Yazın kavurucu sıcaklarıyla mücadelede klimalar vazgeçilmez birer yardımcı haline gelirken, Prof. Dr. Alev Gürgün'den önemli uyarılar geldi. Ani ısı değişimleri ve bakımsız cihazların, beklenenin aksine ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği bilimsel verilerle ortaya konuyor. Vücudun ani sıcaklık değişimlerine uyum sağlamakta zorlanması, klima kullanımında kritik bir eşik değerinin aşılmaması gerektiğini gösteriyor. İdeal iç ortam sıcaklığının 23-25 derece bandında tutulması, klimanın doğrudan vücuda üflemesinin engellenmesi ve ortamın düzenli olarak havalandırılması, bu riskleri minimize eden temel veri noktaları olarak öne çıkıyor.
KLİMALARIN GÖRÜNMEYEN TEHLİKELERİ
Acıbadem Kent Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Alev Gürgün'ün açıklamaları, klimaların yanlış kullanımının solunum sistemi üzerinde yarattığı olumsuz etkileri somutlaştırıyor. En sık rastlanan durumlar arasında üst solunum yolu irritasyonu ve enfeksiyonları başı çekiyor. Soğuk ve kuru havanın burun, boğaz ve gırtlakta kuruluk, yanma ve öksürüğe yol açtığı, sinüzit vakalarını artırdığı gözlemleniyor. Daha da endişe verici olanı ise, temizlenmeyen klima filtrelerinde biriken toz, polen, küf mantarı ve akarların alerjik reaksiyonları tetiklemesi, alerjik astım ve saman nezlesi gibi kronik rahatsızlıkları alevlendirebilmesi. Bu durum, özellikle hassas bünyeler için ciddi bir risk faktörü oluşturuyor.
BAKIM, AYAR VE KULLANIM: RİSK AZALTMA STRATEJİLERİ
Prof. Dr. Gürgün, klima kaynaklı hastalıkların önüne geçilebilmesi için düzenli bakım, doğru sıcaklık ayarı ve dengeli kullanımın stratejik önemini vurguluyor. Klimaların düzenli temizlenmemesi ve bakımının ihmal edilmesi, bakteri ve mantar üremesi için uygun bir zemin hazırlıyor. Bu mikroorganizmalar, hava sirkülasyonuyla birlikte havada yayılarak enfeksiyon riskini artırıyor. Hatta, yetersiz bakımdan kaynaklanan 'Legionella Pneumophila' bakterisinin solunmasıyla ortaya çıkan, nadir ancak ölümcül olabilen Lejyoner hastalığı gibi ciddi solunum yolu enfeksiyonlarına dahi yol açabileceği belirtiliyor. Astım, KOAH hastaları, alerjik bünyeye sahip bireyler, yaşlılar ve bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerin bu risk grubunda yer aldığı, alınacak basit önlemlerle bu risklerin önemli ölçüde azaltılabileceği veriye dayalı olarak ifade ediliyor.








