Medipol Sağlık Grubu’ndan yapılan açıklamada, yutma bozukluğunun özellikle prematüre bebeklerde, kas hastalarında ve uzun süre entübe kalmış bireylerde daha sık görüldüğü ifade edildi.
Prof. Dr. Öktem, yutma bozukluğunu “yiyeceklerin akciğerlere kaçması veya mideye ulaşamaması” şeklinde tanımlayarak, bu durumun yutkunma sırasında boğulma, öksürük, hırıltı veya ses değişikliği gibi belirtilerle ortaya çıkabileceğini aktardı. Yutma işleminin üst hava yollarındaki kas ve kıkırdakların uyumlu çalışmasıyla gerçekleştiğini, bu koordinasyonun bozulmasının ise ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini vurguladı.
Tanıda kullanılan yöntemlere değinen Öktem, flexible endoskopik yutma çalışmasıyla yiyeceklerin soluk borusuna kaçıp kaçmadığının gözlemlendiğini, videofloroskopik yutma çalışmasıyla ise yutma sürecinin röntgenle incelenerek koordinasyon problemlerinin tespit edilebildiğini söyledi. Ayrıca bazı durumlarda kulak burun boğaz, çocuk gastroenteroloji ve çocuk göğüs hastalıkları bölümlerinin birlikte uyguladığı “üçlü endoskopi” ile üst solunum yolları, yemek borusu, mide ve akciğerlerin aynı anda değerlendirilebildiğini ifade etti.
Tedavi yöntemlerinde yutma terapisi ve yiyecek kıvamının düzenlenmesinin öne çıktığını belirten Öktem, bölgedeki kasların güçlendirilmesi için özel terapiler uygulandığını, ayrıca sıvı gıdalara kıvam arttırıcı eklenmesinin kaçakları azaltabildiğini kaydetti.
Multidisipliner yaklaşımın önemine dikkat çeken Öktem, “Uzmanlardan oluşan ekip sayesinde hastalığın nedeni kısa sürede tespit edilip uygun tedavi planı yapılabiliyor” dedi.
Ebeveynlere de uyarılarda bulunan Prof. Dr. Öktem, “Çocuğunuzda yutma sırasında boğulma, öksürük, hırıltı veya ses değişikliği gözlemliyorsanız mutlaka uzman bir hekime başvurun. Tekrarlayan zatürre, krup ya da astım ataklarının kontrol edilemediği durumlarda da yutma bozukluğu ihtimali düşünülmelidir” diye konuştu.







