Isaura’ya (Zengibar Kalesi) bağlı büyük bir köy olduğu anlaşılan Astra’dan çok sayıda yazıt bulundu. MS 1.-3. yüzyıllara tarihlendirilen yazıtlar, Astra’nın zengin bir kırsal yerleşim olduğunu ortaya koydu. Astra antik kenti ilk olarak 1885 yılında Sterret tarafından keşfedildi.

Sterret, yalnızca yazıtlar üzerinde çalıştı ve antik kentte yedi yazıt buldu. Bu yazıtlardan kentin adının Astra olduğu tespit edildi. Daha sonra yapılan çalışmalarda ise Hereward iki yazıt, 1966 yılında Mitford ise 16 yeni yazıt daha buldu. 1992 yılında Konya Müze Müdürlüğü tarafından başlatılan ve 1994 yılına kadar devam eden kurtarma ve temizlik çalışmaları sonucunda Astra antik kentinden günümüze nekropol alanı, bouleterion ve kilise kalıntıları ulaşdı.

Araştırmalar sonucunda Astra antik kentinin Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde yerleşim yeri olarak kullanıldığı belirlendi. MS 2. yüzyıla tarihlenen bu kent, günümüzde yalnızca antik tiyatro ile ayakta kalabildi. Kentin diğer kalıntıları arasında Zeus Astragos Tapınağı, Bazilika, Tapınak Planlı Anıtsal Mezarlar ve Hereonlar da yer alıyor.

Fakat gerek zamanın etkisi gerekse de definecilik faaliyetleri nedeniyle Astra kenti büyük tahribata uğrarken, adı geçen kısımlar günümüze çok kötü halde geldi. Yöre halkı ise sarıçam, ardıç, katran çamı vb. ağaçlarla dolu bir ormanın tepe kısmında bulunan ve eşsiz bir manzara da sunan Astra kentinin turizme kazandırılması gerektiğini savundu.








