Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 'Ülkücü Şehitleri Anma Günü' vesilesiyle Ankara'nın Kızılcahamam ilçesindeki Ülkücü Şehitler Anıtı'nı ziyaret ederek bir anma programı düzenledi. Bahçeli, burada yaptığı konuşmada, ülkücü şehitleri rahmet, minnet ve hürmetle yad ettiğini belirterek, bu anma gününün, toprağa verilen yol arkadaşlarına duyulan özlemin ve onların acılarını gönüllerde taşıyan gençlerin bir araya geldiği mübarek bir hatırlayış meclisi olduğunu vurguladı.

ÜLKÜCÜLÜK VE SORUMLULUK
Bahçeli, konuşmasında ülkücülüğün sorumluluklarına da değinerek, Milliyetçi Hareket Partisi'nin her kademesinin, şehitlerin kanı, dava büyüklerinin alın teri ve taş medreselilerin çektiği ıstıraplar üzerine kurulduğunu ifade etti. Bu nedenle ülkücü için makamın, hakkı verilecek bir emanet olduğunu söyledi. Milliyetçi-Ülkücü Hareket içinde alınan her görevin, bir gösteriş payesi değil; hesabı önce Allah'a, ardından millete ve aziz şehitlere verilecek ağır bir mesuliyet olduğunu belirtti. Bu ağır mesuliyetin altında ezilmemelerinin nedeninin ise şahsi hesaplara değil, İ'la-yı Kelimetullah davasına, Nizam-ı Alem ülküsüne ve Türk milletinin ebedi istiklal iradesine dayanmasından kaynaklandığını dile getirdi.

ŞEHADETİN ANLAMI VE MİRASI
Şehadetin, inançlarında tükeniş değil, diriliş olduğunu vurgulayan Bahçeli, şehitlerin Hakk'ın yoluna kuvvet olan, emrine şahitlik eden kahramanlar olduğunu söyledi. Şehitlerin, batılın, zulmün ve zilletin karşısında dağ gibi duruşlarıyla örnek olduklarını ve dünya sürgününden ayrılıp ebediyete sefer ettiklerini ifade etti. Bedenleri fani alemden çekilmiş olsa da adları ve hatıralarıyla nesillerin yoluna kandil olduklarını, yokluklarının aramızdaki nice varlıktan daha diri olduğunu belirtti. Bahçeli, ülkücü şehitlerin birçok yarım kalan hikayesi olduğunu, kimi üniversite koridorlarında, kimi sokak başlarında, kimi ise darağacının gölgesinde imtihan edildiğini ancak her birinin celladın urganına, hainin kurşununa tebessümle yürüdüğünü söyledi. Bir ülkü peşinde, bir Turan düşünde şehadet şerbetini içtiklerini ve can verdikleri halde Türk-İslam davasını şahsi ikbal masalarında bozdurmadıklarını kaydetti. Konuşmasının sonunda, Ruhi Kılıçkıran'dan Gün Sazak'a, Mustafa Pehlivanoğlu'ndan Fırat Yılmaz Çakıroğlu'na kadar uzanan şehitler kervanının her halkasıyla bir ölseler de bin dirileceklerini haykırdı. Milliyetçi Hareket Partisi olarak milletin birlik ve beraberliğini, milli beka ve maneviyatı son nefeslerine dek gözeteceklerini ve Türk birliği mefkuresine, Türk milliyetçiliğinin son kalesi sıfatıyla ilelebet sahip çıkacaklarını sözlerine ekledi.







