler. Cami inşaatı devam ederken, Beyşehirli bir kişi “Caminin kapı ve pencerelerini ben yaptıracağım!” diye haber salar. Hiç ummadıkları bir adamdan gelen bu yardım haberine köylüler hayret ederler. Hatta adama takılırlar: “Babanı rüyanda mı gördün? Çavuş’ da ki camiye yardım etmek nerden aklına geldi?” diye sorarlar. Kapı-pencere yaptırmayı vadeden adam, şunları söyler: “Ben, beş altı yaşlarında iken felçli idim, yürüyemiyordum. Annemle babam beni yanlarına alarak Memiş Efendi’yi ziyarete gittiler. Beni türbede, merhumun sandukasının yanına yatırdılar ve namaza durdular. Onlar namaza durduktan sonra sandukadan bir el uzandı ve beni tutup ayağa kaldırdı. Ben heyecanla koşarak, merdivenlerden aşağı inmeye başlayınca, annemle babam da namazlarını bozarak arkamdan bana yetiştiler, o günden sonra ben yürür oldum. Merhuma bir minnet borcum vardı, onu ödemek istedim.”

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.