Sivas Numune Hastanesi'nde görevli Gerontolog Gökçe Tan, yaşlılığa bakış açısının tarih boyunca nasıl değiştiğini ve günümüzdeki aktif yaşlanma kavramını değerlendirdi.
Ölümsüzlük Arayışından Onurlu Yaşlanmaya
Tan, insanlığın ölümsüzlük arayışının Gılgamış Destanı'ndan Lokman Hekim rivayetlerine kadar uzandığını belirterek, bu arayışın günümüzde "uzayan yaşamı anlamlı, katılımcı ve onurlu kılma" amacına evrildiğini vurguladı. Tarih boyunca yaşlılara yönelik farklı yaklaşımların olduğunu dile getiren Tan, Antik Yunan'daki yaşlı bakımına dair sert kanunlardan Oğuz Boyu'ndaki saygınlığa ve Selçuklu dönemindeki Darülreha gibi ilk huzurevlerine kadar olan süreci anlattı. İbn-i Sina'nın da yaşlılığın tıbbi ve yaşam tarzıyla ilgili yönlerini ele alarak kaliteli yaşamın sırlarını aradığını ekledi.
Geriatri ve Gerontoloji: Bilimin Işığında Aktif Yaşlanma
20. yüzyılın başlarında ortaya çıkan geriatri ve gerontoloji kavramlarının, yaşlanma sürecini çok boyutlu bir olgu olarak incelediğini belirten Tan, bu alanların "Nasıl kaliteli ve başarılı yaşlanabiliriz?" sorusuna "aktif yaşlanma" ile yanıt verdiğini ifade etti. Dünya Sağlık Örgütü tarafından da benimsenen aktif yaşlanma yaklaşımının sağlık, katılım ve güvenlik unsurlarını bir araya getirdiğini söyleyen Tan, bu yaklaşımın yaşlı bireylerin sadece hizmet alan değil, aynı zamanda toplumda üretken ve katılımcı bireyler olduğunu vurguladığını belirtti.
Bilgi ve Erdemle Gelen Mükemmel Yaşlılık
Son olarak Tan, günümüzdeki aktif yaşlanma kavramının, geçmişteki ölümsüzlük arzusunun modern bir yansıması olduğunu yineledi. Ne Gılgamış'ın ölümsüzlük otunu bulabildiğini ne de Lokman Hekim'in gençlik iksirini kullanabildiğini hatırlatarak, günümüzdeki asıl amacın sonsuzluk değil, uzayan yaşamı anlamlı ve onurlu kılmak olduğunu söyledi. Tan, Cicero'nun sözlerine atıfta bulunarak, yaşlılığa karşı en iyi ilacın bilgi ve erdemli olmak olduğunu vurguladı.







