Yükseköğretim Kurumları Sınavı (2025-YKS), 21 Haziran Cumartesi ve 22 Haziran Pazar günü yapılacak. 2.5 milyonu aşkın öğrencinin katılacağı sınav öncesi uzmanlar, sınavda iyi bir puan alabilmek için sınav sürecinin doğru yönetilmesinin önemine dikkat çekti.
YKS sınavına saatler kala öğrencilerin heyecanlı bekleyişi sürüyor. Mevcut koşullar ve artan işsizlik, üniversite sınavına hazırlanan gençlerin üzerindeki kaygı ve baskıyı artırırken uzman isimden üniversite sınavında başarılı olmanın gizlik tekniklerine ilişkin kritik açıklamalar geldi.
Uzman Psikolojik Danışman Vejdin Çelik, sınava hazırlık süreci ve sonrasına yönelik yapılması gerekenleri Yeniçağ’dan Sariye Nur Dönmez’e açıkladı. Üniversite sınavına hazırlık sürecinde olan bir gencin bulunduğu evde ebeveyn tutumlarının da gelecek kaygısı ve sınav stresi üzerinde etki ettiğine işaret eden Çelik, sınav sürecinde ebeveyn tutumuna ilişkin analizinde, şu bilgileri verdi:
“EBEVEYNLERİN TUTUMU GENÇLERİN ÜZERİNDE BASKICI OLABİLİYOR”
“Demokratik, baskıcı, reddedici ve serbest bırakıcı tutum olmak üzere 4-5 ebeveyn tutumundan bahsedebiliriz. Bu tutumlar gençlerin üniversite sınavı hazırlık süreci de dahil olmak üzere, meslek seçimi, insan ilişkileri ve yaşam biçimleri üzerinde etkili oluyor. Bizler bile yetişkin olarak ebeveyn tutumlarından etkilenebiliyoruz. Özellikle baskıcı ailede yetişmiş gençler bu süreçte olumsuz etkileniyor. Gençler amaçları ve hedefleri doğrultusunda kendilerine başarma güdüsü oluşturur.
Eğer ki bu hedefin dışında ailenin çocuktan beklentisi yüksek olursa, gencin üstüne çok fazla gidilirse, kişilik zedelenmesi yaşanabilir, depresyon ve kaygı bozukluğu ortaya çıkabilir. Çeşitli psikolojik ya da fizyolojik sonuçlar görülebilir. Dolasıyla burada ebeveynlerin baskıcı olmadan, beklentiyi yükseltmeden çocuğun ilgi ve yetenekleri doğrultusunda çocuğa yaklaşmaları gerekiyor. Haberlerde de görüyoruz aşırı baskı sonucunda intihar eden gençler olabiliyor. Başka bir yönden bakıldığında bu süreçte çocuğu reddeden, ilgilenmeyen aileler de var.
Bu durumda çocuğun ilgisiz ve sevgisiz büyümesine kendi başına ayakta durmasına, toplumdan izole olmasına sebebiyet veriyor. Bu durumda benlik bütünlüğünü zedeler. İdeal olanı demokratik aile tutumudur. Çocuğa seçmek istediği bölüm fikrini sormak, üniversiteleri birlikte gezmek bu süreçte çocuğun fikrilerini önemsemek, yanında olduğunuzu belirtmek son derece önemlidir. Çünkü çocuk burada kendinin önemli ve değerli olduğunu hisseder” dedi.
ÖĞRENCİLERE ‘RUTİNİNİZİ BOZMAYIN’ UYARISI
Sınav öncesinde gençlerin çalışma prensiplerine de değinen Çelik, her gencin çalışma sisteminin ayrı olduğuna değinerek gençlerin kendini iyi tanıması, ailelerinin de çocuklarını iyi analiz etmesi gerektiğini vurguladı. Yapılan en büyük hatalardan birinin rehberlik öğretmeni veya sınav koçlarının çıkardığı genel geçer bir programla çalışmaya çalışmak olduğunu dile getiren Çelik, “Her gencin bilgisi, yeteneği, sınava hazırlık süreci, kaygı düzeyi, ekonomik durumu, yaşam tarzı birbirinden farklı.
Kimine göre 8 saat çalışmak yeterli oluyorken, kimine 6 saat çalışmak yeterli olabiliyor. Yeme içme düzenine dikkat edilmeli. 1 yıl boyunca sabah saat 8:00’de kahvaltı yaptıysanız 1 yılın sonunda saat 10:00’da kahvaltı yaparsanız bu sizin düzeninizin, fizyolojik yapınızın bozulmasına sebebiyet verebilir. Uyku düzenine dikkat etmek lazım, rutini bozmamak gerekiyor. Çoğu öğrenci kendini uykusuz bırakıyor, daha fazla çalışmak daha fazla verim alınacağı anlamına gelmiyor’’ diye konuştu.
