Bilecik'te açılan ve ardından Rize'de devam edecek olan 'Bu Çaydanlıklar Çıldırmış Olmalı!' adlı sergi, sıradan bir ev eşyasının sanatsal bir ifade biçimine nasıl evrildiğini gözler önüne seriyor. Bir firmanın 10. yıl kutlamaları kapsamında düzenlenen bu kolektif sergi, gündelik hayatın içindeki nesnelere farklı bir pencereden bakma fırsatı sunuyor.

SANATIN SINIRLARINI ZORLAYAN ESERLER
Sergide, sanatseverlerin ve profesyonel seramik sanatçılarının imzasını taşıyan toplam 63 eser yer alıyor. Bu eserler arasında Onur Sanatçısı Güngör Güner'in yanı sıra Anadolu ve Hacettepe Üniversitelerinden akademisyenlerin ve pek çok sanatçının çalışmaları da bulunuyor. Katılımcılar, çaydanlık formunu alışılmış işlevlerinin ötesine taşıyarak adeta heykelimsi ve düşsel yorumlarla yeniden yaratmışlar.

ÇAYDANLIĞIN SESSİZ TANIKLIĞI
Serginin organizatörlerinden, Sanat Merkezi sahibi seramik sanatçısı Aysun Çölbayır, çaydanlığın gündelik hayattaki derin anlamlarına dikkat çekiyor. Çölbayır, "Çaydanlık, kaynayan suyun ve yükselen buharın içinde, paylaşılan zamanların sessiz tanıklarıdır. Bir çaydanlığın kaynaması çoğu zaman yalnızca çayın demleneceği değil aynı zamanda bir sohbetin başlayacağını da haber verir. Mutfaktan yükselen o buhar; bazen dostlukların, bazen hatıraların, bazen de paylaşılan sessizliklerin habercisidir." diyerek çayın ve çaydanlığın kültürel bağdaki yerini vurguluyor. Bu sergi, gündelik olan ile sanatsal olan arasındaki çizgiyi bulanıklaştırarak izleyiciyi kendi hikayelerini bulmaya davet ediyor.







