TYB Konya’da “Mevlâna ve Konya” paneli: 797 yıllık hikâye yeniden anlatıldı

KÜLTÜR SANAT Yayınlanma : 05 Mayıs 2025 14:16
TYB Konya’da “Mevlâna ve Konya” paneli: 797 yıllık hikâye yeniden anlatıldı
Mevlâna ailesinin Konya’ya gelişinin 797. yıl dönümü dolayısıyla Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Konya Şubesi’nde “Mevlâna ve Konya” paneli düzenlendi. Panelde Prof. Dr. A. Güner Sayar, Abdüssettar Yarar, Prof. Dr. Nuri Şimşekler ve Doç. Dr. Zehra Odabaşı

Mevlâna ailesinin Konya’ya gelişinin 797. yıl dönümü dolayısıyla Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Konya Şubesi tarafından Kültürel Etkinlikler Takvimi kapsamında “Mevlâna ve Konya” başlıklı panel düzenlendi. TYB Konya Şubesi D. Mehmet Doğan Kütüphanesi'nde gerçekleştirilen panelde Prof. Dr. A. Güner Sayar, Abdüssettar Yarar, Prof. Dr. Nuri Şimşekler ve Doç. Dr. Zehra Odabaşı konuşmacı olarak yer aldı.

“Mevlânâ Benimle Erken Tanıştı”
Konuşmasının başında Hz. Mevlânâ ile olan kişisel bağını anlatan Prof. Dr. Sayar, çocukluk yıllarına uzandı. İlkokula kabul edilmediği için annesi tarafından Kur’an kursuna gönderildiğini anlatan Sayar, 1952 yılında başladığı Kur’an eğitimini beş yılda hocasından birebir öğrenerek tamamladığını söyledi.

Bu süreçte dedesinin kendisine Abdülbaki Gölpınarlı’nın Mevlânâ kitabını verdiğini belirten Sayar, şöyle devam etti:

“13 yaşında dedemi kaybettiğimde kafamda iki isim vardı: Fatih Türbesi’ni bekleyen Ahmet Amiş Efendi ve Hz. Mevlânâ. Daha ilk gençlik yaşımda bunlar zihnime yerleşmişti.”

“Dedem Kadıydı, Kitaplığıyla Beni Besledi”
Sayar, dedesinin bir kadı olduğunu ve askeri mahkemelerde görev yaptığını anlattı. Dedesi sayesinde eski harfli birçok değerli eseri görerek büyüdüğünü vurgulayan Sayar, şunları söyledi:

“Dedemin kütüphanesinde Abdülbaki isimli bir yazarın 1931 tarihli ‘Melamilik’ kitabı vardı. Dedem aydın bir insandı, kendi ikliminde münevver biriydi. Bana kitapla, bilgiyle destek oldu. Vefat ettiğinde ortada kaldım ama bana kattıklarını asla unutmadım.”

Mevlâna ve Sema Ritüeli
Hazreti Mevlâna’nın manevi dünyasına da değinen Sayar, kuyumcu dükkânındaki bir olayı şu sözlerle aktardı:

“Selâhaddin Zerkûb’un kuyumcu dükkânında, çıraklar altın varakları eziyordu. O çıkan seslerle Mevlâna semâ ediyordu. ‘Devam edin’ diyordu. Biz şimdi sikke yapıyoruz. Kadere bakın, nereden nereye geldik.”

“Rûmî” Kavramına Farklı Bir Yaklaşım

“Her Rûmî Türk’tür ama her Türk Rûmî değildir” diyen Sayar, Rûmî olmanın sadece coğrafi değil, manevi bir bağlılık olduğunu dile getirdi:
“Rûmî, Kur’an’la eklemleşen insan demektir.”

Mevlâna Törenlerinin Tarihi Seyri
Abdüssettar Yarar konuşmasında Mevlâna anma törenlerinin tarihini anlattı.

“Kadim zamanda ‘Mevlevî Mukabelesi’, 1910’lardan 1989’a kadar ‘Mevlânâ İhtifali’, 1990’lardan itibaren ‘Mevlânâ Törenleri’ ve 2000’lerden sonra ‘Şeb-i Arus’ ifadesi kullanılmaya başlandı.”

İhtifal Kavramının Evrimi ve Atatürk’ün İlgisi
Yarar, “İhtifal kelimesi 1910’lardan itibaren Osmanlı’dan günümüze miras kaldı” diyerek, Mustafa Kemal Atatürk’ün de Konya Mevlâna Dergâhı’na verdiği önemi aktardı.

“1936 ve 1937’de Konya’ya gelen Atatürk, dergâhın müze olarak açılmasını istemiştir.”

1950 Sonrası Yeniden Diriliş

“1951’den sonra Şeb-i Arus halkın zihnine kazındı, 1961’den itibaren törenler gelenekselleşti. 1989 sonrası Konya Büyükşehir Belediyesi ile birlikte kurumsallaşma sağlandı.”

Mevlânâ’nın Konya’ya Gelişi: Bir Davet ve Zorluklar
Prof. Dr. Nuri Şimşekler, Mevlânâ ailesinin Konya’ya 3 Mayıs 1228'de gelişini anlattı:

“Bu geliş sadece bir göç değil, Sultan Alaeddin Keykubat’ın davetiyle gerçekleşmiş stratejik bir adımdı.”

Bahattin Veled ve Fikir Ayrılıkları

“Bazı kaynaklar Bahattin Veled’in Fahrettin Râzî yüzünden Horasan’dan ayrıldığını iddia etse de bu tarihî olarak mümkün değildir. Asıl mesele medrese ve dergâh ayrışmasıdır.”

Konya’nın O Dönemdeki Yapısı
Şimşekler, Konya’nın o dönem Türkiye’nin merkezi olduğunu belirtti:

“7 büyük cami, 300 mescit, zengin etnik yapı, hastaneler ve kültür kurumları ile tam bir medeniyet şehriydi.”

Mesnevi’de Konya Geçmiyor

“25.600 beyitlik Mesnevi’de Konya’nın adı geçmez ama Divan-ı Kebir’de iki yerde geçer. Mevlâna, şehri doğrudan değil, düşünceleriyle anlamlandırmıştır.”

Mevlânâ ve Saray İlişkileri
Doç. Dr. Zehra Odabaşı, Mevlâna’nın sarayla olan mesafeli ama etkili ilişkilerini anlattı.

“Sultana ‘Sana çobanlık verilmiş, sen kurtluk yapıyorsun’ diyerek saraya karşı ahlâkî duruşunu göstermiştir.”

Saray Kadınlarıyla Manevi İlişkiler
Odabaşı, Mahberî Hatun ve Gürcü Hatun’un Mevlâna’nın manevi etkisiyle dinî dönüşümler yaşadığını belirtti.

“Mevlâna sultanlara değil, onları yetiştiren bir bilgeydi.”

Program sonunda TYB Konya Şube Başkanı Ahmet Köseoğlu, katılımcılara teşekkür ederek konuşmacılara katılım beratlarını takdim etti.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.