Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Konya Şubesi'nin düzenlediği "Kültürel Etkinlikler" kapsamında, Türk musikisinin unutulmaz bestekârı, ud virtüözü ve kültür insanı Cinuçen Tanrıkorur, vefatının 26. yılında düzenlenen özel bir programla yad edildi.
TYB Konya Şubesi D. Mehmet Doğan Kütüphanesi'nde gerçekleştirilen programın düzenleyiciliğini Fahri Özçakıl üstlenirken, Necati Çelik konuşmacı olarak yer aldı.
Programda Ali İnan ve Ertuğrul Tanata da Cinuçen Tanrıkorur'un eserlerinden oluşan dinletiyle katılımcılara unutulmaz anlar yaşattı.
CİNUÇEN TANRIKORUR'UN SANAT ANLAYIŞINI ANLATTI
Programda konuşan Necati Çelik, Cinuçen Tanrıkorur'un yalnızca güçlü bir ud sanatçısı ve bestekâr olmadığını, aynı zamanda Türk musikisinin en önemli fikir insanlarından biri olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Cinuçen Tanrıkorur, sadece bir ud virtiözü ya da bestekar değil; aynı zamanda Türk musikisinin felsefesini, kimliğini ve derinliğini hem ulusal hem de uluslararası sahada en gür sesle savunan bir kültür adamıydı.
Onun musikide taviz vermediği o asil duruş, geleneğin aslına sadık kalarak yeniyi inşa etme gayretinin en somut tezahürüdür. Eserlerinde hissettiğimiz o muazzam teknik ve estetik köprü, genç kuşakların Türk müziğini doğru anlaması adına çok kıymetli bir rehber niteliği taşımaktadır.
Bugün vefatının üzerinden çeyrek asırdan fazla bir zaman geçmiş olmasına rağmen arkasında bıraktığı miras, kalbin derinliklerine hitap etmeye ve yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor.
Daha önceki virtüözlerden farklı nitelikteki ud üslubu, geniş bir form zenginliği ve müzikalitenin ürünü olan besteleri, lirik ve sade okuyuşu ile Cinuçen Tanrıkorur, son dönemin önemli musikişinasları arasına girmiştir. O, sadece bir icracı değil, aynı zamanda musikiyi derinden hisseden ve onu evrensel bir dille yeniden inşa eden büyük bir sanatkardı."
"ÖĞRENCİ İSTEDİĞİ KADARINI ÖĞRENİR"
Necati Çelik, usta sanatçının eğitim anlayışına da değinerek öğrencinin kendi gayretinin önemini vurgulayan yaklaşımını şu sözlerle aktardı:
"Onun bana en güzel hatıra kalan laflarından biri şuydu: Evladım, hiç kimse hiç kimseye hiçbir şey öğretemez; öğrenci istediği kadarını öğrenir. Bana önüne nota döküp klasik anlamda bir hocalık yapmadı ama yolda yürümesini, konuşmasını, ud çalmasını biz ondan öğrendik.
Biz ona çok öykündük, o kadar özenirdik ki, onun gibi konuşmaya, onun gibi bir duruş sergilemeye çalışırdık. Yani o bize doğrudan bir ders vermekten ziyade, yaşam tarzıyla ve sanat anlayışıyla bizde derin izler bıraktı."
SANATINDAKİ TEVAZUSU DİKKAT ÇEKTİ
Çelik, Tanrıkorur'un kendi eserlerine karşı sergilediği mütevazı yaklaşımı da katılımcılarla paylaşarak şu hatırayı anlattı:
"Bir gün bir buselik eser geçerken Sadettin Kaynak'ın 'Saçlarıma aklar düştü' şarkısını okurken dedi ki: 150 küsur civarında eserim var ama bunlardan bir tanesi Sadettin Kaynak'ın şu eseri gibi olsa, diğer eserlerime dönüp bakmam.
Bunu sadece nezaketen söylemiyordu; kendi eserlerine karşı her zaman mesafeli, büyük bir ustalıkla harmanlanmış, samimi bir eleştirel gözle bakardı. Onun bu tevazusu, sanatının ne kadar derinlikli olduğunun da en büyük kanıtıydı."
ALİ İNAN İLK TANIŞMASINI ANLATTI
Programda söz alan Ali İnan ise Cinuçen Tanrıkorur ile tanışma hikâyesini şu sözlerle paylaştı:
"1978 yılında Konya'da açılan Mevlevi ayinleri beste yarışmasında birincilik ödülüne layık görülen Bayati Araban Mevlevi ayini ile Cinuçen Tanrıkorur ismini çok sık duymaya başladım. O zamandan itibaren kafamızda artık bir bellek oluşturmaya başlamıştı.
1985 yılında Selçuk Üniversitesi Rektörlük binasında sınav vermek üzere çağrıldığımda komisyon başkanı Cinuçen hocamdı. Kapıdan içeri girdiğimde 'Hoş geldin yavrum' deyip beni içeri aldı. İlk tanışmamız bu şekilde oldu."
MANEVİ BAĞINI UNUTAMADI
Ali İnan, yıllar boyunca süren hoca-talebe ilişkisini ise şu ifadelerle anlattı:
"Hocamla ilişkilerimiz uzun yıllar devam etti. Ankara'da bir konser öncesi yanına gittiğimde bana 'Evladım, seni öpmek benim haddim değil ama ben seni öpmeden duramıyorum' dedi.
Birlikte hem öpüştük hem de ağlaştık. O günkü heyecanımı, hocanın eserini onun önünde icra etmenin ağırlığını ve o manevi atmosferi tarif etmem mümkün değil.
O an, hocanın sadece bir musiki üstadı değil, aynı zamanda gönül dünyamızda çok özel bir yere sahip bir insan olduğunu bir kez daha anladım."
ESERLERİ SESLENDİRİLDİ
Programın müzik bölümünde Cinuçen Tanrıkorur'un Türk musikisine kazandırdığı seçkin eserler icra edildi. Ferahfeza Mevlevi Ayini'nden bölümler, "Tutarak Kalbimin Üstünde Cefakar Elini", "Yakut, Mine, Zümrüt Bana Birdir Kayalarla", "Bir An Fani Varlığın Sıyrılarak Kabından", Hicaz ilahileri ve taksimlerin ardından "Bî Mekânım bu cihanda" adlı eser dinleyicilerle buluşturuldu.
PROGRAM BERAT TAKDİMİYLE SONA ERDİ
Etkinlik, Hafız Ali İnan'ın Kur'an-ı Kerim tilavetinin ardından gerçekleştirilen berat takdim töreniyle sona erdi. Katılım beratları TYB Konya Şubesi Başkanı Ahmet Köseoğlu, Prof. Dr. Bilal Kuşpınar, Prof. Dr. Ahmet Alkan, Dr. Hacı Ahmet Şimşek ve eski Baro Başkanı Hasip Şenalp tarafından takdim edildi. Program, toplu hatıra fotoğrafının çekilmesiyle tamamlandı.











