Çevre uzmanı Prof. Dr. Halil Kumbur, 2026 yılına girerken Türkiye'nin ve Mersin’in çevre sorunlarının giderek derinleştiğine dikkat çekti. Su kaynakları yönetimi konusunda ciddi uyarılarda bulunan Kumbur, küresel ısınma, iklim değişikliği ve kuraklığın etkilerinin en çok su kaynakları üzerinde hissedildiğini ifade etti.

SU YÖNETİMİNE ACİL İHTİYAÇ VAR
Kumbur, Türkiye’nin gelecekte 'su fakiri' ülkeler arasında yer alabileceğini belirtti. Ayrıca, çevre sorunlarının yanı sıra hava, su, toprak, atık kirliliği gibi yerel sorunların önemine de vurgu yaptı. Bu sorunların Mersin’de de yaşandığını ifade eden Kumbur, çevre ve insan haklarının 21. yüzyılın önemli değerleri olmasına rağmen, küresel güçler tarafından çıkar amaçlı kullanılabildiğini belirtti.
TATLI SU KAYNAKLARININ KISITLIĞI
Dünyadaki su varlığının büyük bir kısmının tuzlu sudan oluştuğunu hatırlatan Kumbur, tatlı su kaynaklarının yalnızca yüzde 2,5'inin bulunduğunu söyledi. Ancak bu tatlı suyun büyük kısmının buzullarda ve yer altı rezervlerinde yer aldığını vurguladı. Türkiye'nin Akdeniz ülkeleri arasında iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek ülkelerden biri olduğunu belirten Kumbur, Mersin'deki su kaynaklarının son yıllarda yüzde 40 oranında azaldığını kaydetti. Kişi başına düşen su miktarının 2025 itibarıyla yaklaşık 1300 metreküp olduğunu, 2040 yılına gelindiğinde ise bu rakamın 700 metreküplere düşeceğini belirten Kumbur, bunun Türkiye'yi 'su fakiri' konumuna getireceğini dile getirdi. Mevcut suyun yüzde 76’sının tarımsal sulamada kullanıldığını ifade eden Kumbur, sulama tekniklerinin gözden geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Mersin’in yıllık 7,4 milyar metreküplük su potansiyeline sahip olduğunu kaydeden Kumbur, suyun bulunduğu yerler ile ihtiyaç duyulan bölgeler arasında uyumsuzluk yaşandığını belirtti. Ayrıca, Mersin'den Konya Ovası'na ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne su aktarımının önemine de değindi.







