Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. 'Türk Seramik Sanatında Kadın İmajı: Estetik ve Kültürel Okumalar' başlıklı söyleşi, sanat ve tarih aracılığıyla kadının toplumdaki yerini ve temsilini derinlemesine inceledi. EÜ Tıp Fakültesi Eğitim Koordinatörü Prof. Dr. Tahir Atik'in moderatörlüğünü üstlendiği ve EÜ Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sevinç Gök İpekçioğlu'nun konuşmacı olarak yer aldığı etkinlik, Muhiddin Erel Amfisi'nde gerçekleşti.

SANATIN İYİLEŞTİRİCİ GÜCÜ VE KADIN İLHAMI
Açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Tahir Atik, sanatın birleştirici ve iyileştirici gücüne dikkat çekerek, etkinliğin amacını vurguladı. Atik, "Bugün tıp ve bilimin yoğunluğundan sıyrılıp, sanatın ve estetiğin dünyasına adım atacağız. Bu yolculuğumuzda, en büyük ilham kaynaklarımızdan biri olan kadınlar üzerinden ilerleyeceğiz. Kadının karmaşık doğasını, 'Türk Seramik Sanatında Kadın İmajı' merceğinden okuyacağız" ifadelerini kullandı.
TARİHSEL SÜREÇTE KADIN ALGISI VE SANAT
Prof. Dr. Sevinç Gök İpekçioğlu, söyleşide kadının farklı tarihi dönemlerde ve uygarlıklarda sanatta nasıl temsil edildiğini ele aldı. İpekçioğlu, erken dönemlerden itibaren kadının toplumsal algısının farklılık gösterdiğini ve bu algının sanat eserlerine yansıdığını belirtti. Yunan ve Roma dönemlerinde kadının kamusal alanda sınırlı bir görünürlüğe sahip olduğunu, Bizans'ta da benzer şekilde sosyal hayattan uzak tutulduğunu anlattı. Erken dönem İslam devletlerinde de kadın temsillerinin kısıtlı kaldığına değinen İpekçioğlu, kadınların genellikle müzisyen veya gösteri sanatçısı olarak tasvir edildiğini ve ev ile özdeşleştirildiğini ifade etti.
SELÇUKLU DÖNEMİNDE KADIN VE ERKEK EŞİTLİĞİ
Türk sanat tarihinde Selçuklu döneminin önemli bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan Prof. Dr. İpekçioğlu, bu dönemde kadının toplumsal statüsünün sanata daha adil bir şekilde yansıdığını belirtti. Orta Asya geleneklerinin etkisine dikkat çeken İpekçioğlu, "Selçuklu döneminde kadın, eş olarak erkekle eşit bir konumda yer alıyordu. Orta Asya kültürünün kadına verdiği değer, bu dönemin sanatına da yansımıştır. 10. yüzyıldan 13. yüzyıla kadar olan bu süreçte, kadın figürünün seramiklerde daha görünür hale geldiğini, hatta sultan kadın tasvirlerinin yapıldığını görüyoruz. Erkek ve kadının aynı kompozisyon içinde eşit biçimde resmedildiğine tanık oluyoruz" diye konuştu. Soru-cevap bölümünün ardından Prof. Dr. Sevinç Gök İpekçioğlu'na teşekkür belgesi takdim edildi. Etkinliğe çok sayıda akademisyen, öğrenci ve idari personel katıldı.







