ASO Başkanı Ardıç'tan 2026 için büyük umutlar: 'Daha öngörülebilir ve güçlü bir yıl diliyorum

GÜNDEM Yayınlanma : 24 Aralık 2025 15:41 Düzenleme : 24 Aralık 2025 15:41
ASO Başkanı Ardıç'tan 2026 için büyük umutlar: 'Daha öngörülebilir ve güçlü bir yıl diliyorum
ASO Başkanı Seyit Ardıç, 2026'dan umutlu olduğunu belirterek, enflasyonla mücadele, küresel jeopolitik değişimler ve sanayinin korunması gerektiğini vurguladı. Finansman kısıtlamalarının reel büyümeyi engellediğini söyledi.

Ankara Sanayi Odası (ASO) Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Ardıç, 2026 yılına dair büyük umutlar beslediklerini ve beklentilerinin yüksek olduğunu belirtti. Ardıç, bu yılın sadece temennileri değil, aynı zamanda emekleri ve beklentileri de karşılayan, ülke için daha öngörülebilir, daha istikrarlı ve daha güçlü bir yıl olmasını temenni etti.

ASGARİ ÜCRET VE FİYAT İSTİKRARI VURGUSU

ASO'nun yılın son Meclis Toplantısı'nda konuşan Seyit Ardıç, 2026 yılı için belirlenen net 28 bin 75 liralık asgari ücreti değerlendirdi. Ardıç, yeni asgari ücretin tüm çalışanlar ve işverenler için hayırlı olmasını dileyerek, enflasyonla mücadele politikalarının kararlılıkla uygulanması ve fiyat istikrarının sağlanmasıyla tüm çalışanların alım gücünün kalıcı olarak artmasını ve refah artışının sürdürülebilir hale gelmesini umduğunu ifade etti.

JEOPOLİTİK DEĞİŞİMLER VE SANAYİ POLİTİKALARI

Küresel ekonomik ve politik düzlemdeki dönüşümlere de değinen Ardıç, ticaretin jeopolitik bloklar etrafında kümelendiği, ülkelerin benzer siyasi görüşlere sahip partnerlerle daha yoğun ilişki kurduğu bir dönemden geçildiğini vurguladı. Ülkelerin kritik gördükleri sektörlerde ve teknolojilerde 'koruma kalkanları' inşa ettiğini belirten Ardıç, tedarik zincirlerinin artık sadece maliyet ve verimlilik üzerinden değil, güvenlik, ittifak ilişkileri ve politik riskler üzerinden de tasarlandığını söyledi. ABD, Çin ve Avrupa Birliği'nin politikalarını teknoloji gücü, bağımlılıkların tehlikeli birer silah olabileceği ve öğrenme ile ölçeklenmenin ticaretin kazananını belirleyeceği varsayımları üzerine kurduğunu anlattı. Özellikle Avrupa Birliği'nin yerli sanayisini destekleme yönündeki adımlarının, Türkiye gibi dış ticaretinin büyük kısmını AB ile yapan ülkeler için önemli sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Ardıç, sanayiyi korumak ve geleceğin dünyasında aktif bir oyuncu olmak için yeni, hedefli ve proaktif politikalara acil ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.

FİNANSMAN KISITLAMALARI VE REEL BÜYÜME ENGELİ

Ardıç, yaklaşık bir yıldır ticari kredi faizlerinin ortalama yüzde 60'ın üzerinde seyretmesine rağmen, politika faiziyle uyumlu ilerlemeyen ticari kredi faizleri ve krediler üzerindeki kısıtlamaların, sanayicinin finansmana erişimini daralttığını ve üretim gücünü zayıflattığını dile getirdi. Maliyetlerin hızla artmasına rağmen satış fiyatlarına aynı ölçüde yansıtılamaması nedeniyle üretim hacminin artmasına rağmen reel büyümenin sağlanamadığını belirtti. Bu durumun, birçok işletmenin kısa vadeli nakit akışına odaklanmasına ve yatırım ile teknoloji yenileme kapasitesini ertelemesine yol açtığını söyledi. Son 30 yılda Gayrisafi Yurt İçi Hasıla içinde sanayinin payının azalıp hizmetler sektörünün payının artmasının, ekonominin 'üreten' özelliğini kaybedip 'hizmet ağırlıklı' bir yapıya kaydığını gösterdiğini ifade eden Ardıç, sanayisizleşerek sağlıklı büyümek ve tabana yayılmış bir şekilde zenginleşmenin mümkün olmadığını, gerçek büyümenin üretimden geldiğini ve kalıcı refahın tarımda verimlilik, sanayide teknoloji ve ölçek, hizmetlerde ise üretimi destekleyen nitelik dönüşümüyle mümkün olacağını sözlerine ekledi.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.