Şu anda özellikle her bölgede meteoroloji tarafından don uyarısı yapılırken, sıcaklıkların eksi 20'leri görebileceği vurgulandı.

SOĞUK İLE İLGİLİ EFSANELER
Konya ve ilçelerinde geçtiğimiz yıllarda oldukça soğuk geçen kış aylarının da yaşandığı biliniyor. Hatta bunlarla ilgili farklı efsaneler de anlatılıyor. Bu efsanelerden en dikkat çekeni ise Beyşehir Gölü ile ilgili anlatılanlar. Beyşehir Gölü ve çevresinde yaşanan ve halk arasında hala anlatılan bu efsaneleri Beyşehirli Selçuk Üniversitesi Tarih Bölümü'nden Prof. Dr. Hüseyin Muşmal, yazdığı tarihi kitaplarında ve araştırmalarında sık sık gündeme getiriyor. 'Beyşehir Gölü Adaları'nda Hayat' isimli kitapta ele alınan ve gölün donması ile ilgili bu efsane ise okuyanların büyük dikkatini çekiyor.

DONAN GÖLDEN GEÇEN KERVAN
Kitapta yer alan hikayeye göre Beyşehir Gölü, kışın çok şiddetli ve uzun sürdüğü bir yılda tamamen donup bir buz tabakasıyla örtülmüş. Kalın buz tabaka üzerine bir de kar yağınca, göl âdeta beyaz bir çöl görünümünü almış. Durumdan habersiz olan bir Yörük kervanı develerle Anamaslardan Beyşehir'e doğru yola çıkmış. Dağı indikten sonra çöle girdiklerini sanan kervancılar, gölü bir baştan bir başa (Batıdan doğuya) geçerek Beyşehir'e gelmişler. Beyşehirliler şaşkınlıkla gölün üzerinden nasıl ve ne cesaretle geçtiğini sorunca bu sefer kervancı başı şaşırmış ve "Ne, burası çöl değil de göl müydü?" demiş. Gerçeği öğrenince de kazasız belasız gelebildikleri için Allah'a dua etmiş ve şükretmiş. Ve oracıkta develerden birini kurban etmiş…

BU DA İKİNCİ EFSANE
Göl Üzerinden Yürüyerek Geçme Efsanesi bir de şu şekilde anlatılıyor; Eskiden aşiretler deveyle yolculuk yaparlardı. Antalya’dan çıkar yaylaya, yayladan kış geldi mi geri giderlerdi. Bi aşiret Gıreli’nden çıkmış, geri Antalya’ya gidiyormuş. Ani bir kış bastırmış. Göl buz donmuş. Üzerine de kar yağmış. Dümdüz bir ova olmuş.
Aşiret, hayvanıyla, devesiyle yola düşmüş, ovanın orta yerinden Gıreli’nden Yeşildağ istikametine yürümeye başlamış. Yeşildağ’a varmış, durmuş. Adamlar sormuşlar: “Sen nereden geldin buraya yav?'' “Ben bu ovadan geldim.” demiş kervancı. “Yav gardaşım, burası göl. Sen nasıl geldin? Bunun altı su.” “Yok yav, su ne arasın? Ben bu ovadan geldim.” Dönmüşler, gölün buzunu kırmışlar.
Bakmışlar, hakikaten buzun altında su var. Adam şaşırmış kalmış. “Bu gadar hayvan haşat, adam, hayret nasıl kırılmadı? Ben nasıl geldim?” demiş. Hemen o anda devenin birini kurban etmiş. Kesmiş, gölün üstüne kanını akıtmış.










