Yemek borusu kanseri uyarıyor: 'Geçer' deyip sakın ertelemeyin, bu 6 belirtiye dikkat!

SAĞLIK Yayınlanma : 25 Haziran 2026 22:59 Düzenleme : 25 Haziran 2026 22:59
Yemek borusu kanseri uyarıyor: 'Geçer' deyip sakın ertelemeyin, bu 6 belirtiye dikkat!
Yemek borusu kanseri, yutma güçlüğü, göğüs ağrısı gibi belirtilerle sinsi ilerleyebilir. Doç. Dr. Ermerak, erken teşhis ve tedaviyle hayatta kalma oranının arttığını belirtiyor.

Yutma güçlüğü, göğüs ağrısı ve nedeni bilinmeyen kilo kaybı gibi belirtiler, sessizce ilerleyen yemek borusu kanserinin ilk habercileri olabilir. Memorial Göztepe Hastanesi Göğüs Cerrahisi Bölümü'nden Doç. Dr. Nezih Onur Ermerak, hastalığın belirtileri ve modern tedavi yaklaşımları hakkında hayati bilgiler paylaştı. Erken teşhis ve tedaviye başlama, hastalığın seyrini değiştiren en kritik faktör olarak öne çıkıyor.

ÖZOFAGUS KANSERİNDE RİSK FAKTÖRLERİ VE BELİRTİLER

Doç. Dr. Ermerak, özofagus kanserinin dünya genelinde ölümcül kanserler arasında üst sıralarda yer aldığını belirtti. Hastalığın iki ana türü olduğunu, skuamöz hücreli karsinomun (SCC) tütün, alkol ve aşırı sıcak içecek tüketimiyle, adenokarsinomun (AC) ise reflü ve Barrett özofagusu ile ilişkili olduğunu açıkladı. Özellikle Batı ülkelerinde obezite artışıyla adenokarsinom sıklığının son 20 yılda belirgin şekilde yükseldiğini vurguladı. Özofagusun genişleme kapasitesinin yüksek olması nedeniyle tümörün başlangıçta fark edilmeden büyüyebildiğini belirten Ermerak, hastalığın geç dönemde ortaya çıkan en belirgin belirtilerini şöyle sıraladı: Yutma güçlüğü, göğüs veya sırt ağrısı, açıklanamayan kilo kaybı, yiyeceklerin geri gelmesi ve ileri evrede ses kısıklığı. Bu belirtilerin 'kendiliğinden geçer' düşüncesiyle ertelenmesi, tanının gecikmesine yol açabilir.

ERKEN TEŞHİS VE TEDAVİ BAŞARISINDA KRİTİK ADIMLAR

Doç. Dr. Ermerak, özofagus kanseri tanısında temel yöntemin endoskopi ve biyopsi olduğunu, ayrıca tümörün derinliğini ve lenf nodu tutulumunu belirlemede en duyarlı yöntem olan endoskopik ultrasonografinin (EUS) kullanıldığını belirtti. Kesin evreleme için BT, PET-CT ve laparoskopi gibi yöntemlerin de planlama sürecine dahil edilebildiğini söyledi. Doğru evrelemenin tedavi başarısının en önemli belirleyicisi olduğunu vurgulayan Ermerak, güncel yaklaşımın neoadjuvan tedavi, cerrahi ve uygun hastalarda adjuvan immünoterapi kombinasyonu ile sağkalımın belirgin şekilde artırıldığını gösterdiğini ifade etti. T1a evresindeki sınırlı tümörlerde ise cerrahiye gerek kalmadan Endoskopik Mukozal Rezeksiyon (EMR) ve Endoskopik Submukozal Diseksiyon (ESD) gibi endoskopik çözümlerin başarıyla uygulandığını ekledi.

CERRAHİ SEÇENEKLER VE NEODJUWAN TEDAVİNİN ÖNEMİ

Evre I-III özofagus kanserinde cerrahi tedavinin kontrol altına almada temel basamak olduğunu belirten Doç. Dr. Ermerak, günümüzde cerrahi girişimlerin çoğunlukla kemoterapi ve radyoterapiyi içeren multimodal tedavi yaklaşımlarının bir parçası olarak planlandığını söyledi. İvor Lewis, McKeown ve Transhiatal özofajektomi gibi farklı cerrahi tekniklerin tümörün yerleşimine ve hastanın durumuna göre uygulandığını anlattı. Minimal invaziv özofajektomi (MIE) yöntemlerinin laparoskopik ve torakoskopik tekniklerle daha az komplikasyon ve daha hızlı iyileşme sağladığına dair bulgulara dikkat çekti. Son olarak, ameliyat öncesinde uygulanan neoadjuvan kemoradyoterapinin, özellikle T2-T3 evre hastalarda standart tedavi yaklaşımı haline geldiğini ve cerrahi sonrasında tümörün tamamen çıkarılma oranını artırarak uzun dönem sağkalımı iyileştirdiğini belirtti. Tam yanıt alınamayan hastalarda adjuvan immünoterapinin de önemli bir seçenek olduğunu sözlerine ekledi.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.