Kaza sonrası iki aracın alev alması sonucu çoğu üniversite öğrencisi 49 kişi hayatını kaybetti. 4 kişi yaralı kurtuldu. kazasının üzerinden 28 yıl geçmesine rağmen, insanların içindeki acı ilk günkü gibi duruyor. Kaza her yıl aynı gün hatırlanıyor.
49 KİŞİ YANARAK ÖLDÜ
Konya'nın Karapınar ilçesinde, 24 Ekim 1997’de yaşanan ve 49 kişinin hayatını kaybettiği elim trafik kazası, aradan geçen yıllara rağmen unutulmuyor. 24 Ekim 1997 tarihinde Konya Ereğli karayolu Karapınar mevkiinde tanker şoförünün uyuması sonucu, tanker ile şehirlerarası otobüsün çarpışmasıyla kaza meydana geldi. Çoğunluğunu üniversite öğrencilerinin oluşturduğu 49 kişi diri diri yanarak yaşamını yitirdi.

'YALAN' ŞARKISI İLE HATIRLANDILAR
Çarpışmadan sonra kırılan ön camdan çıkan otobüs şoförü, yedek şoför ve ön koltuklarda oturan 3 yolcu yaralı olarak kurtuldu. Kazada hayatını kaybeden bir gencin üzerinden çıkan kağıt parçasında ise Candan Erçetin'in 'Yalan' isimli şarkısının sözlerinin yer alması, 'Yalan' şarkısının otobüste çekilmiş olan klibinin o dönemde haberlerde kazayla beraber verilmesi uzun süre gündemden düşmedi.
Kazanın yaşandığı Karapınar-Ereğli karayolunun 21. kilometresindeki yere de kazada yaşamını yitiren vatandaşların anısına anıt yaptırıldı. Aradan tam 28 yıl geçti ama kaza hala unutulmuyor. Zaman zaman dernek ve kurum yöneticileri ile üniversite öğrencileri kazanın bulunduğu bölgeye giderek ölenler için dua ediyor ve Kuran-ı Kerim okuyor.

KAZA NASIL MEYDANA GELDİ?
Kayseri İpek Turizm’e ait 34 YON 34 plakalı Mercedes-Benz O403 model otobüs, 24 Ekim 1997, saat 18.00’de Kayseri’den Kuşadası’na gitmek üzere 14 yolcu, iki şoför ve iki hizmet görevlisiyle yola çıktı. Otobüs, saat 22.30 civarlarında Karapınar-Ereğli kara yolunun 21. kilometresinde 90 km/sa hızda ilerlerken şerit ihlali yaparak üzerine gelen 63 DR 995 plakalı yüksüz akaryakıt tankeriyle karşılaştı. Tanker, Irak’tan aldığı mazotu İzmit’te boşaltmış ve oradan geçtiği İzmir’den geliyordu. Şoför, 24 saatten beri direksiyon başındaydı. Otobüs şoförü Muammer Çiçekyurt, kaza sonrasında bu karşılaşmayı şöyle anlatacaktı: “Karşıdan gelen araç ile aramızda 100 metre kadar mesafe kaldığında, bizim şeritte olduğunu fark ettim. Selektör yaparak uyarmak istedim. Tüm uyarılarıma rağmen üzerimize gelmeye devam etti. Yolu terk etmeyi, şarampole girmeyi düşündüm ancak otobüs doluydu, yolculara bir şey olur diye vazgeçtim. Karşıdan gelen araçla aynı şeritte olduğumuz için bana göre sol şerit boştu. Sol şeride geçtim. Ancak bu kez de aramızda 10-15 metre kala tankerin sürücüsü uyandı ve o da kendi şeridine geçmek isteyince, otobüsün sağ kapı tarafından çarpıştık”
Kazadan yaralı kurtulan Fethullah Kiriş ise kaza anını şöyle anlatacaktı: “Araç bizim şeritteydi. Şoförümüz, tankeri selektörle, kornayla uyarmaya çalıştı. Şoförün bir an ‘Karşı şeride geçersem ancak kurtarırım’ diye sesli düşündüğünü duydum. Geçer geçmez, tanker bizim sağımızdan vurdu. Daha sonra art arda patlamalar oldu. Her şey alevler içindeydi.”

KAZA İLE İLGİLİ DAVALAR
31 Ekim 1997’de Karapınar Cumhuriyet Başsavcılığınca, otobüs şoför Muammer Çiçekyurt hakkında “tedbirsizlik veya dikkatsizlik sonucu bir kimsenin ölümüne sebebiyet vermek” iddiasıyla kamu davası açıldı. Bu dava kapsamında 28 Kasım 1997 ilâ 16 Ocak 1998 tarihleri arasında yapılan duruşmalarda sanık, mağdur ve diğer tanıkların ifadelerine başvuruldu.
12 Ocak 2000 ile 19 Temmuz 2000 tarihinde ayrıca iki iddianame daha düzenlendi ve Mercedes-Benz Türk’ün sorumluları, İpek Turizm ve Mercedes-Benz’in Almanya’daki yöneticileri aleyhinde ceza davaları açıldı. Dava, sanıklar hakkında kesin hükme bağlanmaması ve 26 Kasım 2001’de otobüslerin gerekli teknik kusurlarının giderilmesi sonucuyla bitti.
Karapınar Ağır Ceza Mahkemesi, Yargıtay’ın otobüslerin toplatılması yönündeki kararı bozmasına uyarak 4 Ekim 2002 tarihli kararıyla otobüslerin müsadere edilemeyeceğine hükmetti ve ceza davası kesin olarak kapandı.
Otobüs şirketi aleyhine, otobüs üretim firmasının ihlallerinin ve tasarım hatalarının olduğu, aynı model ve marka otobüslerin piyasadan toplatılması gerektiği gibi talepleri de içeren bilirkişi raporları ile yenilenen davalarda son karar 2016 yılında verildi.
31 Ocak 2016’da dosya, yapımında hata bulunan otobüslerin piyasaya sürülmesine devletin izin vermesi nedeniyle yaşam hakkının, davaların 11 ila 15 yıllık sürelerde tamamlanması nedeniyle de adil yargılama hakkının ihlal edildiğini öne sürerek Anayasa Mahkemesine taşındı.
25 Ağustos 2016’da Anayasa Mahkemesi, hatalı üretim nedeniyle üretici firmanın sorumluluğunun tespiti gerekirken davaların reddedildiğini ileri sürdü. Yaşam hakkının usul yükümlülüğünün ihlal edildiğine karar vererek başvuruculara otuzar bin lira manevi tazminat ödenmesine karar verdi.








