Bakırın kalbinden çıkan sanat: 350 bin çekiç darbesiyle hayat bulan su takımları
-
Gaziantep'in geleneksel el sanatları mirası, bakır işleme sanatında ustaların alın teri ve binlerce çekiç darbesiyle yeniden hayat buluyor. Özellikle büyük boy kazanlar, özel tasarım el işlemeli tepsiler, vazolar ve su takımları, bakır levhaların ustaların ellerinde adeta yeniden şekillendiği eserler olarak öne çıkıyor. Bu kadim sanatın coğrafi işaretine sahip Gaziantep'te, Türkiye'nin yanı sıra dünya pazarında da büyük ilgi gören bakır eşyalar, ustaların sabrı ve maharetiyle ortaya çıkıyor.
-
Geleneksel bakırcılık sanatında ustaların binlerce çekiç darbesiyle şekillendirdiği bakır eşyaların hazırlanma süreci, ürünün büyüklüğüne göre günlerce, hatta aylarca sürebiliyor. Yoğun çekiç darbeleri, bakırın hem sertleşmesini ve daha dayanıklı hale gelmesini sağlıyor hem de üzerindeki motiflerin derinlik kazanmasına olanak tanıyor. Genellikle el işçiliğinin en üst düzeyde olduğu, turistik veya özel sipariş ürünlerin hazırlanması, ustalar için büyük bir emek ve özen gerektiriyor.
-
43 yıldır bakıra şekil veren 51 yaşındaki usta Ali Aytekin, her gün binlerce çekiç darbesiyle özel sipariş ve talebe göre ürünlerini hazırlıyor. 7 yaşında başladığı mesleğini büyük bir sevgiyle sürdüren Aytekin'in, binlerce çekiç darbesiyle hazırladığı ürünler, görenleri adeta büyülüyor. En küçük bir bakır ürüne bile 3-4 bin çekiç vurarak şekil veren Aytekin'in, tam 350 bin çekiç darbesiyle ortaya çıkardığı bakır su takımları büyük beğeni topluyor. Altı bardak, bir sürahi ve bir tepsi ile oluşan bu su takımlarını bir ayda tamamlayan Aytekin, tanesini 50 bin TL’den satışa sunuyor. Aytekin, bir sürahi takımının hazırlanmasının yaklaşık bir ay sürdüğünü ve bu süreçte 250-300 bine yakın çekiç darbesi vurduğunu, ancak bu sayının tahminen 300 bini geçtiğini ifade ediyor. Her bir küçük alanın yüzlerce çekiç darbesiyle oluştuğunu belirten Aytekin, çekiç sesini bir müzik gibi duyduğunu ve mesleğini severek icra ettiğini dile getiriyor.
-
-
-