“UZMANDAN DESTEK ALIN”
Sınav sürecindeki bir gencin süreci anksiyete ile yürütmesinin zorluklarına da değinen Çelik, “Anksiyetenin belirli düzeyleri vardır. Eğer ki psikopatolojik açıdan ilaç kullanımını gerektirecek bir durum söz konusu ise bir uzmandan mutlaka yardım alınmalıdır. Psikopatolojik bir durum yoksa eğitim ile psikoterapi ile durum sağlıklı şekilde yönetilebilir. Yaşamımızın her alanında kaygı söz konusudur, önemli olan kaygının düzeyi, bu süreçte bireyin kaygıyı kabul etmesi ve bireyin hayatının ne derece etkilediğinin bilinmesidir’’ şeklinde konuştu.
“100 KİŞİDEN 80’İ İSTEDİĞİ MESLEĞİ SEÇEMİYOR”
Meslek seçiminde ebeveynlerin müdahalesinin doğru olmadığı noktalara da değinen Çelik, “Türkiye’de yapılan araştırmalar bize gösteriyor ki, insanların yaklaşık yüzde 70 ila yüzde 80’i istediği meslekleri ekonomik veya sosyal sebeplerden dolayı, ebeveyn baskısından dolayı yapamıyor. Ebeveynlerin çocukları adına karar vermesi, çocukların benlik yapılarına, ilişkilerine ve yaşam biçimlerine zarar verebiliyor. Genellikle içlerinde ukde kalan duygular çocuğa yansıtılabiliyor.
Sevmediğiniz bir mesleği yapmak bir noktadan sonra eziyete dönüşebilir, bu durum beraberinde kaygıyı, anksiyeteyi, depresyonu ve kişilik bozukluğunu beraberinde getirebilir. Ben şunu tavsiye ediyorum, çok fazla müdahale etmeyin ama gözünüzde üzerinde olsun, aldığı kararları ve yaptığı seçimleri bilin ancak çocuğun üzerine giderek baskı kurmayın. Buradan basit gibi görünebilir ama sağlıklı bir meslek seçimi, aile düzenini, yaşam biçimini ve birçok faktörü etkisi altına alır” ifadelerini kullandı.
ZAMANI DOĞRU KULLANMAK İÇİN TURLAMA TEKNİĞİ ÖNERİSİ
Sınav anı için de önemli tavsiyeler veren Çelik, şunları söyledi: “Sınav alanında ellerinde ders kitapları, defterler ile hala tekrar yapanlar, okunmuş pirinç vesaire tüketenler olabilir. Öğrencinin dış etkenlere gözünü kulağını kapaması daha doğrudur. Çünkü çevredeki etkenler stres yaratır.
Sınav anında da mutlaka şeffaf şişede bir su bulundursunlar yanlarında. Ancak suyu dökülmeyecek şekilde konumlandırsınlar. Klasik bir söylem olacak ama yapabilecekleri dersten başlasınlar. Çünkü zorlandıkları bir dersten başlamak kaygıyı tetikleyebilir, yapamayacağım hissi oluşabilir.
Bununla birlikte sorularla boğuşmasınlar, sınavda bir soruya 1 dakikadan daha fazla zaman ayırdığınızda diğer soruları kaçırmış oluyorsunuz. Dengeli dağılım açısından en fazla 30-45 saniye bakılabilir, bilmedikleri sorulara bir yıldız koyup turlama tekniğini kullanarak diğer sorulara geçebilirler. Bu teknik süreyi dengeli kullanmanızı sağlar. 20-25 sorudan sonra kısa bir mola vererek şeker ya da su tüketebilirler, nefes egzersizi yapabilirler.”
EMPATİ İLE YAKLAŞMAK GEREKİYOR
Sınav süreci yoğun bir çalışma temposunun olduğu ve genellikle kaygı ile birlikte yürütülen bir süreç. Sınavın başarısızlıkla sonuçlanması hayal kırıklığını da beraberinde getirebiliyor. Bu kapsamda yaşananların depresyonu tetikleyip tetiklemeyeceğine ilişkin yaptığı değerlendirmede Çelik, başarı ya da başarısızlığın dünya genelinde anksiyeteyi ya da depresyonu tetikleyen bir süreç olduğuna vurgu yaparak, “Gencimiz başarı ya da başarısızlık odaklı büyütüldü ise bu sınav süreci, sınavdan alınacak puan yaşam kalitesini etkiler. Yaşamımızın sonuna kadar sınav sürecinin içerisinde olacağız.
Bu noktada ebeveynlerin tutumu başarıda ya da başarısızlıkta çocuklarını desteklemek üzerine olmalıdır. Başarısızlığın nedenlerine ve nasıl telafi edilebileceğine odaklanmak daha sağlıklı olacaktır. Süreçte anne-babanın empatiyle yaklaşması önem arz ediyor. Çocukların yeteneklerine odaklanmak, ilgi duyduğu alanlara yönelmek, çocuğu desteklemek fizyolojik ve psikolojik ruh sağlığını korumak, depresyon ve anksiyeteden korunmak açısından önemlidir ailelere tavsiyemde budur” önerisinde bulundu.








