Yapılan araştırmalar, 1938 yılında Erzurum'un yüksek yaylalarından seçilen Anadolu çoban köpeklerinin Amerika Birleşik Devletleri'ne gönderildiğini ve bu olayın sadece bir hayvan sevkiyatı olmadığını, aynı zamanda diplomatik, bilimsel ve askerî boyutları olan çok katmanlı bir ilişki ağı oluşturduğunu gün yüzüne çıkardı.

DIPLOMATIK BIR JEST OLARAK GÖNDERILDI
Araştırmacı Taner Özdemir, bu alandaki en kapsamlı çalışmalardan birinin, Türk-Amerikan ilişkilerinin incelenmesinde otorite kabul edilen akademisyen Dr. Işıl Acehan'ın "Erzurumlu Çoban Köpekleri" başlıklı akademik makalesi olduğunu belirtti. Makaleye göre, süreç ABD Tarım Bakanı Henry Wallace'ın "dünyanın en iyi çoban köpeğini bulma" projesiyle başladı. Dönemin Washington Büyükelçisi Mehmed Münir Ertegün'ün girişimleriyle Türkiye'ye iletilen talep üzerine, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün onayıyla Erzurum'dan biri dişi, biri erkek iki köpek seçildi. Köpek ihracatının yasak olduğu o dönemde, bu sevkiyat istisnai ve sembolik bir diplomatik jest olarak değerlendirildi. ABD'ye gönderilen köpekler, güçlü içgüdüleri ve bağımsız karakterleriyle bilimsel testlere tabi tutuldu.

ASKERI GÖREV DE ÜSTLENDILER
Araştırmacı Taner Özdemir, Dr. Işıl Acehan'ın çalışmasına atıfta bulunarak, Erzurum'un hayvancılık kültürünün uluslararası alanda tanınmasının nadir örneklerinden birini bu sürecin oluşturduğunu ifade etti. Acehan'ın arşiv çalışmaları sayesinde hikayenin diplomatik ve askerî yönleri netlik kazandı. II. Dünya Savaşı yıllarında ise bu köpeklerin, ABD Donanması tarafından Maryland'de bulunan bir telsiz istasyonunun korunmasında görevlendirildiği belgelerle ortaya konuldu. Bu durum, Erzurum kökenli çoban köpeklerinin sadece tarımsal veya kültürel değil, askerî bağlamda da değerlendirildiğini gösteriyor. Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Özdemir, bu çalışmanın Erzurum'un yerel değerlerinin dünya tarihine nasıl entegre olabildiğini gösterdiğini ve Dr. Işıl Acehan'ın bilimsel katkılarının bu sıra dışı hikayeyi sağlam bir tarihsel zemine oturttuğunu vurguladı. Bu tarihsel bağ, Anadolu'dan dünyaya uzanan sessiz ama etkili bir iletişimin somut bir göstergesi olarak öne çıkıyor.








