Antalya Diplomasi Forumu'nda yankılanan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, küresel krizlerin enerji güvenliğini yeniden en ön sıraya taşıdığını vurgulayarak, "Çeşitlendirmeyi enerji stratejimizin tam merkezine koyduk. Bu enerji dönüşümü, kaçınılmaz bir dönüşüm olacak, gerçekleşiyor; ama buna akıllı enerji dönüşümü demeliyiz," dedi. Oturumda Azerbaycan, Slovenya ve IRENA temsilcileri de enerji arz güvenliği, kırılganlıklar ve yenilenebilir dönüşüme dair önemli değerlendirmelerde bulundu.

TÜRKİYE'NİN ENERJİ DİRENCİ VE STRATEJİLERİ
Antalya'nın Belek bölgesinde düzenlenen forumda, 'Küresel Enerji Haritasının Yeniden Çizilmesi: Güvenlik ve Belirsizlik' başlıklı oturumda, enerji arz güvenliği, bölgesel kırılganlıklar, altyapı yatırımları ve yenilenebilir enerji dönüşümü gibi hayati konular masaya yatırıldı. Bakan Bayraktar, Türkiye enerji piyasalarının geçmişte yaşadığı çok yönlü sarsıntılar sayesinde önemli bir direnç kazandığını belirtti. İklim krizi, pandemi, tedarik zinciri sorunları, yüksek enerji fiyatları, ticaret savaşları ve bölgesel çatışmalar gibi pek çok zorluğa rağmen Türkiye'nin bu krizlerle mücadeleye alıştığını ve bu durumun ülkeyi oldukça dirençli hale getirdiğini ifade etti. "Bütün bunlar Türkiye’yi oldukça dirençli hale getirdi çünkü krizlerle uğraşmaya alıştık," diyen Bayraktar, çeşitlendirmenin enerji stratejisinin merkezinde yer aldığını ve Azerbaycan gibi komşu ülkelerle birçok projenin başarıyla hayata geçirildiğini sözlerine ekledi.

KARBON NÖTR HEDEFİ VE AKILLI DÖNÜŞÜM
Türkiye'nin nihai hedefinin 2050 yılına kadar karbon nötr bir ekonomi haline gelmek olduğunu açıklayan Bakan Bayraktar, bu süreçte yenilenebilir enerjinin kilit rol oynayacağını vurguladı. Yenilenebilir enerjinin, ithalat bağımlılığını azaltma, karbon emisyonlarını düşürme ve enerji güvenliğini sağlama gibi üç temel soruna aynı anda çözüm sunduğunu belirtti. Bayraktar, enerji dönüşümünün yalnızca hızla değil, aynı zamanda krizlere yanıt verebilecek bir esneklikle yürütülmesi gerektiğine dikkat çekerek, bu dönüşümün "akıllı" olması gerektiğini dile getirdi. Akıllı olmanın, her türlü krize ve gelişmeye duyarlı olmayı gerektirdiğini ifade etti. Ayrıca, Türkiye'nin enerji talebindeki artışın yapay zeka, veri merkezleri ve e-mobilite gibi faktörlerle daha da hızlanacağını öngördüğünü kaydetti. Nükleer enerjinin de dönüşümün bir parçası olduğunu ve 2050'ye kadar 20 gigawatt nükleer elektrik üretim kapasitesine ulaşmayı hedeflediklerini belirtti.

ENERJİ GÜVENLİĞİ VE YENİLENEBİLİRİN YÜKSELİŞİ
Oturumda söz alan diğer katılımcılar da enerji güvenliğinin önemine dikkat çekti. Azerbaycan Enerji Bakanı Parviz Shahbazov, Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelerin küresel enerji arzını ciddi şekilde tehdit ettiğini ve bu krizin küresel hale geldiğini belirtti. Slovenya Çevre, İklim ve Enerji Bakanı Bojan Kumer ise petrol ithalatına tamamen bağımlı olduklarını ve bölgesel çatışmaların ülkelerini doğrudan etkilediğini ifade etti. Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı Genel Direktörü Francesco La Camera ise mevcut krizin bir enerji krizi değil, fosil yakıtlara dayalı merkezileşmiş sistemin krizi olduğunu savundu. La Camera, yenilenebilir enerji ve depolamanın artık fosil yakıtlarla daha rekabetçi hale geldiğini ve Türkiye'yi de bu alanda önemli bir aktör olarak gördüğünü söyledi. Küresel olarak geçen yıl 700 gigawatt yenilenebilir enerji kurulduğunu ve bunun gelecek için bir tercih olduğunu vurguladı.







