Avukat Aslıhan Ergün Ercan, son dönemde artan şiddet olaylarına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Ercan, şiddetin konum, yoksulluk, zenginlik veya statü gibi faktörlerle bağlantısı olmadığını vurgulayarak, bu tür olayların psikiyatrik değerlendirmelerle ele alınması gerektiğini belirtti. Kamu alanlarında yaşanan şiddet vakalarının ve çocuk yaştaki bireylerin karıştığı olayların endişe verici boyutlara ulaştığına dikkat çekti.
ŞİDDET YAŞI DÜŞÜYOR, TOPLUMSAL ALGI YANILTICI
Ercan, geçtiğimiz günlerde İstanbul'da öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan ve daha önce Ahmet Minguzzi'nin ölümü gibi vakaları örnek gösterdi. Bu cinayetlerin 'pardon kardeşim' demek veya 'yan bakma' gibi basit nedenlerle işlendiğini ifade ederek, şiddet yaşının giderek düştüğünü kaydetti. Meclisteki araştırma komisyonunun bu konulara eğilmesi gerektiğini umduğunu söyledi ve yoksul çocukların suç işlediği yönündeki algının yanıltıcı olduğunu vurguladı. Zengin kesimlerin de suç işlediğini belirterek, konunun sınıfsal bir ayrıma dönüştürülmemesi gerektiğini ekledi.
AİLE VE ÇEVRE FAKTÖRLERİ KRİTİK ROL OYNUYOR
Şiddetin altında yatan nedenlerin daha kapsamlı değerlendirilmesi gerektiğini savunan Ercan, suç işleyenlerin aile yapıları, sosyal çevreleri ve siber ağlarla ilişkilerinin incelenmesi gerektiğini belirtti. Mersin'deki Sevgi Evi'nde yaşanan bir olayı örnek vererek, devletin gözetimindeki bir kurumda bile şiddetin var olduğuna işaret etti. Bu tür ortamlarda büyüyen çocukların travmatik etkilerle karşılaştığını ve şiddet eğilimli hale gelebileceğini ifade etti. Aile Bakanlığı'nı bu konuda özel çalışma yapmaya davet ederek, her çocuğun geleceğin doktoru, mühendisi veya pilotu olabileceğini vurguladı.








